Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz

Giriş Formu






Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
nedim atilla
Anasayfa
Bölgenin lider ülkesi olmak
Salı, 26 Aralık 2006
Küreselleşme galiba önce uluslararası işbölümünün gelişmesi demek... Sonra da tüketicilerin daha geniş ürün çeşidine daha düşük maliyetle erişimini sağlamak demek. Birikimlerin kullanımında ve kaynak dağılımında daha adaletli olma girişimlerine karşın ekonomik büyümeyi ve toplumların daha mutlu olmasını sağlamak da hedefleri arasında... Ne kadar başarılı olabileceğini görebileceğiz.
Devamını oku...
 
Kalkınma kurulunun daha işlevsel hale gelmesi için...
Perşembe, 28 Aralık 2006
Geçen pazartesi günü öğleden sonrasını İzmir’in geleceği için son derece de önemli gördüğümüz Kalkınma Kurulu toplantısı için Büyükşehir Belediye Meclis Salonu’nda geçirdik... Bizim katılamadığımız bir önceki kurul toplantısında İKA’nın Yönetim Kurulu’nun bulunmaması tepkilere yol açmış, bu nedenle yöneticiler de başta Vali Köksal olmak üzere tam kadro toplantıya katılmışlardı. Toplantıya Ön Bölgesel Gelişme Planı ile İzmir’in Unesco listesine girişi damgasını vurdu.
Devamını oku...
 
Kısa Künye
Cumartesi, 12 Haziran 2004

 


A.Nedim Atilla İzmir-Dikili doğumlu. Kendisini ömrünü geçirdiği yere; Karşıyaka’ya ait hisseder… Lisans eğitimi iletişim üzerinedir. Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirmiştir. Daha sonra ‘iletişim sosyolojisi’ ve ‘tarihsel coğrafya’ üzerine yüksek lisans eğitimi almıştır. 1979’dan bu yana Günaydın, Yeni Asır-Sabah-Bugün ve Akşam Gazetesi’nde çeşitli görevlerde bulunmuştur. Bu görevler arasında muhabirlik, sayfa sekreterliği, istihbarat şefliği, haber müdürlüğü, yazı işleri müdürlüğü, bölge temsilciliği sayılabilir. 5 yıl boyunca Yeni Asır’da, “İnsider”, 8 yıl boyunca da Akşam Gazetesi’nde ‘Ege ve İnsan’ ve 12 yıl boyunca “Anadolu Mutfağı” köşesini hazırlamıştır.  Halen aralarında İzmirlife, Metrogastro, Foodinlife gibi dergilerin bulunduğu çeşitli yayınlarda sürekli yazmaktadır.  2004-2009 yılları arasında meslektaşları Erol Yaraş ve Hamdi Türkmen’le ‘Haftalık’ adlı programda İzmir’in nabzını tutmaya çalışmıştır.  2010'dan bu yana Ege TV'de meslektaşları Gönül Soyoğul ve Ümit Yaldız ile 'Söz Meclisten İçeri' adlı tartışma programını gerçekleştirmektedir. Yine Ege TV’de  8 yıldır ‘Rotamız Lezzet’ adlı programı hazırlayıp sunmaktadır. Uluslararası Rotary 2440 Bölgede 10 yıl boyunca Halkla İlilşkiler Ana Komite Başkanlığı yapmıştır. 2006'dan bu yana Slow Food hareketinin Türkiye’deki kurucu liderlerinden biridir, İzmir Bardacık Birliği’nin lideridir. 2011'den bu yana Mutfak Dostları Derneği'nin, 2012'den bu yana da Chaîne des Rôtisseurs derneğinin yönetim kurulu üyesidir.  Ayrıca çeşitli hizmet ve felsefe kuruluşlarına, mesleki yerel ve uluslararası örgütlere üyedir. Mesleği ile ilgili olarak onlarca ödülün sahibidir.   


Yayımlanmış kitapları
Seviyordum Öldürdüm Hakim Bey (1985)- Öykü Yayınları
İzmir 1927-Gelişen İzmir (1999)- İzmir Kent Kitaplığı
Tarihten Günümüze İzmir Mutfağı (2000- 1. Baskı)- (2010-Genişletilmiş 2. Baskı) İzmir Kent Kitaplığı
İzmir Posta Tarihi (2001)- İzmir Kent Kitaplığı
Parşömen- Bergama'da Değişimin Öyküsü (2001) (Nezih Öztüre ile birlikte)- Öztüre Kültür Yayınları
İzmir Demiryolları (2002)-İzmir Kent Kitaplığı

Parchment- (2003) Nezih Öztüre ile birlikte)- Öztüre Kültür Yayınları
Vourla (Urla’da zamana tanıklık) (2002) Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları
Batı Anadolu Zeytinyağı Kültürü (2003)- Tariş Zeytin Kitapları 
Adabeyi- (2003) Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları
Mobolla –Muğla Kitabı (2004) Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları
İlkçağdan Bugüne Rakı- Aliyyülalâ İzmir Rakısı (2004)- ELDA Yayım
Alaçatı- Bir Mübadele Kasabası (2005)- Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları
Foça-(2006) Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları

Sağlık Yurdu Batı Anadolu (2007) -(Türkçe ve İngilizce)- Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları

Kozak- Yemekleri ve Kültürü ile Bir Yaylanın Öyküsü 2009- (Türkçe ve İngilizce)- Nezih Öztüre ile birlikte- Öztüre Kültür Yayınları



Koordinatör olarak çalıştığı kitaplar
Bir Varmış Urla – Sedef Tunçağ (2003)
İzmir Sefarad Mutfağı (2004)
BAL’ın 50 Yılı ( 2005)


Monografiler

Koca Doktor-İkinci Baskı- Sedef Tunçağ (2006)
Çark Döndü-Faik Tokatlıoğlu (2006)

Cevdet İnci Kitabı- (2008)

 

Devamını oku...
 
İzmir
Pazartesi, 09 Ağustos 2004
İzmir kolay bir kent İstanbul’a oranla. Ayrıca Ayvalık’tan Bodrum’a kadar geniş bir hinterlandın da merkezi. Buradan bakınca İzmir’de olmak pek keyifli… Yaşamanın daha kolay olması, iklimin yumuşaklığı insanları biraz tembelleştirmesi de başka bir gerçek. Zaten hayat dediğiniz nedir ki… Şairin dediği gibi, bize sunulmuş bir armağan ise ömür, İzmirlilerin çok çalışmayı pek sevmemelerini anlamak mümkün. Sonra İzmir’de ülkenin başka yerlerinde olmayan bir İzmirlilik ruhu vardır. Her olaya önce bu gözle bakılır. Mesela son AKP hükümetine İzmirliler pek bozuldular. AKP’nin Türkiye’de üçüncü olduğu bütün iller Ege’de, İzmir’de az daha dördüncü olacaklardı. Aldıkları oylara göre adamlar kendi açılarından mantıklı davranıp İzmir’e bir bakanlık verdiler. Bugüne kadar çoğu icracı en az 4-5 bakana alışmış olan İzmirliler ayağa kalktı. ‘Vay efendim koskoca Ege’ye, İzmir’e bir bakanlık yeter miymiş?’ İzmir’de gazetecilik yapıyorsanız önce bu gözlüğü takacaksınız. Bu çağdaş gazetecilik açısından bakıldığında pek doğru değil. Denilebilir ki zaten Türkiye’de evrensel gazeteciliğin hangi ilkesi uygulanıyor ki. Doğrudur. Özetle kafanızı ilkelere takmazsanız, İzmir’de gazetecilik kolaydır. İlkeli davranacaksanız, Türkiye’nin her yerinde zordur… Gazetecilik okulunu beraber bitirdiğimiz arkadaşlardan bir çoğu İstanbul’a giderek başarılı oldular. Bugün bir çok gazetenin yönetimine İzmirliler hakim… Bu da tesadüf olmamalı… İzmir, gazeteciye doğru ya da yanlış mutlaka bir bakış açısı yaratır…
Devamını oku...
 
izmir2
Pazartesi, 09 Ağustos 2004

Bu çalışmalar İzmir’in sizin için hayli anlamlı olduğunu ortaya koyuyor…

Elbette başka kentlerin, başka öykülerini de yazmak istiyorum ama önce, doğduğumuz ve doyduğumuz topraklara yani İzmir’e olan borçlarımızı ödemeliyiz. Şehrimizin o kadar çok birikimi ve özellikle de bizim üzerinde çalıştığımız mikro tarih anlamında (mutfak gibi, posta ve demiryolu gibi) o kadar yazılmamış yanı var ki. ‘Batı’nın en doğusundaki, Doğu’nun en batısındaki kent’ tanımının İzmir’e daha uygun düşeceği kanaatindeyim. Ama bunlardan da öte bir anlamı var bu kentin benim için… İzmir’in hakkının yazın dünyasında verilmediğini düşünüyorum. Biraz Halid Ziya, biraz Samim Kocagöz, Tarık Dursun... Tanpınar’ın beş şehrinin içinde bile girememiş İzmir… Attila İlhan ile Necati Cumalı olmasa İzmir’in şiiri bile olmayacaktı denilebilir. Güzelliği ve kadri bilinmemiş, yaşanmamış, yaşatılmamış, gezmeye götürülmemiş, denizaşırı hayaller kurmasına izin verilmemiş, mektup yazılmamış, hep yalnız bırakılmış bir şehir İzmir… Bu anlamda kentimizin hakkını verme girişimi de olarak kabul edilebilir bizim bu cılız çabalarımız. Cılız diyorum çünkü kentin büyüklüğü karşısında daha büyük işler yapılmalı…

Devamını oku...
 
mimar
Pazartesi, 09 Ağustos 2004
mimari iz bırakan uygarlık sayısı 30’un üzerinde… Bir sonraki gelenler bu insanların hepsini kesip denize atmadılar ya… Devşirile devşirile bugüne gelindi. İzmir’de 1950’lerde Türkçe’nin yanı sıra 16 dil daha konuşuluyormuş. Rumlar 1922’de gitmiş ama, Hollandalı, İngiliz, İtalyan (bütün çeşitliliği ile: Milanezler, Cenovalılar, Napolililer) Fransız, Rus, Bulgar (Dünyadaki ilk Bulgarca gazete İzmir’de basılmıştır- İlber Ortaylı’nın müthiş saptaması!), Hırvat, Sırp kalmış… Daha sonra Balkanların, Ege Adalarının, Midilli, Sakız ve Girit’in bütün seçkin aileleri gelmiş İzmir’e… Uzun süre birbirlerinden kız alıp vermemişler ama bu durum 1960’lardan sonra değişmiş. Zeytinyağı ile doğal yöntemlerle beslenen, yılda üç mevsim yaşayan (İzmir’de kış olmaz. İlkbahar, yaz ve 5 aylık bir sonbahar olur…) birbirine keyifle karışan soyların çocukları. Elbette güzel olacaklar. Peki bu güzel kızlar talihli mi? Kolayca evet demek mümkün değil. Anneannem, ‘Allah insana çirkin şansı versin’ derdi… Attila İlhan da her nedense ‘en eksik kızlar İzmir’e çizilmiş/yaşadıkları neyse eksik’ demişti. Tabii bunlar büyük melezleşme öncesinin düşünceleri. Usta’nın bugün İzmir’in kızları için ‘eksik’ diyeceğini sanmıyorum… 
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 775 - 780 of 780

 

Yeni günlük yazılar

 

Popüler