Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow sonsoz arrow Tesir, pişkinlik ve çocuklar
Tesir, pişkinlik ve çocuklar Yazdır E-posta
Cuma, 01 Nisan 2016

Memleketteki olup biten karşısında, “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” diyen Fuzulî ruh halindeyim birçok gerçek gazeteci gibi.

Türkiye’de sorunun “iktidar” değil “muhalefet” olduğunu yinelemek gerek. Şöyle bir bakalım 2016 başında muhalefete…

 

Şehit haberi almadığımız gün kalmadı… Ne yazık ki; geleceğin ne olacağını da bilemiyoruz. 4 yaşındaki bir çocuğa ait bayrağa sarılı tabut 2016 Türkiyesinin yüzümüze çarpan ilk fotoğrafı oldu.  HDP, dayandığı etnik temsiliyeti TBMM’ye, Türkiye siyasetinin tek meşru zemini olan TBMM’ye taşıyarak, kendisini, “çözüm süreci”nde“etkili muhatap” konumuna getirerek, “Kürt sorunu”nun “Türkiye bütünlüğü” içinde çözülebilirliğinin bugüne dek en somut fırsatını yaratmıştı. Ama atladığımız gerçek, HDP’nin de aslında “bir koalisyon” olduğu idi… HDP Koalisyonunun “ırkçı- faşizan ve ayrılıkçı kanadı” ağır bastı.  Seçim barajı düşse bile HDP’nin bu barajı artık aşması çook zor…

***

Daha önce “Faşizmin Anatomisi” adlı kitaptan söz etmiştim bu köşede. Yıllarca faşizmi Dimitrof'un, Üçüncü Enternasyonalce benimsenen “finans kapitalin en tepkici, en şoven, en emperyalist unsurlarının açık, terörist diktatörlüğü” diye tanımlayan sosyalistlerden farklı olarak; daha sosyolojik izahı olan tanımlara yönelen Robert O. Paxton'm "Faşizmin Anatomisi" kitabına döndüm yine son bir haftadır… Nedenini açıklamaya gerek yok sanırım…

Kitap, “faşizm yükseldikçe sıra size de gelir” diyor özetle.

Belki de en etkileyici yanı, sıradan insanların, belki de hiçbir zaman faşistliğe meyletmeyen, bir anlamda tuzu kuruların yıllarca olup biteni sessizce seyretmesi, son günlere kadar gündelik yaşantılarını pişkinlikle sürdürmesine dikkatimizi çekiyor…

Faşizan eğilimler dünyanın her yerinde çoğunlukla geleneksel muhafazakâr elitlerle de işbirliği yaparak, demokratik özgürlükleri rafa kaldırıyor, hasımlarına şiddet uyguluyor, içeride temizlik ve dışarı doğru genişlemek için ahlaki ve hukuki hiçbir sınır tanımıyor.

Ülkedeki faşizanların başını mesleği sorulduğunda “gazeteci” diyen bir takım adamlar çekiyor oturup onları yazsam diyorum, ama biliyorum tesiri yok… Kaç aydır aklı başında herkes söylüyor ben de yazmıştım, “Faşizmin ülkemizi daha da kutuplaştırmasına izin vermeyelim…”

Diyoruz da tesiri yok…

***

Öte yana bakalım

Birbirlerini aptal yerine koymak, birbirlerini kandırmak için, sanki karşı taraftakilere “bizim partide anahtar liste hazırlayan uyanıklarla, onların hazırladığı listelere atlayan saftirikler var” mesajını vermek için kırk tane anahtar liste hazırlayan “umutsuz CHP’lileri”  yazsam ne fayda.

Dünkü Parti Meclisi yarışına bakıp CHP’den umutlu olmak mümkün mü?

Sabaha karşı olmuş, bakıyorum sosyal medyaya… CHP’liler bildikleri en iyi işi yapıyor. Birbirlerini yiyorlar…

***

MHP’li arkadaşlarla da konuşuyoruz. Onlar da umutsuz ve keyifsizdi aylardır.  Meral Akşener’in liderliği ele geçirmesiyle “Merkez Sağı” MHP çatısı altında toparlayabileceği iddiasındalar. Umarım haklı çıkarlar…

Ama MHP o kadar uzun zamandır “iktidar” iddiasından uzakta ki…

Muhalefetin bu haliyle; Cumhurbaşkanı’nın kafasındaki “baskın seçim” projesi de bu nedenle akla yatkın bir iddia…

 

***

Ve hayatın acımasız bir haberi daha… Kafamı üç gündür meşgul eden ise 13 yaşındaki bir kız çocuğunun intiharı… Bursa'da 13 yaşındaki B. evin banyosunda kendisini bornoz kemeriyle astı.  8'inci sınıf öğrencisinin TEOG sınavında istediği puanı alamayınca bunalıma girip, intihar ettiği ileri sürülüyor. TEOG sınav sonuç sonuçlarının internet ortamında açıklanması sonrasında, puanlarının düşük olduğunu gören B, çok üzüldü ve odasına kapandı. Girdiği bunalımdan çıkamayan çocuk ölümü tercih etti.  Acaba diyorum, bilumum sınav sonucu açıklandığında intiharı düşünen kaç çocuk vardır bu ülkede…

***

Bu ülkede yaşamak için galiba tek çare “pişkin” olmak… Beceremeyeceğimiz iki üç mevzudan biri. Bize daha parmak kadar çocukken “pişkin olmamak” öğretildi önce… Sonra da “tenezzül etmemek”…

***

En iyisi “beni bile tembihlediler” diyen Sezen Aksu ile başlamak haftaya: Sussan olmuyor, susmasan olmaz/ Dil dursa hakim bey, tende can durmaz/ Yazsan olmuyor, yazmasan olmaz/ Kaleme tedbir koma, tek durmaz”

 
< Önceki   Sonraki >