Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow sonsoz arrow Sandığa vicdanımla gidiyorum
Sandığa vicdanımla gidiyorum Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Mart 2016
Geleceğimize karar vereceğimiz sandığa şekillendireceğiz. Kaldı 48 saat. Görüyorum ilk defa “kararsız” seçmenlerin sayısı bu kadar az… Seçime iki gün kala, eskiden en çok duyduğum sözler, “Yahu, hangi partiye oy vereceğiz?” ya da “Hala bilemiyorum kime vereceğimi” olurdu… Bu kez hemen herkes kararını vermiş durumda.

Sandık başına giderken içinde bulunduğum duyguları paylaşmak istiyorum bugün sizlerle. Hem bölgenin hem de dünyanın önemli devletlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti, benimsediği büyük hedeflerle yönelmiştir geleceğe... Türkiye, içinde bulunduğu sorunlara karşın, küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Bu ülkeyi küresel bir güç haline getirmek için (dün ve bugün) çaba harcayan herkese şükran borcumuz var. Öncelikle bunu unutmayalım.

2015 yılında Türkiye’nin güney sınırlarından aşağıya bakanlar, ihtiyaç duyulan en önemli şeyin ‘laiklik’ olduğunu görürler. Bizler laikliği içselleştiren bir eğitim sisteminden geçtik. Dogmalara değil, akılcılığa ve bilime önem veren özgür bireyler olarak yetiştirmek istedi bizi öğretmenlerimiz. Bilime inandık. Felsefe ve mantığı bildik. Sanat, hayatın tozunu-kirini alır; edebiyat birden çok yaşama tanıklık etmemize yol açar; matematik hayatı çözmeye yarar.  Böyle öğrendik.  

Yine çok iyi biliyoruz ki, özgürlükler ve demokrasi, laiklik sayesinde güvenceye alınmış; Türkiye böylelikle çağdaş ülkeler ve değerler sisteminin içine girebilmiş ve dahası orada kalabilmiştir. Tüm inançlara –şiddete karışmamak koşulu ile- tüm düşüncelere, davranışlara, giyime, kuşama saygı göstermeyi de biz laik felsefe ile öğrendik… Oy kullanırken, Gazi’nin şu sözü aklımdan çıkmayacak: Laiklik, kulluktan yurttaşlığa; bağnazlıktan çağdaşlığa yönelişimizin de değerli bir simgesidir.

İzmir’in önemli bir farkıdır bilirsiniz. Farklı din, düşünce ve yaklaşımların barış, hoşgörü ve özgürlük ortamında yaşamasına olanak sunar bu kent... Bizler böylesi bir ortamda yetiştik. Bizi ne sokakta şortla gezen bir genç kız ilgilendirir, ne de başörtüsünü – siyasal simge olarak kullansa da- takan genç kız… Zaten bu gençler Gezi’de el ele vermediler mi? Tekrarda yarar var: Laiklik, din ve vicdan özgürlüğü değildir sadece... Laiklik, tüm özgürlüklerin, bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğünün de güvencesidir. Laiklik dinin devlet işlerine, politikaya ve toplumsal yaşama kesinlikle karıştırılamayacağı; devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzeninin kısmen de olsa din kurallarına dayandırılamayacağı düzenin adıdır.

Vicdanımız her şeyin önünde gelir… İnsan gözünün gördüğüne inanmayabilir, “acaba yanlış mı gördüm” diye düşünebilir. Tekrar bakabilir, aklına inanmayabilir “acaba yanlış mı anladım” diye düşünebilir. Tekrar sorabilir, okuyabilir ancak vicdanen bildiklerinde şüpheye düşmez.

Ailemiz bize vicdanı öğretti. Dünya sorunlarına bilimsel ve akılcı yönden bakmayı öngören laiklik kurumunun, dini inançları kul vicdanındaki kutsal yerde koruduğunu bilerek büyüdük.

Küçük bir köyde…

Dünya küçük bir köye dönüşmüşken, Türkiye’nin, küreselleşmenin avantajlarından en üst düzeyde yararlanabilmesi için bu seçim bir fırsattır.

Bugün artık dünya da, ülkemiz de değişmiştir; fevkalade bir hızla değişmeye de devam etmektedir. Ülkemizin, toplumumuzun ve uluslararası ortamın farklılaşan hali karşısında, gerekli ‘açılımları’ sürdürerek, saptadığı hedeflere ulaşabilecek güç ve potansiyele sahip olduğundan hiç kuşkum yok.

Oyumu kime vereceğim?

Yeni iktidarın (sandıktan kim çıkarsa çıksın) öncelikli sorunu ekonomi olacaktır. 8 Haziran sabahından itibaren, ekonominin rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşturulması; işsizlik, yoksulluk ve de özellikle (hepimizi çok inciten) ‘yolsuzluk’ gibi temel sorunlara kalıcı çözümler üretebilecek bir siyasi çizgi için oyumu kullanmak istiyorum.

Kültür ve sanata hak ettiği değeri veren bir anlayışı destekliyorum. Anadolu coğrafyasından gelmiş geçmiş onlarca kültürü yadsımayan; kültürel değerlerimizin tüm boyutlarıyla korunmasına ve evrensel kültür ile uyumlu kılınarak gelecek kuşaklara aktarılmasına gereken özeni gösterecek anlayışı destekliyorum.  

Oyumu kullanırken şunlar aklımdan çıkmayacak:
Ülkemin çağdaş dünyada saygın bir konuma yükselmesi, Atatürk ve O’nun kurduğu Cumhuriyet rejimi sayesinde başarılmıştır. Cumhuriyet’in yeni eserlerle yüceltilmesi, değiştirilemez nitelikleriyle korunması ve yaşatılması, varlığımızın sonsuza kadar sürdürülebilmesinin en önemli güvencesidir.

Cumhuriyet’in devrimci ve aydınlanmacı ruhunu, 8 Haziran günü aynı coşkuyla sürdürecek bir hükümeti iktidarda görmek istiyorum
. Cumhuriyet’i korumaya ve yaşatmaya kararlı, çağdaş yaşamı gönülden benimsemiş, Cumhuriyet’in sağladığı kazanımların bilincinde olan bir siyasi iktidarın özlemi içindeyim. Ben oyumu, vicdanımın sesini dinleyerek, bütün bu değerleri ve laikliği içselleştirmiş siyasetçilerin bulunduğu partiye vereceğim.
 
< Önceki   Sonraki >