Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow sonsoz arrow İzmir-severlere iyi bir haber
İzmir-severlere iyi bir haber Yazdır E-posta
Salı, 09 Şubat 2016

Ne yazacak bu adam?
Efendim, İstanbul’da başlayan ama 35 yıldır İzmir’de süren bir gazetecilik serüveni benimkisi. Gazetelerde hemen her görevde bulundum, son 10 yıldır da Ege TV’de televizyonculuğu öğreniyorum. Sağ olsunlar Ümit Yaldız, Gönül Soyoğul ve Fahrettin Dokak dostlarım son idari görevim olan Akşam Gazetesi İzmir Temsilciliğinden ayrıldığımda Ege’de Sonsöz’ün kapılarını bana ardına kadar açmışlardı.


Kısmet bugüneymiş. Sadece bölgemizin değil, ülkemizin en çok okunan haber portallarından birinde bulunmak onur verici… İnternetin gücü ortada… Dünyanın neresine gidersem gideyim, internet bağlantısını sağladığım ilk yerde egedesonsoz.com yazıyorum ekrana ve ne olmuş, ne bitmiş hemen öğreniyorum. Artık haftada birkaç kez yaşadıklarımı, bildiklerimi, duyduklarımı, gözlemlerimi ve izlenimlerimi sizlerle burada paylaşacağım. Yeni bir mecrada, yeni bir yolda, her gün yeni bir şeyler söylemek üzere… Halikarnas Balıkçısı’nın “merhaba”sı gibi, dünyanın kirini pasını silecek, dostça bir merhaba!

* * *


Yıllardır şikâyet edip dururuz, demokratik duruşta ve cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkmak konusunda birinciliği kimselere kaptırmayan güzel şehrimiz, diğer konularda nedense hep gerilerde kalıyor diye… Örneğin, iş dünyasında hemen her konuda birincilik İstanbul’a aittir, finansın merkezi İstanbul’dur; iletişimin, medyanın, reklamcılığın, ticaretin, sanayinin merkezi de İstanbul… Hadi hafiften kıskandığımızı da itiraf edelim; dünyanın en güzel, ama en yaşanmaz metropolünü… Ancak İzmir gibi özel bir kentin bu kadar ihmal edilmesi de kanımıza dokunur, dokunuyor.  

Şimdi İzmir-severlere iyi bir haberim var… Sağlık ile ilgili bilimsel bir konuda, ‘Bioİzmir’ projesi ile kentimiz gerçek anlamda bir şampiyonluğu yakalayacak diye düşünüyorum. Hatta bu konuda rakibi olmayacağı için de, eminim. Efendim, dünyada ‘AR-GE’ yatırımına silahtan bile daha çok para harcanan ilaç endüstrisinin araştırma-geliştirme merkezi İzmir oluyor. Hem de gelecek pazartesi gününden itibaren… Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde kurulan ve ilk ünitesi 23 Mart 2015 tarihinde açılacak olan, ‘Depark’ kısa adıyla tanıtılan ‘Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Şirketi’nin en önemli girişimlerinden ‘Bioİzmir’ in neler yapacağını öğrenince, gerçekten çok sevindim.

İyi de, nedir bu ‘Depark’ derseniz, dilimin döndüğünce anlatmaya çalışayım. Yazılım, bilişim, elektronik, ileri malzeme teknolojileri, tasarım, nanoteknoloji, otomotiv, yenilenebilir enerji gibi konularda ve biyoteknoloji ile tıp teknolojileri alanında ‘Ar-Ge’ çalışmalarının yürütüldüğü; Ar-Ge’ firmalarının yer aldığı bir çalışma bölgesi burası… ‘Depark’, Türkiye’nin ilk sağlık temalı teknoparkı olma özelliğine de sahip ve Nisan-2013’te kuruluş iznini almış. Bugün Türkiye’nin en hızlı gelişen teknoparklarından biri ayrıca… Türkiye’de tam otuz beş teknopark var, ama ‘sağlık’ temalı tek teknopark bizimki… İlham kaynağı ise, İzmir’in Milano’ya karşı kaybettiği EXPO mücadelesi... O zaman ana teması ‘sağlık’ olan sunumlarda duymuştuk; Aziz Kocaoğlu, “İlk sağlık teknoparkını kuracağız.” diye söz vermişti. Gerçekleştiren Dokuz Eylül Tıp Fakültesi oldu. Bünyesinde bulunan ‘Teknoloji Transfer Ofisi’ ile üniversitede üretilen akademik bilginin ticari değere dönüşmesi için patent alınmasından tutun da, şirket kurulmasına kadar olan süreçlerde akademisyenlere tam destek verilmesi de çok sevindirici…

Malum, herkesin ağzında bir ‘Ar-Ge’ lafıdır gidiyor… ‘Ar-Ge’den teşvik almak isteyen samimi (ya da samimiyetsiz) birçok insanla karşılaşıyoruz. Doğal olarak soruyoruz, “Yeni ürün geliştirecek misiniz? Ürününüzün kalitesini, standardını yüksek tutabilecek misiniz? Maliyet düşürücü yeni teknikleri de araştırıyor musunuz?” Genellikle kafalar aşağı yukarı sallanıyor, ama bu amaçla yola çıkıp yarı yolda kalan o kadar çok iş var ki… Bazısı yola koyulamıyor bile… Hakkını teslim edelim, son dönemde ‘Ar-Ge’ işlerinin aldığı teşvikler giderek arttı ve galiba sağlıkta bu işin kaymağını da İzmir yiyecek.

‘Bioizmir’, “Türkiye’nin Sağlık Geçidi” olarak tanımlanıyor. Bu proje ile İzmir’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde var olan ilaçlar daha da geliştirilecek; yeni ilaçlar ‘icat edilecek’; yeni sağlık projeleri oluşturulacak. Almanya ve İngiltere’nin en büyük ilaç şirketleri, ‘Ar-ge’ faaliyetlerini İzmir’de de sürdürecek. Halen Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki fabrikalarında ‘Ar-ge’ çalışması yürüten ülkemizin ünlü ilaç firmaları da, elemanlarını İzmir’e gönderecek. İyi haber alan kaynaklardan öğrendim ki, ‘İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’ yöneticileri, pazartesi günkü törende, bu konuda bir ‘irade’ açıklayacaklarmış.

İyi de, neden İzmir? Bu sorunun yanıtını, İzmir’in bu konuda devletten iyi teşvik alan bir kent olması ile açıklayanlar var. Ancak bundan daha önemli bir sebep de şu: İzmir’de yetişen, değerleri bilinirse bu keyifli kenti bırakmaya hiç niyeti olmayan ve bu proje için canla başla çalışan kendine bilime adamış gençlerin varlığı… Kuşkusuz, Avrupa’da aylarca güneş görmeden çalışan bilim insanlarını, fevkalade bir iklime sahip güzel kentimize gönül rahatlığı ile davet etmek de işin cabası...

Bugüne kadar başka kentler, özellikle de İstanbul açısından ‘kaynak’ şehir olarak görülen İzmir, artık kaynaklarını kendi için kullanacak. Bunu bilmek ve görmek çok güzel… Yıllarca fabrikanın İzmir’de, yönetimin ve vergi gelirlerinin İstanbul’da olduğunu gördük. Özellikle, İstanbul’a yerleşmek zorunda kalan pırıl pırıl gençleri de… Bu şahane proje, bu anlamda da umut verici… Söylesenize, İzmir, Avrupa ilaç endüstrisinin ‘Ar-Ge’ merkezi olduğunda, kendimizi daha iyi hissetmeyecek miyiz? Desteği veren, emeği geçen herkese şimdiden teşekkürler… Yolunuz açık olsun.

 

 
< Önceki