Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Mutfak yazıları arrow Tam bir medeniyetler sofrası
Tam bir medeniyetler sofrası Yazdır E-posta
Cuma, 19 Eylül 2014
Kısa bir süre sonra açılacak olan Hatay Müzesi’nde sergilenen yazıtlardan birinde, Antakya kenti için, neredeyse 1800 yıl önce “Doğu Akdeniz’in Kraliçesi” denmiş… İşte bu kraliçe kentte, geçen hafta boyunca ‘Akdeniz Ülkeleri Mutfak Günleri’, tam da şehrin adına yaraşır güzellikte yaşandı.

 

Kuşkusuz gizli kalmış ya da unutulmaya yüz tutmuş tatların yanında, müthiş lezzetler ve yeni dostluklar da gündemin konusu oldu. Önemli ayrıntılara değinen ve değerli bilgiler içeren paneller, aynı zamanda bir ‘hoşgörü ve dostluk’ kenti olan Antakya’da 'Akdeniz mutfaklarının kardeşliği'ni bir kez daha vurgulamış oldu. Malum, Hatay’ın burnunun dibindeki Suriye’den silah-bomba seslerinin duyulmadığı gün yok gibi… Ancak bu etkinlikler kapsamında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Cezayir, Fas, Fransa, Hırvatistan, İspanya, İtalya, Karadağ, Lübnan, Malta, Monako, Slovenya, Tunus, KKTC, Makedonya ve Portekiz’den kente gelen yemek ustaları, barış ve huzur içinde güzel bir hafta geçirdiler. Bana göre bu buluşmanın dünyaya verdiği en önemli mesaj şuydu: “Gelin ve görün, biz Hatay’da birarada ve huzur içinde yaşıyoruz.” Bilinen bir gerçektir, birbiriyle ticaret yapan ülkeler savaşmazlar ya; bir masa etrafında oturup yemek yiyebilen insanlar da tartışmazlar. Hatay Valiliği ve Hatay İl Yenilik Platformu’nun davetlisi olarak, bu kentte iki gece geçirdim. Gözlemlerimi ve sunulan şahane lezzetleri burada sizlerle de paylaşmak isterim.

EMEK VE YEMEK…

Öncelikle şunun altını çizmeliyim: Hatay kenti, 600 değişik yemeği ve sıra dışı lezzetleriyle ‘Dünya Gastronomi Şehri’ olma yolunda ilerleyen ve UNESCO’ya adaylık başvurusu kabul edilen dünyadaki 4 kentten biri. Bu etkinlik de ‘Antakya Mutfağı’na, dünyada bilinirlik ve saygınlık kazandırılması açısından  son derece önemliydi. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, konuşmamızda Hatay’ın bir ‘gastronomi turizmi kenti’ olabilmesi için attığı adımlardan ve daha da alınması gereken çok yol olduğundan söz etti. Etkinliğin sloganı da bu açıdan çok anlamlıydı. “Emek ve Yemek”… Biz de küçük grubumuzla bir kaçamak yapıp namı yayılmış kasaplardan birine gittik. Etin nasıl bu kadar lezzetli hale getirildiğine şaşarak doyurduk karnımızı. Sonra künefecide aldık soluğu… Gerçek künefenin odun ateşinde pişmesi gerektiğine tanık olduk.

DEFNE SABUNLARI BİR HARİKAYDI

Etkinlikler içinde beni en çok heyecanlandıran iki şeyden biri, Hıdırbey Köyü’ndeki ‘Defne Yolu Yürüyüşü’ oldu. Yaptığımız 2 kilometrelik yürüyüş ve sonrasında görüp tattıklarımız çok etkileyiciydi. Defne ağaçları, defne sabunları ve zeytinyağı bir harikaydı. Heyecanladığım ikinci noktaysa, Tıbbi Aromatik Bitkiler Müzesi’ydi. Fas asıllı ve ‘Baharat Kraliçesi’ lakabıyla tanınan Choumicha Chafai’ın bu müzede Fas mutfağından yaptığı sunum ilgi gördü. Kişisel kanaatim odur ki Hatay, bu müzeyi doğru kullanabilirse dünyada bir adım öne geçer.

Sırada 22 lezzet daha var

Cezayirli şef Farid Zadi’nin hazırladığı mönünün ardından düzenlenen ‘Akdeniz Ülkelerinde Coğrafi İşaretleme’ konulu panelde tartışılanlar da önemliydi. Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Akdeniz ülkelerinin sadece ortak beslenme özellikleriyle değil, ortak yaşama tarzları nedeniyle de çok zengin bir mutfak kültürüne sahip olduğunu anlattı. Vali Lekesiz ise, Antakya’nın bugüne kadar sadece ‘Künefe’ ile anıldığını, sırada bekleyen 22 ürün daha olduğunu söyledi. Her zaman yazıp çizmeye çalışıyorum; geleneksel mutfakların yaşatılması ve aslına uygun olarak yeniden yorumlanması, bölgeler ve ülkeler için önemli bir ekonomik kaynaktır. Gastronomi turizminin de olmazsa olmazıdır. Hatay’da gerçekten bir ‘Kraliçe’ var ve yüzlerce yıldır olduğu gibi, bugün de lezzetlerin âlâsını sunmaya devam ediyor. Kıymetini bilmekte yarar var.

Hatay’ın coğrafi işaret talepleri

Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, coğrafi işaretlerin öneminin farkında ve bilincinde… 2006 yılında ‘Hatay Künefesi’ coğrafi işaret almış. 22 ürün için de ‘Coğrafi İşaret’ başvurusu yapılmış: Ceviz Reçeli ve ‘Hatay Kahvaltısı’na marka tescili alınmış. Kırıkhan Havucu, Püren Balı, Nar Ekşisi, Ney Kamışı, Defne Sabunu, Yayladağı Lokumu, Yerel Zeytin çeşitleri olan ‘Karamani, Savrani, Sarı Haşebi ve Halhalı’, Hatay Cevizli Biberi, Akçay Şeker Portakalı, Hatay Hurması, Tuzlu Yoğurt, Zahter, Altınözü Biberi, Sürk Peyniri ve Carra Peyniri… Künefelik Peynir için taleplerin değerlendirilmesi çalışmaları da devam ediyormuş. Sayılan bu lezzetlerin her biri, hiç kuşkusuz Antakya’nın değerini daha da yükseltecektir. Emeği geçecek olanların yolu açık olsun.  

Hatay’ın gastronomik hedefleri

Etkinliğin sonunda yayımlanan bildiride, ‘Akdeniz Ülkeleri Mutfak Günleri’ ve Hatay olarak geleceğe yönelik hedefler şöyle sıralandı:
- Geleneksel mutfaklarımızın korunması ve  geliştirilmesi 
- Yenilikçi fikir üretiminin teşvik edilmesi ve desteklenmesi
- Unutulmaya yüz tutan Akdeniz yemeklerinin, yarışmalar ve benzeri etkinliklerle gün ışığına çıkarılması
- Gastronomi turizminin yerel ekonomilere katkısının artırılması
- Mutfaklar arasındaki bilgi ve deneyim alışverişinin, etkileşimin artırılması; bu yolla da Akdeniz’deki dostluğun ve barışın, uluslararası işbirliğinin pekiştirilmesi; diğer coğrafyalara örnek olunması
- Etkinlikte sergilenen fikirlerin, tariflerin, uygulamaların ayrıca Hatay’ın kaybolma riski altındaki yerel lezzetlerinin dijital ve yazılı kayda geçirilerek dünya mutfak kültürüne dahil edilmesi
- Binlerce yıllık mutfak kültürünü yarınlara taşıyacak olan gençlere yönelik etkinliklerin artırılması
- Hatay’ın öncü rolünün diğer Akdeniz kentlerine ve tüm Türkiye’ye ilham vermesi

 
< Önceki   Sonraki >