Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Mutfak yazıları arrow Yanık Ülkede bağbozumu&
Yanık Ülkede bağbozumu& Yazdır E-posta
Pazar, 02 Aralık 2012

Antik çağdan bu yana ‘en güzel şarapların yapıldığı ve en güzel asmaların yetiştiği topraklar’ olarak da anılan coğrafyamızın kıymetini, dünya yavaş yavaş anlamaya başladı. Biz de artık gastronomi turizmine daha çok yatırım yapmalıyız. Kula ve Elazığ’da geçtiğimiz günlerde yapılan bağbozumları bu konuda umut vericiydi.

Dünyada, bizde olduğundan çok daha fazla tanınan değerli yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “Yalnız ve güzel ülkem” sözlerini anımsadım, Kula ve Elazığ seyahatlerimde… Ülkemin hem batısında, hem doğusunda… Anadolu coğrafyası için, “Güzel ve yanık ülke” benzetmesiniyse, coğrafya biliminin babası Amasyalı Strabon’un yaptığını biliyor muydunuz? ‘Katakekaumene’ denirdi, Anadolu’nun birçok yerine, eski Luwi dilinden galat… Yani ‘Sönmüş yanardağlar ülkesi’… Antik çağdan bu yana ‘en güzel şarapların yapıldığı ve en güzel asmaların yetiştiği topraklar’ olarak da anılan coğrafyamızın kıymetini, dünya yavaş yavaş anlamaya başladı. Umarım yakında biz de sahip olduğumuz bu bereketli toprakların (hem de Nuri Bilge’nin dokunaklı filmlerinin) hakkını daha çok veririz. 

UN, YAĞ, ŞEKER VAR!
Üzüntümüz şundandır, yanlış anlaşılmasın… Burada tek tek sayacak değilim, hepimizin malumu, her konuda her şeyin en âlâsına sahibiz; ancak şu helvayı bir türlü kavuramadık gitti. Herkes kendi konusunda kuşkusuz daha bilgili… Ben ve benim gibi düşünenler de, yıllardır yazıp duruyoruz, bu ülkenin ‘sürdürülebilir turizm’ konusunda alacağı daha çok yol var diye… Çünkü dünyada keşfedilecek o kadar çok lezzet var ki; bu pazar belli ki daha da gelişecek.

Farklı lezzetlerin peşinde koşan, onları keşfedip deneyen, üzerine araştırmalar ve belgeseller yapan, internette bloglar açıp yazılar yazan insan sayısı arttıkça, ‘gastronomi turizmi’ pazarı da giderek büyüyecek.

Öğrendik ki, dünyanın her yerinde, tarihsel kökeni olan, etnik ve coğrafi etkenlere bağlı olarak değişiklik gösteren yemekler ve içkiler, yeni turizm güzergâhları yaratıyor. Değişik ülkeler ve farklı coğrafyalar kadar, yeni lezzetler ve daha önce tadılanlara pek benzemeyen şaraplar da, seyahat etmek için insanları ‘kışkırtıyor’. Belki de bin yıllardır varlığını koruyan üretim bölgelerinde, yeni yeni şarap rotaları yaratılıyor. Daha önce de yazmıştım, gittikleri ülkelerde, gezdikleri kentlerde, tesadüfen uğradıkları köylerde bile yeni tatların peşinde koşan insanlar var artık… Gezip tadanlar, tadıp da yazanlar, zengin yeme-içme kültürlerinin tanınmasına büyük ölçüde katkı sağlıyor; gastronomi turizmini yaygınlaştırıyor, üstelik özendirici de oluyorlar.

SİYAH TOPRAKLARIN BAĞI
2012 yılı bağbozumunda Kula’da ziyaret ettiğim ‘Yanık Ülke’ bağları, bu açıdan umutlarımı fevkalade yeşertti. Oğuz Akçura, Salihli-Uşak arasında, ancak Floransa’da ya da Fransa’daki Loire Vadisi’nde görebileceğimiz bir dünya yaratmış. Öyle böyle değil… Bağlar adını, Antik çağda ‘katakekaumene’ denilen volkanik topraklardan alıyor. Bu bağlardaki asmalar, Divlit Yanardağı’nın yamaçlarında lav taşları üzerinde yetişirken; deniz seviyesinden 924 metre yükseklikte, dağdan esen rüzgârlar ve Kula’nın güneşiyle beslenip kendi özgün tatlarıyla olgunlaşmışlar. Bu teruar simsiyah topraklarla kaplı ve gerçekten çok büyüleyici…

‘Yanık Ülke’nin çok özel teruarında yetişen bu üzümler, şato tipi şarapçılık yöntemiyle her yıl topraktan şişeye, keyifli bir yolculuk yapıyor. Yazın sıcak günleri sona ererken, daha gün doğmadan hemen önceki serin saatlerde hasat edilen üzümler, bağların tam ortasındaki şaraphanede, hiçbir yolculuğa maruz kalmadan, yani ezilmeden, yorulmadan, en mükemmel halleriyle işlenme öncesinde serin odalardaki yerlerini alıyor. Böylece bir sene boyunca büyük özenle, binbir emekle yetiştirilen ve esrarengiz siyah toprakların insanlığa armağanı olan bu üzümler için müthiş bir serüven de başlamış oluyor. Büyük bir incelikle takip edilen şaraba dönüşüm serüveni… 

YOLCULUK SEVMEZ
Unutmayın, şaraplık üzüm de, yağlık zeytin de fazla yolculuk sevmez. İşte Kula’daki bağların üzümleri de, hasat edildikten hemen sonra hiç yorulmadan, doğrudan şaraphaneye alındıkları için, karakterlerini ve aromatik özelliklerini en iyi şekilde korumuş oluyor. Üzümü özenle yetiştirmek yetmez, aynı özen hasat aşamasında ve şarap yapım sürecinde de gösterilmelidir. Kula’da gördüm ki, tarihsel zenginlik yabana atılmamış; emek ve özenin yanında, ‘mükemmel şarap’ için uluslararası standartlar, yani bilinç de devreye girmiş. Yani ısı kontrollü çelik fermantasyonla saklama tankları, dünyadaki tüm şarap üreticilerinin tercih ettiği Amerikan ve Fransız meşe fıçılarının kullanımı gibi… ‘Yanık Ülke’de İtalyan Önolog Federico Curtaz ile tanıştık. Bağ sorumlularından Çağrı Kurucu ve şarap üretiminde görevli Saba Açıkgöz, işlerini severek ve bilerek, bu ilkelerin ışığında, iyi şarabın peşinde koşuyorlar.

Kula seyahatimde harika bir yerde konakladım. Sabah uyanıp da gözümü açtığımda hissettiğim ilk güzellik, bağlardan gelen sabah esintisi oldu. Sonra da yamaçlar boyunca göz alabildiğine uzanan asmaları seyrettim doya doya... Asmalara tamamen hâkim konumda, bağların tamamen zirvesinde yer alan on altı odalı bir otel burası… ‘Villa Estet’in her bir odasına, bir üzüm türünün adı verilmiş: Merlot, Boğazkere, Öküzgözü gibi… Özetle, Akçura Ailesi’nin (şimdilik kolay kolay kâra geçme olasılığı ne yazık ki bulunmayan) bu kıymetli yatırımı, bizleri memleketin gastronomi turizmi açısından umutlandırmasın da ne yapsın?

ÇİĞ KÖFTEYLE ROZENİN ŞAŞIRTICI UYUMU
Öküzgözü, boğazkere ve Fırat Nehri… Bin yıllardır bu topraklarda yapıla gelen Elazığ’daki bağbozumu, benim için bu üç tarihsel zenginliğe saygı duruşu anlamını taşıyordu.

Öküzgözü türü, boğazkere ile birlikte ülkemizin en iyi, en kaliteli şaraplık üzümüdür. Anavatanı Elazığ yöresi olan bu türün en önemli özelliği de, yüksek rakımlara ve sert karasal iklimlere çok iyi uyum sağlaması… Geçmişte bu bölgede yaşamış olan Süryaniler ve Ermeniler, ‘öküzgözü’nden çok şarap yapmışlar vaktiyle… Atatürk’ün müthiş vizyonuyla Cumhuriyet’ten sonra bölgeye davet edilen Fransız uzmanlar da, bu üzümün meyvemsi yumuşak karakterini fark etmişler ve Türkiye’nin bugüne kadar en çok ödül kazanan ‘Buzbağ’ şaraplarını üretmişler.

Şarap severleri Elazığ’da, öküzgözü ve boğazkere üzümlerinin etkileyici yolculuğuna tanık eden Kayra, hem bu şarapların yöresel yemeklerle uyumuna dikkat çekiyor, hem yapılan Elazığ ve Harput turlarıyla bölgedeki gastronomi turizminin gelişmesine katkı sağlıyor. Kayra’nın gelenekselleşen ‘Elazığ Bağbozumu Gezileri’, şarap severlere şarabın doğduğu topraklarda unutamayacakları bir deneyim yaşatıyor.

Şarap üretimini ‘Taster Guild International’ tarafından, Kaliforniya’da ‘Yılın Şarap Uzmanı’ seçilmiş olan Amerikalı Önolog Daniel O’Donnell yönlendiriyor. Bize fabrikayı gezdiren Üretim Müdürü Murat Üner de, şarap üretiminde işin sırrının heyecanda gizli olduğunu kabul edenlerden.

Daha önce de ‘Kayra Wine Center’da şarap eğitimlerine tanık olduğumuz Ayça Budak ile bütün bir gün, “Hangi şarapla, hangi yemek?” sorusuna aradığımız yanıtlar ise, gezinin en keyifli yanıydı. Kıskandırmak gibi olmasın ama ona mı daha çok yakışıyor buna mı derken, Kayra ve Terra’nın neredeyse tüm şaraplarını tatmış olduk. Budak’ın önerisi önce şaşırtmıştı ama denedikten sonra rahatça yazabilirim ki iyi bir ‘roze’ ile çiğköfte fevkalade iyi gidiyor.

LEZZET DÜNYASINDAN SON GELİŞMELER...
- Mevsim Balıkları Günleri
Taksim’de bulunan Elite World Prestige ve Elite World İstanbul Hotel,   8 Ekim’den itibaren  ‘Mevsim Balıkları Günleri’yle lezzet tutkunlarıyla buluşuyor.

- Unutulmuş sebzeler festivali
Yüksek besin değerleri ve sahip oldukları vitaminlerle yaban havucu, tekesakalı çiçeği, kök sebzeler ve daha birçokları yeniden yükselişe geçerek modern mutfaklardaki yerlerine döndü. Avrupa dahil tüm Mövenpick Otelleri, 19 Ekim-11 Kasım tarihleri arasında unutulmuş sebzeleri yaratıcı tariflerle yeniden keşfetmeniz için özel bir mönü sunuyor.

- Yeni bir lezzet
Komşufırın, yeni bir tadı daha mönüsüne kattı. Bademle süslenmiş, damla çikolatalı ve ballı kek.
Ailece keyifle yiyebileceğiniz bu yeni lezzet tüm Komşufırınlarda satışa sunuldu.

- Maceralarını çizsinler
Çocuklar, Ülker Coco Pops, paketlerinde yer alan ‘Macera Çizer’ oyunuyla hem eğlenceli zaman geçirecek hem de kendi çizgi romanlarını hazırlayıp yaratıcılıklarını geliştirme fırsatı yakalayacak.

- ‘Dehşet’ lezzetler
Krispy Kreme, Halloween, yani Cadılar Bayramı’na özel, ekim ayı boyunca özel sunumlar hazırlıadı. Üstelik 12 adedi 51 TL yerine 29,75 TL.

- Fındık aromalı
Herbalife’ın Türkiye için özel ürettiği 23 vitamin ve mineral içeren fındık aromalı  ‘F1 Shake’ çıktı. Kilo kontrolü için günde iki kez, kilonuzu korumak içinse güde bir kez tüketebilirsiniz.

 

 
< Önceki   Sonraki >