Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa
NEDİM ATİLLA - Söyleşi Yazdır E-posta
Çarşamba, 16 Aralık 2009

Demokrat İzmir Gazetesi'ne yapılan okul gezisi, kimya alanında eğitim görmek isteyen Nedim Atilla’nın hayatının yönünü tamamen değiştirdi. Değiştirdi ama Türk gazeteciliği her alanda yazabilme özelliğine sahip ender kalemlerden birini, Nedim Atilla'yı kazandı.

 

İstanbul'da gazetecilik yapmasına rağmen İzmir'e olan sevgisi nedeniyle geri dönen ve kariyerine İzmir'de devam etme kararı alan Nedim Atilla, hayatın her aşamasında köklenmek gerektiğine inanıyor. Sadece gazeteci değil aynı zamanda tam bir sivil toplum gönüllüsü olan Nedim Atilla, birçok sivil toplum kuruluşunda aktif olarak görev alıyor.

Nedim Atilla ile hayatı, sivil toplum kuruluşlarında üstlendiği görev ve yeme içme kültürü üzerine sohbet ettik.

• Gazeteciliğinizin yanı sıra özel bir televizyon kanalında da programınız var. İzmir ile ilgili çıkan birçok yayında da isminizi görmekteyiz. Ayrıca sizi bir gurme olarak da yakından tanıyoruz. Nedim Atilla’nın bir günü nasıl geçiyor?

Her günümün ayrı geçtiğini söyleyebilirim. Birden fazla şapkamız olduğu için ister istemez o şapkalara göre hareket ediyorum. Bildiğiniz gibi Akşam Gazetesi İzmir bölge temsilcisi olarak görev yapıyorum. Öte yandan da bu bölgeye ve ülkeme borçlarım var onları elimden geldiğince ödemeye çalışıyorum. Bu konuda üyesi olduğum sivil toplum kuruluşları ile çalışıp çeşitli etkinliklere katılıyorum.

Bir günümü özetleyecek olursam Akşam Gazetesi’nde bulunan ofisime geldiğimde ilk olarak haber akışını takip ediyorum. Gazetede bulunan servis şefleri ile toplantı yaptıktan sonra onlardan günlük çalışma raporlar alıyorum. Öğlen vaktimi ise sivil toplum kuruluşlarına ayırıyorum. Üyesi olduğum dernek ve kuruluşların toplantılarına katılıyorum.

Öğleden sonraları ise özel bir kanalda yaptığım programa ayırıyorum vaktimi. Programın çekimleri yapıyor, montaj işi ile de bizzat kendim ilgileniyorum.

Akşamları ise eve gidince kesinlikle televizyon izlemem. Akşamları vaktimi kitap yazmaya ayırıyorum. Şu an üzerinde çalıştığım 5-6 kitap projesi var. Onlarla ilgileniyorum. Yeme içme kültürü ve Batı Anadolu’nun tarihsel coğrafyası konularını içeren kitap çalışmalarım var.

Bu arada mesleğim gereği ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesine iş seyahatlerim oluyor. Genelde 15 ağustos - 15 ekim tarihleri arasında şarap tadımlarına,   15 ekimden aralık sonuna kadar da zeytinyağı tadımlarına katılarak yeme içme kültürümüzü tanımaya ve tanıtmaya çalışıyorum.

Çoğu zaman aileme bile vakit ayıramıyorum. Aslına bakarsanız 24 saat bana yetmiyor diyebilirim.

• Bir gurme olarak yemek yapma ve yeni lezzetler tatmaya özel ilginiz ne zaman başladı? Bu konuyla ilgili hatırladığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben kendimi bir gurme olarak görmüyorum. Kendimi lezzet araştırmacı olarak görüyorum. Ben mübadil bir ailenin çocuğuyum. Anne tarafım Girit baba tarafım ise Midilli’den göç etmişler Ayvalık’a. Girit ve Midilli mutfağını birer lezzet üssü diye adlandırabilirim. Üzerine bir de Ayvalık mutfağı eklenince ister istemez yemeklere ve tatlara düşkün oluyorsunuz. Ben Ayvalık’ta büyüdüm. Evimizin bahçesinde her akşam yaşlı çınar ağacının altına devasa masalar kurulurdu. akşamları ailenin bayanları sofrada yaptıkları yemekler ile aralarında gizli gizli yarışırlardı. Annem, anneannem, teyzem ve teyzemin gelini her gün farklı yemeklerle donatırlardı soframızı. O zamanlar hatırlıyorum da yemeklerin içindeki baharatları ayırt etmeye çalışırdık. Teyzem tatlı yaparken tarçın yerine başka bir baharat koyar ”bilin bakalım hangi baharatı” koydum diye bizi teste tabi tutardı.

Anlayacağınız tat konusundaki hassasiyetim çocukluğumun sofralarında başladı. Hatta annem Giritli kökenli olduğu için yemeklerde bol baharat kullanırdı. Baharatı sevmeyen Midilli kökenli baba tarafım ile arasında bir tutam baharat konusunda çok tartışmalar çıkardı. Ama tabi bu tartışmalar gece sonunda tatlıya bağlanır ve tüm aile bireylerimizle birlikte masadaki yemeklerin tadını müzik eşliğinde çıkarırdık.

Ben şuna inanıyorum. Mutfak kültürünü yitiriyorsa bir kişi, bölge ya da ülke yaşama kültürünü de yitirdiği kanaatindeyim. Bu nedenle yeme içme üzerine yazılmış 3 bine yakın kitaba sahip zengin bir koleksiyona sahibim. Yeme içme kültürümüzü yaşatmak için de elimden geleni yapmaya özen gösteriyorum.

 

• Programlarınızda ve yayınlarınızda Ege mutfağına ait yöresel lezzetlerden bahsediyorsunuz. Ege mutfağı denince ilk akla gelen zeytinyağlı ve otlu yemekler gelir. Sizce Ege mutfağı olması gereken bir yerde mi?

Ege Bölgesi’ni 3 büyük nehir suluyor ve çok verimli ovalara sahip. Ayrıca Ege Denizi ile de çevrili olması bölgemize ayrı bir değer katıyor. Yani Ege mutfağı hem ovadan çıkan mahsüllerle hem de deniz ürünleri ile muazzam bir mutfağa sahip. Ayrıca mübadele döneminde Girit’ten ve Balkanlar’dan gelen ailelerin büyük bir çoğunluğu Ege Bölgesi’nde yaşamlarını sürdürmeye başlamışlar. Dikkat ederseniz Girit mutfağı İzmir’de yaşıyor, Balkan mutfağı ise Akhisar ve Salihli’de yaşıyor. Böyle global bir mutfağı hiçbir yerde bulamazsınız.

Fakat maalesef Ege mutfağı istenilen konumda değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın Türk mutfağı diye tanıtmaya çalıştıkları Osmanlı saray mutfağıdır. Anadolu mutfağımız zenginlik ve çeşitlilik açısından fevkalede bir yapıya sahiptir. Ne yazık ki Türk mutfağı sadece Osmanlı mutfağı ile tanıtılıyor. Bu nedenle ben de bütün yazılarımda, programlarımda Ege mutfağının zengin kültürünü anlatmaya çalışıyorum. Çorbalardan et yemeklerine, tatlılardan salatalara kadar tüm yemeklerin zeytinyağı ile yapılması gerektiğini vurguluyorum.

• Bir yemeği tadarken nelere dikkat etmeliyiz, öncesinde sigara içmemek ya da önce yemeği tatmak içeceği sonra içmek gibi noktalar var mı?

Yemeği tadarken ağzınızda başka bir tat olmaması gerekir. Şarap tadımında tadım yapmadan önce elma yenir mesela. Yemek tadımında da 2. yemeğe geçişte elma ile ağız temizlenir Ya da bir su ile de ağız temizlendikten sonra ikinci yemeğin tadına bakılır. Ayrıca ben tadım yaparken yemeğin ilk önce kokusuna ve görüntüsüne de bakarım. Gerçi görüntü çoğu kez yanıltıcı olabilir ama bir iyi bir yemeğin kokusu asla yanıltmaz beni.

• Yapmaktan en çok keyif aldığınız yemekler neler?
Mutfağa girdiğim zaman yeni arayışlar içine girerim. Farklı tatları birleştirmekten büyük zevk alırım. Şu tatla şu tadı yan yana getirirsem nasıl olur acaba diye çok düşünürüm ve düşündüğümü de uygularım. Tabi bu uygulamalarımızın yüzde ellisi başarılı oluyorsa yüzde ellisi de başarısız oluyor. Anneannem Asparaça(yabani kuşkonmaz)yı kuzu eti ile yapardı. Bu yemeği yapmak insanın birkaç saatini alır. Geçtiğimiz günlerde bu yemeği yaptık. Yapmaktan büyük keyif aldığım Asparaça bana eski aile sofralarımızı ve lezzetleri hatırlattı. Mesela zeytinyağı, nane ve defne yaprağı ile yaptığım fasulye yemeği de favorilerim arasındadır. Herkes bu yemeği iyi yaptığımı söyler. Aslına bakarsanız unutulmaya yüz tutmuş yemekleri yapmak daha çok hoşuma gidiyor.

• Zeytinyağlı ve tavuklu yemeklerde favorileriniz var mı?
Ben özellikle tavuk etinden yapılan cordon bleu’ya bayılırım. Bir de zeytinyağının çiğ olarak katıldığı yemekleri çok severim.

• Bir lezzet araştırmacı olarak  KESKİNOĞLU ürünlerini nasıl buluyorsunuz
Bana kalırsa geçtiğimiz senelerde piyasaya çıkarttığınız Keyfi Lezzet ürünü çok güzeldi ve beğenerek yiyordum. Keşke Türkiye’nin koşulları elverseydi de bu ürününüzü yaşatıyor olsaydınız. Tavuk etinden yapılan işlenmiş ürünlerinizi    (cordon bleu, schnitzel, köfte ve şarküteri) ürünlerinizi de oldukça beğenerek tüketiyorum.

Ravika zeytinyağına gelince Ravika’nın tadı ve çeşitliliğini çok başarılı buluyorum. Çok kısa bir sürede Ravika zaytinyağının geldiği bu noktadan dolayı oldukça gurur duyuyorum. Akhisar’ın kaliteli zeytinyağının başarılı bir marka ile tanıtılması çok güzel. Bu başarınız bizleri çok mutlu ediyor.

 
< Önceki   Sonraki >