Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Homeros ve Kazancakis
Homeros ve Kazancakis Yazdır E-posta
Cumartesi, 27 Eylül 2008
Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm...

Kazancakis’i önce dünya vatandaşlığı çerçevesinde vatandaşımdır, benim ailemin bir çok ferdinin geldiği yerden gelmiştir Giritlidir. Girit’te, ada hâlâ Osmanlı yönetimindeyken, Kandiye ilinde, yani bugünkü Heraklion’da dünyaya gelmiştir.
 Benim anneannem de Osmanlı vatandaşı olarak Hanya’da doğmuştur... Öncelikle hemşerimizdir... Öte yandan Kazancakis’in Homeros geleneğini yaşatma çabasını yürekten alkışlamış her fırsatta anlatmaya çalışmışımdır. İzmir’in de bu çerçevede Kazancakis’in kıymetini bilmesini beklerim...

Babasının evi bugün Girit’in dağ köylerinden birinde müzeye çevrilmiştir. 40 derece sıcakta Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ve eşlerimizle birlikte bu eve tırmandığımız da hiç de pişman olmamıştık. Çünkü bizi o köy evi-müzede Kazancakis’in dünyanın bütün dillerine bu arada Türkçe’ye de çevrilen kitapları bekliyordu...

Biraz malumat: Atina Hukuk Okulu’ndan mezun oldu ve bir süre Paris’te çalıştı. Balkan Savaşları patladıktan sonra orduya katıldı. Savaş bittikten sonra Avrupa ve Asya ülkelerini dolaşarak gezi yazıları yazdı. 1938 yılında Odysseas’i, Homeros’un bıraktığı yerden, Odyseia’nin anlatım tarzını koruyarak tamamladı. Daha sonra da Bir İlyada Tercümesi (Omiru Iliada) yazdı. Bundandır İzmirli entelektüellerden beklentim...

Bu çalışma 33.333 mısradan oluşmaktadır. 1946 yılında Zorba’yı yazdı. 1956 yılında Viyana’da Uluslararası Barış Ödülü’nü aldı ve 1957’de Freiburg’da öldü. Ortodoks kilisesi mezarlıkta defnedilmesine izin vermediğinden, Girit’i çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü. Heraklion Havaalanı’nın adı Nikos Kazancakis Havaalanı’dır. Şehrin en yüksek tepesi olan Martinego’da ki mezar taşında yazanları ilk satıra aldım. Yazının ortasına da ünlü imzasını... Yani N harfini...

Günaha Son Çağrı adlı romanı 1988’de filme çekildiğinde yine ortalık karışmıştı... Kilise bilinen küfürlerini sallamaya devam ediyordu Kazancakis’e... Bu yazıyı bu hafta başında Fransız Kültür Merkezinde düzenlenen konferans nedeniyle Kazancakis’in bende yarattığı çağrışımlarla yazmaya oturdum ve ne kadar da dolu olduğumu gördüm.

İzmir Fransız Kültür Merkezi, İzmir Yunanistan Başkonsolosluğu ile ortak bir çalışma ile, Kazancakis’i Sevenler Derneği Başkanı Georges Stanissakis’i İzmir’de ağırladı. Ne güzeldi Stanissakis’in anlatımı... Kazancakis’in gezgin hayatından örnekler verdi, Ege Denizi, İtalya, İspanya, Fransa, Mısır, Kıbrıs gibi çeşitli ülke ve şehirler hakkında yazdıklarından bölümleri müzik eşliğinde okudu. Kazancakis 12 ay süren bir yılın 8 ayında gezmeyi, 4 ayında da yalnız başına düşünmeyi özlermiş meğerse...

Yunanistan İzmir Başkonsolosu Hara Skolarikou ve Fransız Kültür Merkezi Müdürü Jean-Luc Maeso’a hem bu konuşma hem de geçen Perşembe açılan Midillili fotoğraf sanatçısı Yannis Karanikolas’ın fotoğraf sergisi için teşekkürlerimiz var.




Akdeniz Limanları

Perşembe ve Cuma günleri ise İzmir Ticaret Odası’nın düzenlediği bir sempozyumda buluştuk İzmir sevdalıları ile... “Akdeniz Ticareti ve Liman Kentleri: Geçmiş ve Gelecek” başlıklı uluslar arası sempozyumda liman şehir İzmir’in geçmişi ve geleceği üzerine çok şey duyduk, çok şey öğrendik.

Sempozyumun açılışında İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş’ın dedikleri durumu özetliyordu: “Dünyanın en güzel coğrafyası olan Akdeniz için ne kadar toplantı yapsak, ne kadar çok konuşsak, yapılan azdır. Geleceğimize dönük projeler etrafında birlikte olmanın hepimizin yararına olduğuna inanıyoruz. Akdeniz Dünyası’nın, binlerce yıl farklı uygarlıklara ev sahipliği yaptığını hepimiz biliyoruz. Bu uygarlıkların, yüzlerce yıl boyunca birbirinden etkilenmesini sağlayarak bütünleşmesinde en önemli pay ticaret ve tüccarların olmuştur. O nedenle Akdeniz’in değişik yerlerden gelen Ticaret Odası’nın temsilcileriyle ve bilim adamlarıyla birlikte, İzmir gibi Akdeniz’in eski ve büyük öneme sahip bir liman kentinde buluşmanın anlamlı olacağına inanarak, sizleri burada ağırlamak istedik.”

Bu bilimsel toplantı Swiss Otel’de düzenlenen ilk toplantıydı. Umarız devamı gelir. Swiss Grand Efes’in kente daha yararlı olabilmesi için kongre merkezinin çok iyi çalışması şart.

Bu sempozyumu izlerken aklımızda elbette Kazancakis’in satırları vardı: Akdeniz Limanları Çiçek açmış begonviller, ne olduğu belli olmayan çöpler, denizden gelen boğuk sesler, ağız dalaşları, sarı ışıltılı bakışlar, asfalt, balık ve çürük meyve kokan kayıklar, dolgun memelere yapışmış arsız çocuklar, sizi bir kenara çekerek gizemli zevkler vadeden çocuk ve yaşlılar ve hepsinin üstüne, insan terinin sağlıklı ve canlı kokusu. Akdeniz’in ölümsüz, asırlık limanları. Bu limanlarda doğduğum ve yaşadığım için Tanrı’ya şükrediyorum, çünkü duymamam gereken sözleri orada işittim ve tatlılığı, hoşluğu orada hissettim, ama sadece tatlılığı ve hoşluluğu değil-limanların yasak meyveleri kutsallığı da.
 
< Önceki   Sonraki >