Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow İstirdad
İstirdad Yazdır E-posta
Pazar, 07 Eylül 2008
Yarından sonra 9 Eylül’ü İzmir’in Kurtuluş Bayramı; 9 Eylül’ü kutlayacağız... Dostlarım bilirler yurtdışı seyahatlerimde İzmir’le ilgili eski belge, efemera ne bulursam toplarım, bütçemin yettiği kadarını alıp İzmir’e getiririm, bazen bu köşede yayımlarım bulduklarımı bazen dergilerde...  Bir de meraklısı olduğum koleksiyon Eylül-Ekim 1922’de yayımlanmış gazete ve dergilerdir. Mesela aylık dergilerden Paris’te yayımlanan L’illustration’un Ekim 1922 sayısı müthiş resimler içerir... (İzmirlife’ta yayımlamıştım dört yıl önce tıpkı baskısını) National Geographic’in aynı tarihli sayısı gibi.

Geçen yıl sıkça yaptığımız İtalya seyahatlerinin birinde 24 Eylül 1922 günü yayınlanan L’Osservatore Romano’yu gömüştüm. Hemen fotokopisini çektirdim, İzmir’in ‘istirdad’ eden Türk askerlerinin fotoğrafları vardı gazetede. Hemen oracıkta bugünkü yazıyı düşünüp çevirttirdim. Gazetenin sahibi Vatikan... Yani Papalık. İzmir’i çok önemsedikleri belli: Philippo d’Ardosa isimli bir muhabir İzmir’den bildiriyor. Özel olarak mı gönderilmiş yoksa İzmir’de yaşayan Levanten ailelerden birinin çocuğu mu anlayamadım. Türkçe bildiğine göre ikinci olasılık daha güçlü... Araştırmaya devam ediyorum 8 aydır çözemedim henüz. (İzmirle ilgili çok bilgi de var ellerinde. Çok da yardımseverler. Meraklısına faksını vereyim: +39.06.69883675

Philippo d’Ardosa bakın 11 Eylül tarihli haberinde (neredeyse iki hafta sonra yayımlamış gazete) neler yazmış: Türk askerlerinin yüzünde acı bir ifade vardı. Kırıcı değildiler ama küskündüler. Bu 26 Ağustos tarihinden bugüne kadar yaptıkları 500 kilometrelik koşunun yorgunluğundan değildi. Kurtardıkları arazi parçalarının ne hale gelmiş olduğunu görmenin acısı vardı çehrelerinde. Bazıları bana ‘gavur gaddarmış’ dediler. Kimisi ise bu kadar kısa zamanda bu kadar yolu almanın önemli bir iş olmadığını söylemekten çekinmiyorlar ve atlarını tımar ediyorlardı. Eğer askerin bu sükuneti olmamış olsa idi İzmir halkının heyecanını ve intikam hissini zabtetmek mümkün olmayacaktı sanırım.

Philippo d’Ardosa Başkumandan’ı da görür bir ara: Mustafa Kemal 10 Eylul’den itibaren şehirde dolaşıyordu. Rumların, Ermenilerin kısacası kendisini yok etmek isteyen ahalinin ortasında hemen hemen muhafızsız veya zayıf bir muhafaza altında geziyordu. Hacı Anesti’nin (Yunan komutan) ihtişamlı gezilerini hatırlayan Hristiyan halk bu genç, gösterişten uzak, nişansız ve rütbesiz sadece kumaşının cinsi askerin üniformasından biraz farklı olan genç kumandanı gördüğü zaman biraz hayret, biraz da utanç içinde susuyordu. Alkışlamıyordu kendisi ama yeni efendilerinin bu kadar mütevazı, genç ve canlı oluşundan adeta bir utanç payı çıkarıyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın yüzü iyice yanmıştı. Şehirdeki Hristiyanlar, onun devamlı gülümsemesinden ve herkesle ilgilenişinden, kendilerine ümitlenmek hakkını çıkarıyorlardı!

İşte böyleydi İtalyan gazetecinin gözlemlerine göre İzmir o günlerde...

Biz 9 Eylül’ü en iyi şekilde kutlamalıyız... 9 Eylül kutlamalarına katılmanın ‘bir kente ait olmanın’ olmazsa olmaz parçası olduğunu herkese söyleyerek... 9 Eylül günü İzmirlilerin adlandırmasıyla 9 Eylül, kentin düşman işgalinden kurtuluşu olarak değil, “Kurtuluş Bayramı” adıyla anıldı yıllar boyunca... İzmirliler, 1923 yılından itibaren yani ilk yıldönümünden başlayarak, bu günü gerçekten bir bayram ve şenlik havasıyla kutladılar yıllarca...

Şovence değil, ucuz gösteri havasında değil, şenlikli bir mutluluğun yıldönümünü kutlayalım hepbirlikte...

Bir de şu sözlerini öğretmen Hamdi Zühdü bey’in kaleme aldığı, bestesini de udi İsmail Zeki Bey’in yaptığı bir “Dokuz Eylül Marşı” nın notalarını bir bulsam! O zaman koleksiyonumdaki önemli bir eksik tamamlanacak...
 
< Önceki   Sonraki >