Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Orman yangınları ve biz
Orman yangınları ve biz Yazdır E-posta
Cumartesi, 30 Ağustos 2008
Önce herkesin, hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Geride kalan haftada da medya kuruluşlarının haber merkezlerinde en çok ilgi “uğraşılan” haberlerin arasında “orman yangınları” ilk sırada yer alıyordu. Bu kez kötü haberler Muğla’dan geliyordu.  Muğla’nın Yılanlı bölgesi Kozağaç, Kırıkalan ve Eskialan mevkilerinde çıkan orman yangınına müdahale sırasında alevlerin arasında kalan 5 orman mühendisi ile 10 işçi güçlüklü kurtarılmıştı. Biz de bu yaz birkaç kez orman yangınları üzerinde düşüncelerimizi paylaştık sizlerle... Küresel ısınma ile birlikte rüzgarlara ait bilgiler de tutmaz oldu. Bu mühendis ve işçilerin aniden alevlerin arasında kalmasının nedeni rüzgarın tersliği idi.

Geçen hafta Göztepe Rotary Kulübü’nün toplantısında konuşan EÜ Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlçin Aslanboğa’dan orman yangınlarına ilişkin enteresan bilgiler aldık. Prof. Aslanboğa, yurt genelinin yüzde 25’inin başka bir deyişle yurdumuzun dörtte biri orman yaşamına uygun araziler olarak saptandığını ve tescil edildiğini bildirdi.

Yangın sonucu orman bir süre için bitki örtüsünün kaybı nedeniyle ekonomik, ekolojik ve estetik değerlerini kısmen ya da tümden yitirebileceğini belirten Prof. Aslanboğa, “Ancak ormanın temelini oluşturan arazi ve yörede hüküm süren, orman oluşmasına elverişli iklimsel değerler kalıcıdır. Yangın sonrasında arazi üzerinde tek ağaç kalmamış olsa bile arazi bilim ve fen bakımından hala orman statüsündedir ve bu statü yasalarla koruma altına alınmıştır” diyordu...

Prof. Aslanboğa’nın konuşmasından aldığımız bazı notlar ise şöyle:

  • Ormanlar diğer ülkelerde de yanar. Yangın başladıktan sonra savaşımın güçlüğünün, ekonomik ve ekolojik yönden uğranan kayıpların herkes farkındadır. Bu olguyu önemseyen ülkeler koşullarına uygun teknik ve kültürel ve yasal önlemler almışlardır.

    İsveç’te ormanda hiçbir nedenle ateş yakılamaz, hatta sigara içilemez. Yasal olarak suçtur. Daha da önemlisi ormanda ateş yakmak toplumun değer yargılarına karşı olabilecek en bağışlanmaz “ayıp”tır.

  • Ormanlarımızın yüzde 45.4’ünü oluşturan toplam 96 milyon dönüm, en kolay yanabilen ağırlıklı olarak kızılçam ve karaçam ağaçlarından oluşur. Ormanların yaklaşık 45 milyon dönümünü, yanıcı madde birikiminin, dolayısıyla yangın çıkma olasılığının en yüksek düzeyde olduğu 30-40 yaşlarına ulaşmış, yeni yetiştirilmiş ormanlar oluşturmaktadır. Ormanların yüzde 58’ini oluşturan 120 milyon dönüm, orman yangını çıkma olasılığının en yüksek olduğu Ege ve Akdeniz Bölgelerinde bulunmaktadır.

    Yangınların nedenleri

    Dikkatsizliğimiz, bilgisizliğimiz, aymazlığımızdan kaynaklanan yangınlar: * sönmemiş izmariti her yere atarız, * anız yakmak yasaktır, yakarız, yakanı seyreder geçeriz, * çobanın ateş yakması geleneklerimize göre onun en doğal hakkıdır, * belediyelerimiz orman içinde ve kıyısında çöp depolama izni almaya çabalar, orman teşkilatı da başkan uygun bir partiden ise izin verebilir, * ızgara yemek, halk ağzıyla mangal yapmak ve her vesileyle havai fişek atmak geleneksel düşkümüz olmuştur. * bakımsız enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınlar takdir-i TEDAŞ olarak anılmaktadır.

    Profesör Aslanboğa’nın düşünceleri

    Prof. Aslanboğa’nın hazırlanmakta olan Anayasa taslağının ormanla ilgili bölümleri için de kaygıları vardı. Öneğin, yeni hazırlanıp kamuoyuna açıklanan anayasa taslağındaki yaptırımlar kesinlik kazanırsa;

  • Devlet ormanları yerli ve yabancı özel girişimcilere işlettirilebilecektir

  • “Orman” sayılmayabilecek yerlerin kapsamı daha da genişletilebilecektir,

  • Ormanların tahrip edilmesine yol açabilecek siyasal propagandalar yapılabilecektir,

  • Ormanları yok edip tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürenler affedilecek ve bu kişiler bundan böyle “orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen” yerlerin de satılmasından ya da kullanım hakkıyla devredilmesinden öncelikle yararlanabileceklerdir,

  • Bugüne değin yapılabilen orman sınırlarını belirleme ve tapuya tescil çalışmaları büyük ölçüde geçersizleşebilecek, mülkiyet kargaşası artabilecek ve bu nedenle de, “orman” sayılan alanların etkili biçimde yönetimi tümüyle olanaksızlaşacak; toplumsal çatışmalar gündeme gelebilecektir,

  • Orman sayılan alanları tarım arazilerine ve yerleşme yerlerine dönüştürme eylemleri özendirilecek; orman yangınları daha da artabilecektir.
  •  
    < Önceki   Sonraki >