Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Baykal ve il başkanı
Baykal ve il başkanı Yazdır E-posta
Cuma, 29 Ağustos 2008
Direkt soralım: Baykal bu il başkanı ile seçim kazanabilir mi? Yazıya girerken soru sormaktan pek hoşlanmıyorum ama geçen hafta CHP lideri Deniz Baykal’ın İzmir ziyaretini “uzaktan-yakından” izledikten sonra bu soruyu sormadan edemedim.  Gazete sütunlarına yeterince yansımadı ama CHP liderinin çevresini sarmalayan İl Başkanı’nın yaptıklarını dinleyince ister istemez sordum, “CHP İzmir’de yaklaşan seçimi bu il başkanı ile mi kazanacak?”

Belki soru daha da genişletilebilir: CHP İzmir’de seçimi kazanmak istiyor mu? Buraya hep kale gözü ile bakarlar ya geçen pazar bizim Orhan Beşikçi ne diyordu: “Kalenin bedenleri, koy verin gidenleri” türküsü mü söylenecek yoksa bu güzel şehirde...

İzmir’de örgütün durumu aslında “dökülmek” sözcüğü ile açıklanabilir. Geçen 22 Temmuz’da gözlerimle gördüm, özel olarak adam arayarak çevreye bakındım, sandığa hiçbir şekilde hakim olamayan örgütle karşılaştım. Elbette bunda CHP’nin yapısal problemleri de var; çünkü ne eskisi gibi her şeyi kontrol edebilen bir gençlik kollarından söz edilebilir ne de Avrupa’daki benzerleriyle olduğu gibi kitle örgütleriyle sendikalarla işbirliği yapabilen bir partiden... 22 Temmuz’da örgütün başındaki kişi milletvekili olmuş, almış udunu Ankara’ya gitmiş gitmesine de Türkiye nereye gitmiş bilen yok... Örgütte ne ararsan var: İzmir’deki birkaç arkadaş bunların dediklerini köşelerine birebir yansıtıyorlar diye sürekli bir dezenformasyon çabası mı istersiniz, kuyu kazmaca, kazandan çıkmak isteyeni ayağından çekmece mi? Olumsuz ne ararsanız var...

Önce “kahvaltıdan” başlayalım, iyi ki gitmemişim. Gitseydim, çok sinirleneceğime kanaat getirdim... Türkiye’nin en önemli siyasi kimliklerinden biri olan Baykal için böyle kötü bir organizasyon yapılır mı? Bir sevgili dostumun dediği gibi “Bu kahvaltıdaki organizasyona bak anla CHP İzmir örgütünün durumunu”

Daha sonrasında ne ararsanız var, spiker yumruklamadan, gazetecilere bir bardak su vermemeye kadar uzanan bir seri kabadayılık, eblehlik, kadirbilmezlik. Bu arada nikah töreni için saatlerce bekletilen insanlar. İzmir’deki CHP’li belediye başkanlarından İl Başkanı ile arası iyi olan var mıdır çok merak ediyorum.

Baykal’ın işi çok zor ama bunlar sonuçta onun ve yakınındaki iki-üç kişinin tercihi. Öcal Uluç ağabeyimiz geçen pazartesi günü yayımlanan Gözlem Gazetesi’ndeki yazısında CHP’nin İzmir’deki durumunu çok güzel özetliyordu: “Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde, (iktidar olduğunuz tek Büyükşehir Belediyesi’nin ilinde); CHP bu kadar pasif mi olmalı? Büyükşehir Belediye Başkanımız, ‘kaç cephede savaşıyor’ ama ‘tek başına bırakılmış’; ne Genel Merkezi’niz, ne İzmir İl Teşkilatınız ona “sahip çıkıyor”; koruyor, savunuyor! Bu gidişle “bu kale de düşerse” hiç şaşmam! Bitmedi, Kuzum siz partinizde “Dış politika-Anayasa-Cumhuriyet İlkeleri-Türban-Atatürk-Yolsuzluk” gibi Türkiye’yi “doğrudan ilgilendiren” konuların dışında, “oy alacağınız vatandaş ile doğrudan ilgili konularda söz söyleyecek” hiç kimse yok mu?.. Bunu yapmak zor değil, şort ve ayakkabı giyerek “sabah yürüyüşü yapmak kadar” kolay, ama nerede bunu yapacak CHP’liler; hepsi “monbey olmuş”, bunları “başkalarının yapmasını” bekliyor; vah ki ne vah!...”

Ben de şaşmam sevgili Öcal ağabeycim, bu gidişle ben de...

Seçime şurada 7 ay kalmış. Baykal’ın önce İzmir örgütünü gözden geçirmesi gerek. Sonra da adaylarını pek de gecikmeden açıklaması...




Su işinde yapacak başka şey yoktu

ARSENİK hikayesinde en başından beri söylüyoruz, abartılacak fazla bir şey yok. Kentlinin kullanma suyuna gereksinimi var. Bu gereksinimi karşılayacak her önlem de mubahtır. Aziz Kocaoğlu doğru yapmış ve kuyuları açmıştır.

Türkiye’de onlarca il kuyulardan gelen sularla yaşamaktadır ve küresel ısınma çağında bunların tamamında arsenik problemi olması kaçınılmazdır; bazı bakanlar “O illerin başkanları bizden” diyerek gerçek sonuçları açıklamamaktadırlar. Bu arada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin güç durumda kalması için de her türlü tezgah uygulanmaktadır.

Aziz Bey’in İzmir’e yeni su kaynakları sağlayacak orta vadeli projeler arasında yer alan Çamlı, Bostanlı, Değirmendere ve Gördes Barajları’na ilişkin taleplerine hükümet karşılık vermelidir. Burası İzmir’dir, her ne kadar akıllarından “bunlar nasıl olsa cavır” fikri geçse de burası Güney Osetya falan değildir.

Başkan Kocaoğlu, “Çamlı Barajı için ÇED raporu ile Hazine ve orman arazisi tahsislerinin bir an önce verilmesi, İzmir’in geleceği için büyük önem taşıyor. Bostanlı ve Değirmendere barajlarıyla ilgili tahsislerin yapılmasını talep ediyoruz. Gördes Barajı isale hattının DSİ tarafından yapılarak süratle devreye alınması da kentimiz için çok önemlidir. İlgili Bakanlıkların, İzmir’i su sıkıntısından kurtaracak bu projeler konusunda gereken hassasiyeti göstereceğini inanıyorum” demektedir. Ve bunu kendisi için değil İzmir için istemektedir.

Melen’nin suyunu İstanbul’a DSİ getirmiştir, 3 ilin arsenik arıtması için Çevre ve Orman Bakanlığı DSİ’ye talimat vermiştir ama sıra İzmir’e geldiğinde farklı davranılmaktadır.
 
< Önceki   Sonraki >