Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Sorumlu yüzde 90 biziz
Sorumlu yüzde 90 biziz Yazdır E-posta
Cumartesi, 23 Ağustos 2008
Bu yılki fuarın temasını çok beğendiğimi dün yazmıştım bugün de tema üzerine dünyadaki son gelişmeleri tartışmak istiyorum sizinle. Çünkü başka dünya yok ve bu önemli konuda bilimden başka yol gösterici bulmamız imkansız. Küresel ısınmanın tema olarak seçilmesi çok doğru ama bu durum İzmir’deki gerçekleri değiştirmiyor.

Geçen hafta sormuştum, “İzmir’e daha kaç gün kesintisiz su verilebilir” diye. Şimdi 14 saatlik su kesintilerinden söz ediyoruz, Allah daha uzunlarından korusun. Biz günlük su derdimize düşmüş iken, geçen hafta boyunca dünya İsveç’te düzenlenen su konferansına gözünü dikmişti. Su ve susuzluk bütün dünyanın derdi. Bilim dünyası da iklimdeki kötü gelişmeleri dünya gündeminin başına oturtmuş durumda.

2007’de kesinleşen bulgular, “Küresel ısınma şüphe götürmez bir gerçektir” ve “İklim değişikliğinin nedeni yüzde 90 insandır” başlıklarıyla açıklanıyor.

Riskleri azaltmak için 10 öneri

Küresel ısınma dünyamızın geleceğini tehdit eden en büyük tehlike. İklim değişikliğini durdurmak ve tersine çevirmek için birey veya ulus olarak neler yapabiliriz? Princeton Üniversitesi’nden çevre bilimci Stephen Pacala ve fizikçi Robert Socolow, ülkelerin ve bireylerin bu hedefe yönelik olarak yapabilecekleri 10 önlemi sıralamışlar. Cumhuriyet Bilim Teknik’ten öğrendiğimize göre, bütün bu önlemler tek başlarına veya birlikte uygulandığında sera gazı emisyonlarını daha güvenli bir düzeye çekebilir. Ayrıca kişisel bazda alınan bazı önlemler de karbonun etkisini azaltabilir. Ne var ki bu önlemlerin herkes için uygulanır olma olasılığı çok düşük. Bazı önlemler sorun yaratmazken, bazıları kimsenin işine gelmiyor olabilir. Her şeye karşın bunların birkaçını bile yaşama geçirmek fark yaratacaktır.

1) Fosil Yakıt Tüketimine Son: İlk yapılacak iş kömür, petrol ve doğalgaz kullanımına son vermektir. Bu gerçekleştirilmesi en zor hedeflerden biridir, zira gelişmiş ülkelerdeki insanlar bu yakıtlardan yararlanarak üretilmiş ürünlerle besleniyor, giyiniyor, çalışıyor ve hatta uyuyor. Kaldı ki gelişmekte olan ülkelerin yurttaşları da aynı konfordan yararlanmak için can atıyor. Petrol küresel ekonominin çarklarını döndürüyor; ayrıca tüketicilerin ve malların ulaşımı için de temel girdiyi oluşturuyor. Bu durumda koşulların elverdiği oranda alternatif enerji kaynaklarının kullanılması öneriliyor -bitki kökenli plastikler, biyodizel, rüzgâr enerjisi gibi.

2) Altyapı yenilemesi: Binalar dünyadaki sera gazı emisyonunun üçte birinden sorumlu. Elektrik hatlarının oluşturduğu şebeke, tam kapasitede veya kapasitesinin üzerinde çalışsa da, enerji talebini karşılamaya yetmiyor. Kaldı ki bakımsız yollar da en randımanlı aracın bile verimini düşürüyor. Dolayısıyla elektrik şebekesini ve yolları yenilemek veya onarmak sera gazı emisyonunu azaltır ve gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümeyi hızlandırır. Bu arada yeni binaların ve yolların yapımı bol miktarda çimento gerektirir. Ancak çimento üretimi sera gazının en önemli kaynaklarından biridir. Yalnızca ABD’de 2005 yılı çimento üretimi atmosfere 50.7 milyon metrik ton karbon dioksit saldı. Bakır ve diğer elementleri elde edilmesi süreci de küresel ısınmayı hızlandıran faktörlerden biridir. Ancak enerjiyi verimli kullanan binalar ve gelişmiş çimento üretim teknikleri (fırınları ısıtmak için alternatif yakıtlardan yararlanmak gibi) gelişmiş ülkelerde sera gazı emisyonunu azaltır.

3) İşinizin yakınlarına taşının: Ulaşım ABD’de sera gazı emisyonuna yol açan ikinci önemli kaynak. Ancak var olan koşulları değiştirmekle bu gidişatı durdurmak mümkündür. Ulaşımda kullanılan yakıtı azaltmak için çalıştığınız yerin yakınına taşınmak, kitle ulaşım araçlarını kullanmak, yürünebilecek mesafeleri yürümek, bisiklete binmek veya insan enerjisinin dışında başka enerji gerektirmeyen araçlar kullanmak pratik yöntemlerdir. Bir diğer seçenek de evde çalışmak ve iletişimi telekomünikasyon araçlarıyla sağlamaktır.

4) Daha az mal tüketin: Sera gazı emisyonunu azaltmanın bir yolu da tüketimi kısmaktır. Örneğin yeni bir otomobil almaktan vazgeçmek, geri dönüşebilen ürünleri satın almak, enerji tüketen ürünlerde en çevreci olanı tercih etmek bu yollardan bazılarıdır.

5) Verimli olun: Daha az girdi ile daha çok çıktı almanın yollarını araştırın. Pek çok gelişmiş ülke yurttaşı enerjiyi bol keseden harcar. Spor arabalarla otoyollarda hız yapmak, oturulmayan odalarda elektriği açık bırakmak gibi bencil alışkanlıklar, kıt kaynakların tüketimine ve gereksiz sera gazı emisyonuna yol açar.

6) Ekonomik sürüş ve titiz araç bakımı: Otomobil lastiklerinin uygun basınçta olması, motor ayarlarının zamanında yapılmış olması ve aracı az benzin tüketecek şekilde sürmek tahminlerin üzerinde ekonomi sağlar.

7) Akıllı beslenin+Vejetaryen olun: Bitkisel gıdalar tüketiciye ulaşıncaya kadar çeşitli evrelerden geçer. Gübre üretimi, ekin toplama ve ürün nakliyesi gibi süreçler fosil yakıt tüketir. Bazı üreticiler gübre gerektirmeyen organik tarımı tercih etmekle birlikte, bu ürünler genellikle çok uzak bölgelerden getirildiği için nakliye maliyeti çok yüksektir.

8) Ağaç kesimine son verin: Her sene 134 bin kilometre kare orman alanı kesiliyor. Yalnızca tropik bölgelerde kereste üreticileri atmosfere 1.5 milyar metrik ton karbon salıyor. Bu da, insan eliyle yaratılan sera gazı emisyonunun yüzde 20’sine eşittir.

9) Elektrikli cihazları fişte bırakmayın: Televizyonlar, müzik çalarlar, bilgisayarlar, pil şarjörleri ve benzeri pek çok elektronik cihaz, görünürde kapalı konumdayken daha fazla enerji harcıyorlar. Bu durumda cihazları açma/kapatma düğmelerinden kapatmak yerine fişinden çekmek daha doğrudur.

10) Tek çocuk: Bugün dünyada 6.6 milyar insan yaşıyor. BM’in hesaplarına göre yüzyılın ortalarına doğru bu rakam 9 milyarı bulacak. BM Çevre Programı ortalama bir insanın hayatta kalması için 218 bin metrekare toprağa ihtiyacı olduğunu ileri sürüyor. Bu artış hızı ile gezegenin bu nüfusu sürdürmesinin olanaksız olduğu düşünülüyor.
 
< Önceki   Sonraki >