Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow İzmir 'de daha kaç ay kesintisiz su akar?
İzmir 'de daha kaç ay kesintisiz su akar? Yazdır E-posta
Cuma, 15 Ağustos 2008
Gazeteci dostlarımla en çok tartıştığım konular arasında İzmir’in kanalizasyon sistemi ön sıralarda yer alır. Şiddetli yağışlar sonrasında Erol Yaraş ve Hamdi Türkmen ile Ege TV’de geceyarılarına kadar yaptığımız kanal-kanalet tartışmalarının üzerinden sadece iki yılı aşkın bir süre geçti. Ve ben şimdi ‘İzmir’e en son iki sene önce yağan yağmurlar yine yağsa, Manda Çayı taşsa, bazı yazarların yazıları bu derede yine kaybolsa’ diyorum... Şaka değil gerçekten böyle düşünüyorum... Evet o şiddetli yağışları arıyoruz hep birlikte... Bu gidişle yağmur duasına da çıkacak gibiyiz...

Arsenik, hava, civa... Hiçbirine en başından beri inanmadım, beni kimse de inandıramaz. Tamamen siyasi buluyorum bu tartışmaları. Bildiğim, güzel kentimizin son dokuz aylık periyotta ‘çok şiddetli kurak’ sınıfına girmiş olması, Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci en kurak bölgesi ilan edilmesi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Kuraklık Değerlendirme Raporu’na göre İzmir son dokuz aylık periyotta ‘çok şiddetli kurak’ sınıfına girerek, Bandırma’dan sonra Türkiye’nin en kurak ikinci bölgesi oldu. Raporda göre çok şiddetli kuraklık listesinde, Ege Bölgesi’nde, İzmir’in ardından Aydın, Manisa, Muğla ve Kütahya de yer aldı. Denizli, Uşak ve Balıkesir ise ‘şiddetli kurak’ sınıfında bulunuyor.

Necati Cumalı’nın güzel deyişi ile ‘sönmüş yanardağlar eteğindeki’ bu güzel çukurun etrafındaki ormanları yaktık önce, sonra da gecekondularla, toplu konutlarla bozduk doğanın dengesini. Başlıktaki sorumun nedeni taşıdığım kaygılarla iledir. Arsenikli, borlu falan ama pek yakında o yer altı sularını da bulamayacağız. Çünkü Atatürk’ün gösterdiği yoldan yani ‘Bilimin tek yol gösterici olduğu yoldan’ saptık, bilim adamlarına tü-kaka dedik ve bugünlere geldik.

İzmir hava koşulları böyle giderse daha kaç ay kesintisiz su bulabilir? Bilmiyorum, kimsenin de bu soruya kesin yanıt verebileceğini sanmıyorum.




Tarımda işler çok kötü

ŞEHİRLERDE durum iyi gitmiyor ya kırsal kesimde... Bu konuda söylenecek çok söz var. Biz yine de bilime kurak verelim. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır, kuraklık yüzünden Ege Bölgesi’ndeki ürün kaybının yüzde 50 civarında olduğunu, tarım sektörünün korunması gerektiğini açıkladı geçenlerde.

Prof. Dr. Sındır, yağışlarda Ege Bölgesi’nde yüzde 43, Marmara Bölgesi’nde yüzde 34, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 22 ve Akdeniz Bölgesi’nde ise yüzde 13 azalma olduğunu, kuraklık yüzünden ürün kaybının ise tüm ürünlerde ortalama yüzde 50’yi bulduğunu söylüyordu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin raporuna göre kuraklığın ürün kaybı olarak maliyeti 5 milyar YTL... Evet kuraklık bir doğal afettir.

Hükümetin, Bakanlar Kurulu kararıyla kuraklık nedeniyle zarar gören çiftçilere hibe vermeyi taahhüt ettiğini anlatan Prof. Dr. Sındır, aslında zararın yüzde 7 ila 18’lik kısmına karşılık geldiğini söylüyordu. Kamil dostumuzun dediği gibi tüm iller kuraklık kapsamına alınmalı, kuraklığın faturası sadece çiftçi tarafından değil, tüm yurttaşlar tarafından üstlenilmeli, kuraklığın maliyeti çiftçinin sırtına yüklenmemeli.

Küçük Menderes Havzası kuruyor

Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Eskiyörük, bugünlerde susuzluktan kurumaya yüz tutan Küçük Menderes Havzası’nın kurtarılması için hazırladıkları gölet projelerinin değerlendirilmesini beklediklerini söylemiş geçenlerde. Eskiyörük, havzanın her geçen gün çölleştiğini vurgulayarak, “Artık kış aylarında yağan yağmurların Küçük Menderes Nehri’nden denizlere akıp gitmesine seyirci kalınmasın. Gölet projelerini ya DSİ yaşama geçirsin ya da bıraksınlar biz kendi olanaklarımızla yapalım” diyordu.

Tüm dünyada olduğu gibi, bölgelerinin de öncelikli gündeminin “su” olduğunu belirten Eskiyörük, önlem alınmaması durumunda havzada 3 yıl içinde hayvancılığın bitebileceği uyarısında bulunuyor. Eskiyörük şöyle diyor: “Ben, bir yönetici aynı zamanda da üretici olarak bu duruma seyirci kalmak istemiyorum. 10 yıl önce suların çekileceğini, artezyen kuyularının kuruyacağını söylemiştim. Bugün söylediklerimin gerçek çıkmasının üzüntüsünü yaşıyorum. Küçük Menderes ölüyor. Bu yöredeki ekonominin büyük bir bölümü tarıma dayalı. Üretim ve üreticinin geleceği tehlikede. Üreticilerimiz yem bitkisi üretememekte ve hayvanlarını satmaktadır. Eğer bu konuda önlem alınmazsa kuyular kapanacak ve Küçük Menderes Ovası’nda tarım bitme noktasına gelecektir...”

 
< Önceki   Sonraki >