Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Kent arkeolojisinin önemi
Kent arkeolojisinin önemi Yazdır E-posta
Pazar, 17 Ağustos 2008

Arkeoloji meraklısı için gerçekten “nefes kesici” bir iştir, toprağından altından çıkanlar size binlerce yıl öncesinden yazılmış mektuplar gibidir. Arkeoloji bilimi gerçekten de İzmir ve civarından doğmuştur, arkeolojinin en hası bu topraklarda yapılabilir.



Anadolu’nun bozkırları, ormanları bugün de yaşamakta olan kentleri bin yıllardır onlarca uygarlığa beşik olmuştur. Son dönemde İstanbul ve İzmir kentlerinin göbeğinde yapılan kazılar kent arkeolojisinin önemini ortaya koymaktadır. İstanbul’da “Şu anda dünyada yapılan en büyük kazı” diye özetleyebileceğimiz bir arkeolojik faaliyet Theodosius Liman Kazısı adı altında Marmaray inşaatı çerçevesinde gerçekleşiyor.

İstanbul gibi sürekli büyük bir metropol olarak binlerce yıl yaşayan kentlerde kent arkeolojisinin çok önemli olduğu kesin. Kentin sit alanında yapılan her türlü inşaat çalışması bir anda kentin geçmişine kısa süreli bir pencere açıyor. İstanbul’un eski limanından kaç tane gemi çıkacağını kimse bilemiyor, bilinen dünyanın en önemli ahşap gemi koleksiyonuna Türkiye’nin sahip olacağı.

Altınpark kazıları

İzmir’de de daha küçük çapta da olsa bir kent arkeoloji çalışmasını Konak Belediyesi sürdürüyor. Konak Belediyesi tarafından Altınpark semtinde yaptırılacak olan hizmet binasının temel kazıları sırasında ortaya çıkan antik bulgular İzmir’in geçmişine ışık tutacak. Agora surlarının dışındaki yaşamı da belirleyecek olan kazılar sırasında arkeologlar titiz bir çalışma yürütüyor. En küçük bir parçayı dahi titizlikle temizleyen ve koruyan arkeologlar bölgede üç ayrı dönemden kalıntıların çıktığını söylüyorlar.

Arkeolojiye olan merakını gayet iyi bildiğimiz Başkan Muzaffer Tunçağ da “Yapılan kazılar belki de İzmir’in tarihine ışık tutacak. Bölgenin İzmir surlarının dışında kalması nedeniyle çok daha eski kalıntılara rastlanabilir. Roma, Bizans ve Genç Osmanlı Dönemlerine ait sikke ve çömlek katıntılarının altından daha eski dönemlere ait katıntılar çıkabilir. Belki de bir deprem sonrası bölgeye yerleşilmiş olabilir. Çalışmalar tamamlandığında bunları daha iyi öğreneceğiz” diyordu.

Başkan Tunçağ, çok istediği hizmet binasını yapamadıklarını ama bulguların İzmir tarihine ışık tutacak olmasının üzüntülerini giderdiğini söylüyor: Burası Agora gibi değerli bir arkeolojik parka dönüşebilir.




Bu orkestrayı İzmir’de görmek isteriz

YUNANİSTAN’DA 1923 Mübadelesi ile gidenler arasında çok sayıda Konyalı ve Karamanlı vardır... Bunların aslında Orta Asya’dan gelen Hıristiyan Türkler olduğu, “Karamanlidika” denilen Türkçe konuşup ama Yunan harfleriyle yazarlardı. Karamanlis Sülalesi bunların en ünlüsüdür. Ünlü Konialidis Ailesi de ülkenin en zengin armatör ailelerinden biridir. Leni Konialidis bugünkü çağdaş Yunanistan’ın en önemli sanat dostlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Avrupa’nın en cazip şenliklerinden biri olan ve dünyanın en eski tiyatrosu Epidavros’ta gerçekleşen festivalde bu yıl Ege’nin iki yakasında yürütülen samimi çalışmalar çerçevesinde Türk-Yunan Gençlik Orkestrası projesi çıktı. O günlerde yolumuz Atina’da olsaydı kaçırmazdık. Fransa’nın hâlâ en saygın gazetesi olan Le Monde’da geçen haftalarda yayımlanan “Atina’da Yunan-Türk Uyumu” başlıklı tam sayfalık haberde 90 Türk ve Yunan gencinin birlikte bir klasik batı müziği konseri verdikleri anlatılıyordu. Liberation Gazetesi’nde de benzeri bir haberin çıktığını duyduk...

Orkestra hakkında Uğur Hüküm’ün verdiği bilgilere gelince: Efsanevi armatör Aristotle Onasis’i gençliğinde destekleyen yakın akrabaları, yine ticaret ve armatörlük yapan Konialidis Ailesi’nin kamuya yüzü nadir dönük simalarından Leni Konialidis’in de bir rüyası vardır. Atalarının geldiği Anadolu topraklarında yaşayanlarla, bugün Yunanistan’da yaşayanların güzergâhlarını bir biçimde kesiştirmek. Bu eşsiz sanat ve kültür hamisi kadın, Leni tasarısını Yunanistan’ın eski Ankara Büyükelçileri’nden birinin eşi, Athena Kritikoui (*) aracılığıyla Bilkent Üniversitesi ile temasa geçer. Görüşmeler olumlu sonuçlanır. Bir yanda Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekanı Işın Metin’in öncülüğünde HÜ Ankara Devlet Konservatuvarı’nın da katılımıyla, öte yanda Yunan şef Anastasios Symenoidis’in hazırladığı gençler çok kısa sürede rüyayı gerçekleştirirler...

Türkiye’de pek kimsenin umurunda olmamıştı ama Le Monde tam sayfa ayırmıştı bu işe... Türk-Yunan Gençlik Orkestrası’nın (TYGO) Ankara ve İstanbul’da verdiği konserleri duymuştum. Şimdi İKSEV ve Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosluğu’ndan beklentim bu orkestrayı önümüzdeki yıl İzmir Festivali’ne getirmeleri.
 
< Önceki   Sonraki >