Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Türkiye 'nin turizm hedefleri ve Ege
Türkiye 'nin turizm hedefleri ve Ege Yazdır E-posta
Cumartesi, 16 Ağustos 2008
Mevsim yaz olunca turizm konuşmadığımız, turizm görüşmediğimiz gün yok gibi. Turizm doğrudan ve dolaylı etkilediği 36 sektör ile birlikte Türkiye’de ekonomik canlılığın en önemli aktörlerinden biri. Doğrudan doğruya turizm ekonomisinin Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası içerisindeki payı yaklaşık yüzde 7-8. Turizm ekonomisinin her yıl döviz cinsinden Türkiye’ye kazandırdığı yaklaşık 20 milyar dolar ve turizm ekonomisinin yarattığı doğrudan istihdam yaklaşım 1 buçuk milyon kişi, ki bu rakam kayıtlı istihdamın neredeyse dörtte biri.

Buna karşın Türkiye turizm olanaklarından yeterince yararlanabiliyor mu? Ege Bölgesi, Türkiye’nin bu hedeflerine ne kadar yakın?

Geçen hafta sonu sosyal etkinlikler nedeniyle Çeşme’de idik. Alaçatı ve Çeşme çarşılarını ‘kolaçan’ etmeyi ihmal etmedik. Çeşme ve Alaçatı’ya tamamen yerli turist yerleşmiş durumda. Umudunu yabancı turiste bağlayan esnaf için ise bu turistlerin tamamı ‘kuru kalabalık’ Sadece yeme-içme sektörü halinden memnun. Alaçatı’daki restoranlar da halinden fazlasıyla memnun, kumrucular da. Halıcının kuyumcunun bu turistten memnun olması beklemek ise hayal olur.

Bu sezonu geçen yıllarla karşılaştıran organizatör dostlar ‘Geçen yılları arıyoruz’ diyorlardı. Çeşme’deki ‘adları pek ünlü’ birçok işletme sadece cuma-cumartesi açık, bazı işletmeler de önceden programlanan konserleri iptal ediyorlardı. Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mustafa Cenger, “Yazın tam ortasında, işlerin en hareketli olması gereken bir zamandayız. Ancak, hafta sonları dışında ilçenin geçen yıllara göre ölü bir sezon geçirdiğini gözlüyoruz. Ziyaretçi sayısı düşmedi ama bunun ekonomiye dönüşü çok zayıf” demiş gazetelere verdiği demeçte... Cenger, “Otellerde doluluk oranlarının iyi olmasına rağmen ilçede bulunan 30 bine yakın ikinci konuttan ancak yüzde 10’luk bölümünün açıldığını tahmin ediyoruz. Artık birçok tesis ve işletme yeni duruma ayak uydurmak için iş değiştirmeye başladı. Turistik eşya satan dükkanlar terlik, ayakkabı ticaretine yöneliyor. Hafta sonunda bile yoğun kalabalığa rağmen beklenen ciroların yapılamadığı ifade ediliyor” diyor.

Gerçekten de geçen yıllarda ışıl ışıl olan bir çok mahalle karanlıklara gömülmüş durumdaydı Çeşme’de... Buradan Alaçatı’nın alacağı dersler var... O dersleri önümüzdeki haftalarda konuşuruz...

Marmaris’ten de iyi haber yok

Rodos’a gidip dönen dostlar ise ister istemez bu Yunan adası ile Marmaris’i karşılaştırıyorlardı. Rodos’ta doluluktan yemek yiyecek restoran bile bulamazlarken Marmaris’in haline pek üzülmüşlerdi.

Çeşme’de ne kadar çok yerli turist varsa, Marmaris’te de o kadar çok yabancı var. Ama ucuzcular... Geçen hafta sözünü ettiğimiz gibi gelip apartlarda kalıyor, domates-ekmeği marketten alıp kola veya birayla yine apartta karnını doyuruyorlar. Çünkü Marmaris yerli turistleri yıllar önce kaçırttı... Kasaba apart ve iki, üç yıldızlı oteller ormanı haline geldi. TÜRSAB BYK Başkanı İsmail Özbozdağ durumu çok güzel özetlemiş: “Yerli müşteriye zamanında yer vermedik. Yabancı gelmeyince tekrar yerliye mi dönelim diye düşünmeye başladık. Bütün tesislerin, acentecilerin sürekli yerli pazar için bir pay ayırmaları gerekirdi. Arz talep ilişkilerinin tüketiciden yana gelişmesi, bu sektörde genel anlamda yatak dahil bütün iş kollarında enflasyonun, denetimsizliğin olması bugünkü durumu hazırladı. Kültür diyoruz ama bazı müzeler personel yetersizliğinden açılamıyor. Almanya İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra önce tiyatroları onardı. Bizde tiyatro, bale ve opera sanatçıları diken üstünde. Kıyıları para için imara açarsanız sonu bu olur...”

Bodrum’da gelecek kaygısı var

Çeşme ve Marmaris’ten sonra Bodrum’a da bir bakalım. Bodrum Esnaf ve Sanayici İşadamları Derneği (BESİAD) Başkanı Cenk Sezgin, ilçenin yeni yapılaşmalara kurban edilmek istendiğini ve hükümete seslerini duyuramamaktan yakınmış...

BESİAD’ın sadece ekonomik bir örgütlenme olmadığını, bulundukları bölgenin değerlerimi koruma sorumluluğu da taşıdığını vurgulayan Sezgin, “Şu andaki gidişat çok tehlikeli, çok kötü. Kısa bir süre sonra Bodrum diye bir hazinemiz kalmayacak. Burada toplu yapılaşmalar, anıt mezarlar üzerine dikilmiş inşaatlar, mozolenin tarihi kalıntıları üzerine konuşlanmış bir şehir yapılaşması, Bodrum’un çevresindeki doğayı tamamen tahrip ederek gelişen bir şehirleşme, ilçeyi yok edecektir. Bu sadece Bodrum’a değil Türkiye’ye ihanettir. Dünyaya ihanettir. Çünkü bir Bodrum daha yoktur. Biz Bodrum’un haykırışına nasıl sözcülük etmeye çalışıyorsak, aynı şekilde bu sıkıntıyı, bu büyük faciayı Ankara’nın da görmesi ve çok acil karar alıp uygulamalara başlaması gerekmektedir” demiş.

Hükümetin aldığı pek çok kararın Bodrum’u yakından ilgilendirdiğini söyleyen Sezgin, özellikle imar planında yapılan değişikliklerin, çevredeki yapılaşmaların ve golf alanlarının tehdidi altında olduklarını anımsatmış...

Herkesin derdi başka... Bodrum’un da gelecek kaygısı böyle...
 
< Önceki   Sonraki >