Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Tarihin ödüllendirilmesi ne güzel
Tarihin ödüllendirilmesi ne güzel Yazdır E-posta
Pazar, 10 Ağustos 2008
Geçen hafta içinde Tarihi Kentler Birliği ödülleri dağıtıldı. Ödül alanlar arasında bizi de gururlandıran ödülü Konak Belediyesi aldı. Tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki, Abacıoğlu Han’da gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları projesi, Tarihi Kentler Birliği tarafından uygulama ödülüne değer görüldü. Ödül törenine Başkan Tunçağ, önümüzdeki dönemde de yeni projelerin bulunduğunu, alınan ödülün çalışma arkadaşlarını daha da teşvik ettiğini söylüyordu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katıldığı Emirgan’daki Şerifler Yalısı’nda yapılan bir tören ve sergi açılışıyla ödüller sahiplerine verildi.

Ödül törenine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Muammer Güler, TKB ve Kayseri Büyükşehir Başkanı Mehmet Özhaseki, TKB Danışma Kurulu ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, TKB üyesi diğer belediyelerin başkanları ve bazı illerin valileri, TKB Danışma Kurulu üyeleri ile pek çok davetli katıldı. Ödül töreninin ardından, belediyelerin proje paftalarından oluşan sergi gezilerek, yapılan çalışmalar incelendi.

Kemeraltı’ndaki Anafartalar Caddesi’nde “Abacıoğlu Hanı Restorasyon Projesi”, eski kent dokusu içinde kaybolmaya yüz tutmuş yer yer bozulmuş bir yapının başarılı bir uygulama ile özgün görünümüne kavuşturulması ve kente bir kültür varlığını kazandırmış olması nedeniyle, Konak Belediyesi Uygulama Ödülü’ne layık görüldü. Başkan Tunçağ, ödülü TKB ve Kayseri Büyükşehir Başkanı Mehmet Özhaseki’nin elinden aldı.

Konak Belediyesi, Erdal İzgi’nin başkanlığı döneminde 2003 yılında Alipaşa Şadırvanı ve Meydan Düzenlemesi,Tunçağ’ın göreve gelmesinden sonra da 2006 yılında Basmane Semt Merkezi çalışmaları ile “Teşekkür”; 2004 yılında ise Oteller Sokağı Düzenleme çalışması ile “Başarı” ödülleri almıştı.

Muzaffer Tunçağ, İzmir tarihinde tarihsel mirasın korunmasında son 4.5 yılda yaptıklarıyla İzmir’in unutulmaz Valisi ve Belediye Başkanı Kazım Dirik’e benzetilecek önemli işlere imza atmıştır. Bu arada Ankara Altındağ ve Odunpazarı ve Bursa’nın Osmangazi Belediyelerini de kutlamalıyız. Umarız gelecek yıl da Karşıyaka Belediyesi son çalışmaları ile hak ettiği ödülü alır.

Kızılay binaları da

korunuyor

Biz bu yazıyı sevinçle yazarken, birçok tarihi yapıyı günümüze kazandıran Konak Belediyesi Kızılay’a ait iki tarihi binayı daha restore etmeye hazırlanıyor. Kemeraltı ve Alsancak’ta bulunan yapılar restore edilip Kızılay Eğitim Merkezi ve Kızılay Müzesi’ne dönüştürülecek.

Oteller Sokağı başta olmak üzere, Basmane Semt Merkezi, İşkur, Ökmen Evi, Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı ve Abacıoğlu Han gibi birçok yapıyı günümüze kazandıran Konak Belediyesi Kızılay’a ait iki binanın da restorasyonunu üstlendi. Kemeraltı 442 Sokak ve Alsancak 1462 Sokak’ta bulunan ve yıllardır kullanılmayan iki binanın projelerinin tamamlanmasının ardından çalışmalara başlanacak.

Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, restorasyon çalışmalarında kullanılacak ödeneğinin yüzde 80’inin İl Özel İdaresi’nde toplanan fondan karşılanacağını söyledi. Tunçağ, restorasyonu tamamlanan binaların Kızılay’a teslim edilerek eğitim amaçlı kullanılacağını hatırlatıyor.

Anıtlar Kurulu bu projelere bir an önce onay vermeli.




Calvino’yu anlamak

İzmİr İçin Düşünceden Eyleme adlı internet grubunu kuran arkadaşlar, Calvino’nun bir sözünü açılış sözü ilan etmişlerdi: “Bir kentte hayran kaldığın şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır”

İİDE’ye üye olduğumda bu söze uygun bir üyeliği nasıl gerçekleştirebilirim diye düşünmüştüm. Italo Calvino, “güçlü betimlemeleri ve kelimelerle gerçeklik arasında kurduğu ilişkide görünür olmayanı kolaylıkla açığa çıkaran bir yazar” olarak tanımlanıyor.

Elimde Calvino’nun “San Giovanni Yolu” adlı çalışması var ve bu kitabı bir tasarı kitabı olarak okumak gerekiyormuş... Çünkü, San Giovanni Yolu’nda yazarın gerçekleştirmek istediği bir çok kitap tohumu var. “Eğer yazarın ömrü yetseydi ve başladığı kitapları bitirebilseydi San Giovanni Yolu’nun adı, ‘Zorunlu Geçişler’ olacak, içinde üç metin daha yer alacaktı: Tıpatıp Benzerimiz İçin Talimatlar, Küba, ve Nesneler” olacakmış.

Her şey yaşanıp bittikten sonra aslında bitmediğini, bunu da yanılsama tuzaklarında aramamız gerektiğini, insanla ve yaşamla ilintili olan ne varsa dönüp dolaşıp yine insana takılmasını ayrıştırarak okumayı gerektiren bir kitap San Giovanni Yolu. Kemal Atakay’ı başarılı çevirisinden ötürü kutlamak gerek. (Yapı Kredi Yayınları)
 
< Önceki   Sonraki >