Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Bu atamalar elbette üniversiteleri karıştıracaktı
Bu atamalar elbette üniversiteleri karıştıracaktı Yazdır E-posta
Cuma, 08 Ağustos 2008
Geçen salı gecesi eve geç vakit ulaştığımda rektör atamaları haberinin sonuna TRT-2’de yetiştim... Hemen diğer haber kanallarına koştum, CNN Türk’te Abbas Güçlü’nün hayli sert yorumunu dinledim. Abbas Güçlü, atamaları AKP’nin üniversitelerdeki kadrolaşmasında yeni bir adım olduğu iddiasındaydı ve üniversitelerde büyük karışıklıkların yaşanabileceğini söylüyordu...

Çarşamba günü gün boyunca gelen haberler eğitim gazeteciliğinin bu duayen ismini haklı çıkarmıştı. Rektör atamalarının ardından üniversitelerde istifa fırtınası yaşanıyordu... İTÜ, Gazi ve Dokuz Eylül Üniversitelerinde aralarında dekan, başhekim ve enstitü müdürlerin de bulunduğu çok sayıda öğretim görevlisi istifa etmişti...

Önce çarşamba sabahı görevine başlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mehmet Füzün’e başarılar dileyelim ve hayli zor bir görev üstlendiğini kendisinin de biliyor olduğunu varsayalım... Prof. Dr. Füzün “Atanmayı bekliyor muydunuz?” şeklindeki soruyu “Cumhurbaşkanının önüne giden üç aday da bekliyordu. Ben de ümit ediyordum” şeklinde yanıtlamış. Seçimde en çok oyu alan Prof. Dr. Sedef Gidener’in rektörlüğe atanmasının büyük çoğunlukça beklendiğini de söylemiş. ‘Nasıl beklenmesin?’ diyebilirsiniz... Prof. Gidener, Prof. Füzün’ün üç katına yakın oy almış, kendisinden sonra gelen 5 adayın tamamının toplamından da 90 küsur fazla oy almıştı. Prof. Dr. Füzün, DEÜ’de yapılan rektör adayı belirleme seçimlerinde 564 oy alan Prof. Dr. Sedef Gidener’in ardından 181 oyla en çok oyu alan ikinci aday olmuştu. Ama son günlerde başhekimliğini yaptığı DEÜ Hastanesi hakkında medyada yer alan haberleri okudukça ben de ‘kaç oy alırsa almış olsun’ Prof. Gidener’in atanma şansının zora girdiğini görmüştüm. Bu yüzden bendeniz bekliyordum.

Dokuz Eylül’de bundan sonra ne olur bilmek çok zor. Prof. Dr. Fethi İdiman döneminde DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde başhekimlik de yapan Prof. Dr. Füzün, “Prof. Dr. İdiman başarılı bir rektördü ancak benim dönemimin ‘İdiman’ın devamı’ şeklinde değerlendirilmesi yanlış olacaktır. Prof.Dr. Emin Alıcı da Prof. Dr. İdiman da benim eski arkadaşlarım. Ancak bu yepyeni bir dönem” demiş... Göreceğiz ve izleyeceğiz olup bitenleri...

Rektör Füzün’ün şu sözlerini de bir yere kaydettik: “DEÜ’de maalesef, hiçbir rektörü direkt olarak suçlamıyorum, ‘rektör yandaşları’ ve ‘ötekiler’ ayrımcılığı oldu. Böyle bir tablo gelişti. DEÜ’nün en büyük sıkıntısı budur. Benim temel görevim bu sıkıntıyı sona erdirmektir. Bunu başardığımız takdirde, iç barış geldiği takdirde, DEÜ gerek bilim alanında, gerek hizmet alanında, gerek araştırma alanında temel görevlerini çok daha iyi bilecektir. Evrensel bilimsel platformlarda yarışacak durumda olacaktır.”

Ege’de bir sağlıklı yaşam uzmanı

Gazetedeki fotoğraflarımdan da anlaşılıyordur, bendeniz biraz kilolu bir Akdenizliyimdir. Benzerlerime Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarında, İtalya’da, Suriye’de, Yunanistan’da çok rastlanır. Fazla kilo iyi bir şey elbette değildir ama insanın kendisini çok üzmesine de değecek bir şey değildir diye düşünürüm...

Önceki gün Ege Üniversitesi’nin rektörlük cübbesini giyen Prof.Dr. Candeğer Yılmaz ile TRT’nin bir yayınında ‘şişmanlık’ üzerine tatlı tatlı tartışmamız geldi. Prof. Yılmaz sağlıklı yaşamın bölgemizdeki bir numaralı ismidir. Eski Rektör Prof. Dr. Bayındır’ın dediği gibi, ‘’Ege Üniversitesi’nin Candeğer Yılmaz ile daha güzel başarılara gideceğine, ulusal ve uluslararası düzeyde etkinliğinin artacağına ve güzel ülkemizin aydınlık geleceğine giden yolda kararlılıkla yürüyeceğine inanıyorum’’




İstanbul’a gelen turist sayısı arttı ya bize

Dün İstanbul’daydım. Hem kurumsal hem de özel işler nedeniyle... Pera Müzesi’ndeki Miro Sergisi’ni görmeyi de hedeflemiştim; yetişemedim, inşallah önümüzdeki hafta... Bu arada İstanbul’un neresine gittiysem 72 millet türünden turist kaynadığını gördüm.

Biraz araştırdım, turizm verilerine göre, İstanbul’un istikrarlı yükselişi sürüyordu. İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nün açıkladığı geçici verilere göre; 2008 yılı Ocak-Temmuz döneminde İstanbul’a gelen yabancı sayısı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artış göstererek 4 milyon seviyesini aşmıştı.

Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları ile Haydarpaşa, Pendik ve Karaköy limanlarından alınan verilere göre; 2008 İstanbul’a gelen yabancı sayısını geçen yılın ocak-temmuz ayları ile karşılaştırdığımızda yüzde 14 artış gösterdi. Gel de şimdi kıskanma İstanbul’u...
 
< Önceki   Sonraki >