Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Günlük Yazılar arrow Türkiye 'nin sıkıntılarındaki temel nedenlerden biri
Türkiye 'nin sıkıntılarındaki temel nedenlerden biri Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Temmuz 2008
Bu yazıyı çoktandır yazmayı planlıyordum, ancak fırsat olabildi... Akademik yılın son günlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu öğrencileriyle “Yerel Kamu Hizmetleri” dersi kapsamında bir araya gelen Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak eski bir derdimizi kaşımış... Geçen pazartesi ziyaretimize geldiğinde de gündeme geldi doğal olarak.  Bugüne kadar yapılan imar aflarını memleketteki sıkıntıların temel nedenlerinden biri olarak gören benim gibilerine ‘ah, ah’ dedirtecek sözler söylemiş. Cevat Başkan, imar aflarıyla ilgili olarak, “İmar afları olmasaydı kentlerimiz bu kadar kötü olmazdı” demiş.

Sağlıksız yapılaşmanın en büyük destekçisinin imar afları olduğunu söyleyen Durak’a aynen katılıyoruz. Durak, geçmişteki yönetimlerin kentlerin planlarını önceden hazırlayıp halka uygun koşullarda sunduğunu ve bunun da kaçak yapılaşmayı başlattığını söylemiş. Siyasi yöneticilerin sürekli aflar çıkararak dürüst vatandaşı adeta cezalandırdığını da yıllarca yazdık. Durak, “Bu denli imar affı çıkmasaydı bu kadar gecekondu olmazdı” demiş.

Bizim de söyleyeceklerimiz var... Halen ülkemizde yeni imar afları hazırlığı sürmektedir. Yapılan düzenlemelerle açıkça imar affı yapılmakta, aykırı yatırım ve yapılanmalar affedilmektedir. Son dönemde imar affı adı altında yasal düzenleme yapılmamakla birlikte farklı kanunlara eklenen maddelerle gizli ve açık imar afları parça parça yapılmaktadır. Bu tür düzenlemeler, af beklentisi olan vatandaşı da büyük ölçüde tatmin etmektedir. Bu düzenlemelerin en korkutucu yanı, giderek benimsenmesi ve yaygınlaşmasıdır. Bu yolla kamu arazilerinin talanı da hızlanmakta ve kamuoyu gözünde meşrulaşmaktadır.

Yapılan yasal düzenlemeler vatandaşı, kamu arazilerini yasal olmayan yollardan edinme konusunda teşvik etmekle kalmamakta, yasal olmayan yolları tercih etmeyen belediyelerin yasa dışı uygulamalara yönelmesi konusunda baskı altında bırakmasının bir aracına dönüşmektedir. Cezasız kalan hatta desteklenen suçlar, tüm vatandaşlar ve yatırımcılar için benzer kötü emsal oluşturmaktadır.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerin kamuya geri dönüşünü sağlamak için çaba sarfeden kamu görevlilerinin emek ve zamanı çöpe atılmakta, kamu görevlilerinin bu yolda çabaları cezalandırılmakta, hukuk ve adalete olan inançları yok edilmektedir. Yargıda kamu alanlarını kamuya geri kazandırmak için çaba, emek ve zaman harcayan kamu görevlileri ve yargı görevlilerinin zaman ve emekleri yok sayılarak bu kişilerin ve ilgili kurumların yürütmeye ve yargıya olan inançları zedelenmektedir.

Elbette var olan ve geçmişteki siyasal iktidarlar oy planlarını gecekondulaşma- varoşlaşma üzerine kurduklarından yeni imar aflarını çıkaracaklardır...




Lütfen çim sulamayı unutun

Değerli bir dostumun oğlu çalışmakta olduğu İrlanda’dan yaz tatillerinde İzmir’e geliyor. Bir gün İrlanda’daki arkadaşı ile telefonda yaptığı konuşmaya tanık oldum, ‘annem çimleri suluyor’ dediğinde karşısındaki genç kız çok şaşırmıştı. ‘Çimleri sulamak mı?’ diye sormuştu. Evet dünyada şayet paranızı koyacak yer bulamayan petrol zengini görgüsüz Arap şeyhlerinden değilseniz çim sulatmak haddinize bile düşmemeli.

Geçen yıl su tasarrufunda başarılı bir kampanyaya imza atan Büyükşehir Belediyesi’nin son kampanyası da İzmirlilerden destek bekliyor. Bu destek arasında bence çim sulamamak da yer almalı. Belki de çimlerden olduğu gibi vazgeçilmeli. Bir önerim de rulo halinde ya da tohumdan çim ekmekte direnen küçük belediyelere. Yapmayın ve bence kimseye kötü örnek olmayın. Türkiye’nin artık çim gibi bir lüksü olamaz. Olmamalı. Çünkü el birliği ile dünyanın sonunu getirdik.
 
< Önceki   Sonraki >