Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Tarım Köşesi arrow Ege'de tarım nereye gidiyor ?
Ege'de tarım nereye gidiyor ? Yazdır E-posta
Cumartesi, 19 Ağustos 2006
Son zamanların en yoğun geridönüşü (feedback yerine iyi tuttu bu deyim) geçen cuma yazdığım zeytinyağı ve fındık yazısına geldi. Bu yoğun iletişimden çıkardığımız ders ise daha çok tarım yazısı yazmak oldu. Bizim de tarım üzerine konuşmadığımız gün yok gibidir ama daha sık yazmamız gerektiğini bir kez daha gördük.

Ege Genç İşadamları Dernekleri Federasyonu (EGİFED) Başkanı, arkadaşımız Fatih Dalan'ın gönderdiği ve İzmir'deki ekonomistler içinde çok özel bir yere sahip olduğunu bildiğimiz Doç. Dr. Yaşar Uysal'ın bu önemli çalışması için her ikisini de peşinen kutlamamız gerekiyor. EGİFED olarak tarımın Ege Bölgesi için dünden bu güne taşıdığı önemi dikkate alarak Bilimsel Yayınlar Dizisi'nin ilk araştırma konusu Tarım sektöründe yeniden yapılanmaya ayırmalarını da ayrıca alkışlıyoruz. Fatih Dalan sunuş yazısında, 'Bu konu bizim gündemimizde hep olacaktır. Tarımdaki her sorunu EGİFED olarak Türkiye'nin gündemine taşımaya devam edeceğiz' diyor. Bu konuda her zaman yanlarındayız. Kitabın ön sözünde ve sonuç bölümünde Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi, Doç. Dr. Yaşar Uysal'ın şu tespitlerine dikkatinizi çekmek istiyorum:

Tarımdan yeterince yararlanabiliyor muyuz?

Türkiye, çok az ülkede bulunan bir tarım potansiyeline sahiptir. Bu potansiyel; sahip olunan geniş bir coğrafya, çok çeşitli toprak ürünlerinin varlığı, olası her türlü iklim koşullarının bulunması ve dolayısıyla da geniş ürün deseni ile somutlaşmaktadır. Ancak Türkiye bir çok alanda olduğu gibi, tarım potansiyelinden de yeterince yararlanamamış, buna imkan sağlayacak uzun vadeli yapısal önlemleri hayata geçirememiştir. Ülkemizde farklı gerekçelere bağlı olarak, değişimin yönlendirilmesinde genelde varolan zaaf, ne yazık ki, tarımda da kendisini göstermiştir. Bugün gelinen noktada tarım sektörü, toplumsal gelişme sürecinde yaşanan köklü değişimler sonucu önemini nispi olarak yitirmiş, sanayileşmeden, bilgi teknolojilerinde üretici konuma gelmeden sadece tarım ile kalkınmanın mümkün olamayacağı görülmüştür.

Bu kadar insan nasıl beslenecek?

6 milyar insanın yaşadığı dünyamızda beslenme, bir çok ülkenin en önemli sorunu olmaya devam etmektedir. Bu durum, bazı gelişmiş ülkelerin piyasa dengelerini bozmamak amacıyla üretimde sınırlandırmalara gitmesi ve bazı ülkelerde ise insanların gıda yokluğu nedeniyle ölüme terk edilmesi gibi birbiriyle tamamen çelişen gelişmeleri de yaratmaktadır. Dolayısıyla, yeni dünya düzeni, düzenin oluşumunda yer alanlar tarafından, önemli ölçüde tek taraflı çıkarlar doğrultusunda, yönlendirilmeye devam etmektedir.

Oysa tarım sektörü, Türkiye ve Türkiye ekonomisi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Nitekim, tarım sektörüne gerek istihdam ettiği nüfus gerekse milli ekonomiye yaptığı katkı ile önemini koruyan bir sektördür. Temel gıda maddelerinin teminindeki stratejik rolü yanında, ülke ekonomisinde önemli yere sahip olan tarımsal sanayinin de hammaddesini oluşturmaktadır. Ayrıca Türkiye, sahip olduğu farklı toprak ve iklim özellikleri ve zengin genetik çeşitlilik ve tarım potansiyeli açısından dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Fakat bu potansiyelin etkin olarak kullanılabildiğini söylemek güçtür. Nitekim 1980-2004 döneminde tarımsal üretimdeki artış nüfus artışının bile gerisinde kalmıştır. Bu gelişme, ihracat potansiyelini azaltırken ithalatı da arttırıcı bir etki yaratmıştır. Üstelik ilk kez 2000 yılında olmak üzere, 2003 ve 2004 yıllarında tarım ürünleri dış ticaret dengesi açık vermiştir. Bu rakamlar tarım ülkesi Türkiye'nin, tarımda dışa bağlı hale geldiğini göstermektedir. Dolayısıyla, ülkemiz tarım politikalarının iflas etmiş olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

AB standartlarını yakalamak...

Tarım boyutunda önceliğin AB'ye tam üyelik değil, AB'nin standartlarının yakalanması olduğu öngörülmüştür. Çünkü, Türkiye, tam üye olsun veya olmasın, tarımı AB standartlarında yeniden yapılandırmak zorundadır. AB standartlarının yakalanması durumunda ise bir taraftan üyelik kolay olacak, diğer taraftan üye olup olmamak önemini yitirecektir. Ancak bu durumda, AB'ye üyelik (müzakere) sürecinin, tarih boyunca daha çok dışsal dinamikler ile dönüşüm yaşayan ülkemizde, sektörde bilimsel temelli yeniden yapılanmanın önemli bir motivasyonu olduğu gerçeğini de değiştirmemektedir.

Temennimiz, ilgili tüm birimlerin, önyargıdan uzak bir şekilde davranması: 'Olmaz' diyebilmenin, daha sağlıklı alternatifi üretmeyi gerekli kıldığının bilincinde olmasıdır. Böyle bir anlayış çerçevesinde yapılacak eleştiri ve katkılar Ege ve Türkiye genelinde sektörün sorunlarının çözümü, AB'ye uyum ve küresel rekabette başarı ile sektörde sürdürülebilir gelişme için önemli adım olacaktır.

 
< Önceki   Sonraki >