Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Arkeoloji arrow Selçuk'tan yükselen ses
Selçuk'tan yükselen ses Yazdır E-posta
Perşembe, 16 Ağustos 2007

 

Arkeolog Yusuf Savaş ve Mimar Gönül Kılınç Selçuk'tan yazmışlar... 'Tarihsel zenginliklerimizin, önemli değerlerimizin , ilgisizlikten, sevgisizlikten yok oluşunu, yıpranışını görmeye toplum olarak alışmadık ama alıştırıldık sanki' diyorlar... Selçuk'un Artemis Tapınağı'ndan Meryem Ana Evi'ne, Aziz Jean'ın mezarına, Türk İslam Sanat Tarihi'nde önemli bir yeri olan İsa Bey Camii gibi üç dinin çok önemli eserlerini korumakta olmasına karşın yeterince önemsememesinden yakınıyorlar. Bize gönderdikleri mesajı, Cumhurbaşkanı Sezer, Kültür ve Turizm Bakanı Mumcu, İzmir Valisi Göksu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu'na da göndermişler. Bu başvurudan anlıyoruz ki, iki duyarlı insan Selçuk'taki yerel yöneticilerden pek de umutlu değiller.

Mesajda geçen Ağustos'tan bu yana yaşananlar anlatılıyor.. Haziran ayında Kale'nin yamaçlarındaki zeytinliklerin yanmasının ders olmadığını, önlem de alınmadığından yakınıyorlar ve daha sonra öğreniyoruz ki, 19 Ağustos'ta kalenin içindeki otların yanışını da Selçuk'taki yöneticiler karşıdan seyretmişler...

23 Ağustos'ta Selçuk'un simgelerinden olan Atatürk Meydanı'ndaki Bizans dönemi su kemerlerinden biri çökmüş, çöken birkaç tonluk tuğla örgülü kemerin altında tesadüfen kimse yokmuş. Aslında bu da şaşırtıcı bir olay değilmiş, çünkü birkaç hafta öncesinde Namık Kemal Caddesi'ndeki bir kemerden düşen tuğla da yine tesadüfen kimseye zarar vermemişti.

Ağustos ayının son vurdumduymazlığını ise 1. Derece Arkeolojik Sit Alanındaki Efes Antik Kentinin Devlet ve Ticaret Agoraları'nın hiç kazı yapılmamış alanları üzerinde ayrı ayrı artezyen çakılması oluşturmuştur. Bu artezyenlere yaklaşık 200 metrede su şebekesinin olmaması da cabası... Selçuk'ta sorun bir tane değil ki... Yusuf Savaş ve Gönül Kılınç başka bir konuya da dikkatimizi çekiyorlar: Efes Müzesi'nde iki yıla yakın süredir bir müdür yoktur. Her kademedeki personel de yetersizdir... Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Selçuk'taki yatırımları ören yerlerinden kazandıkları ile karşılaştırıldığında düşünülmeyecek kadar az..

İki duyarlı insan soruyor: 'Böylesine önemli bir çevrenin böylesine bakımsız bırakılmasının arkasındaki plan nedir? Artık Efes ve ören yerlerinin sadece gelir kaynağı olarak görülmesi alışkanlığından kurtulmalı, beynimize yerleşen tüketici anlayışı, çağdaşlığın gerektirdiği korumacı anlayışla değiştirmeliyiz...' Kendilerine aynı düşüncelerle katılıyorum...

 

 
< Önceki   Sonraki >