Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow İzmir Yazıları arrow Nihayet! Küçük Amerika olduk...
Nihayet! Küçük Amerika olduk... Yazdır E-posta
Perşembe, 16 Ağustos 2007

1950'lerin Türkiye'de görülen rüyasının adı 'Küçük Amerika' olmaktı. Fuar'daki enformasyonlardan, kütüphanelere, belediye başkanlarının 'yurtdışı seyahatlerine' kadar her şey ABD'ye endekslenmişti.

 

21. yüzyılın ilk yıllarından birinde İzmir'de, halkın yüzde 99'unun 'mübarek' kabul ettiği günlerde yaşanan iki olaya bakıp 'tersinden' Küçük Amerika olduğumuzu görüyoruz üzülerek..

İlki dün sabaha karşı sahur vaktinde Hatay semtinde gerçekleşti. Yaşları 14 ila 17 arasında değişen 8 çocuk, akli dengesi yerinde olmadığı için malulen emekli olan öğretmeni önce döverek ve bıçaklayarak öldürdüler. Benzeri az görülen vahşete karışanlardan biri kız. Ve bu kız gazetelerde yazanlara bakarsanız 'Çocuk Çetesi'nin de lideri. Onun yaşlarındakilerin genelde manken veya popçu olmak istediği bir ülkede E.Y. çete lideri olmayı tercih ediyor. Sizce neden? Ben bunu kesinlikle ekranlardan fışkıran şiddete bağlıyorum. Yerli yapım filmlerde her gece ekranlardan onlarca ceset fırlıyor. Kan, gözyaşı, tecavüz olayları birbirini kovalıyor. İşin ilginç ve hatta ürkütücü yanı bütün bu sıradışı olaylar, sanki Türkiye'nin gerçeğiymiş gibi yansıtılıyor. Kimse de çıkıp buna 'dur' diyemiyor. Böyle giderse Amerika'nın arka sokaklarında yaşanan olaylara taş çıkartacak cinayetlerimiz, tecavüzlerimiz, gasp ve kapkaçlarımız olur. Gelişmeler de üzülerek de olsa söylemeliyim ki bizi haklı çıkaracak şeyler...

Bir örnek daha mı? Bornova'da 9 gencin yanarak hayatını kaybettiği kafe faciasına ne diyeceksiniz? Benzerleri Amerika'da barlarda veya gece kulüplerinde yaşanmıyor mu? Bu kafe olayında o kadar suçlu var ki hangisini yazacağımızı bilemiyoruz. Ama şunu iyi biliyoruz ki bu ülkede artık kafe gerçeği masaya yatırılmalı. Üniversitelerin etrafında mantar gibi çoğalan bu tür yerler, az sermaye ile açılabiliyor. Küçük bir apartman girişi mekan için yeterli oluyor. Fazla talep görmeyen bu tür yerler, sahipleri tarafından geliri iyi olan kafelere yüksek kira bedelleriyle veriliyor. Kafe açmak isteyenler de içeriye üç masa 10 sandalye koyup ruhsatı alıyorlar. Sonra tadilatlarla, dekorasyon adı altına yapılan birtakım işlerle kafeden çıkıp 40-50 kişilik eğlence merkezleri haline dönüşüyorlar. Kaliteye önem verilmediği için fiyatlar ucuz tutuluyor. Böylece buralar öğrenciler için özellikle soğuk kış günlerinde alternatifsiz mekanlar haline geliyor. Denetim noksanlığı da işin içine girince işte bu tür facialar ortaya çıkıyor. İnsan hayatının bu denli ucuz olduğu başka bir ülke var mıdır bilinmez ama ders alınmadığı taktirde bu tür felaketlerle sıkça karşılaşacağımızı söylemek için kahin olmaya gerek yok... Bol aksiyon, bol ölüm, bol gözyaşı... Nasıl, Küçük Amerika oluyor muyuz

 
< Önceki   Sonraki >