Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow İzmir Yazıları arrow Selluka tohumumun yeşermesini beklerken
Selluka tohumumun yeşermesini beklerken Yazdır E-posta
Perşembe, 16 Ağustos 2007
Şu cumartesi sabahında çıksak Kemeraltı'nda şöyle bir dolaşsak ne derdimiz kalır, ne tasamız. Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği tarafından yayımlanan Kemeraltı Dergisi'nin son sayısı elimize ulaşınca böyle düşündüm doğrusu.

Benan Bilek dostumuz ve yazarımızın Yayın Yönetmenliği'ni, Maksude Kılınç'ın Yayın Danışmanlığı'nı, Öcal Zehir'in Görsel Yönetmenliği'ni üstlendiği dergi gerçekten çok hoş hazırlanmış. Kemeraltı; İzmir'in rengidir, tadıdır, kokusudur kısaca her şeyidir. Bu sayının konuğu Hürriyet Gazetesi Ege Temsilcisi Hakan Tartan, portrelerde ise çok keyifle okuduğumuz bir röportaja konu olan eski bir İzmir efsanesi olan Hamza Rüstem hatırası var. Girit'ten İzmir'e yaşam öyküsüne örnek alınacak çok şey sığdırmış bir kimlik. Efsaneyi şimdi küçük torunu Mert Rüstem ayakta tutuyor. Bir başka portre ise, 'halıcı dede' Şehmuz Buz. Cem Seyhun Ünbay dostumuz ise Şencan Fotocan'ı anlatmış. Kemeraltı Mekanları'nda 'Kestelli'den İnivermek' var.

Ama bunların ötesinde çok önemli bir şey var bu dergide. Akşam Ege'nin sürekli okurları anımsayacaktır. Benan Bilek'in geçen Pazar günkü yazısı Selluka'lar üzerineydi. Bu dergiyi taşıyan zarfın üzerinde şöyle yazıyordu: 'İzmir'in, Karşıyaka'nın bahçelerinde açardı salkım, salkım. Kimi bir ağaca sarılmış, kimi bir kameriye ile içli dışlı olmuş. Sokaklarda imbatın kokusu ve en baştan çıkarıcı morlarıyla selluka şenlendirirdi İzmir'i. A
* * *


Zarfa iliştirilmiş poşetin içinde ise bir tane selluka tohumu. 'Bu tohum, bir zamanlar İzmir'de hemen her bahçede yetişen, mor çicekler açan sellukanın tohumudur. İzmir'in güzelliklerine sahip çıkmak adına bu bitkiyi de yeniden yaşatmayı görev bildik. Fasulyegillerden olan bu tohumu çimlendirmek için en yakınınızdaki toprağa dikiniz' yazıyor küçük notta. Eş dost çok, bir tane tohum yeter mi, hemen üç tane daha istedim Benan'dan. Çocukluğumda ilkokulda fasulye çimlendirir gibi selluka çimlendiriyorum. Daha sonra bir saksıya ekeceğim o fidanı, gelecek şubat ayında da bahçeye.

Hayatı sadece her koşulda para kazanma, avantayı kollama, koltuğa tırmanma, koltuğu koruma, eşit paylaşma ilkesinden nasibini alamama olarak algılayanlara selluka tohumunun verebileceği bir şey yok. Statü endişesi içinde kıvrananlara da. Sellukayı yeşertmenin kenti sevmekle, kente olan borcunu ödemenin ötesinde anlamları var. Bana bu duyguları da yaşattığı için kutluyorum emek veren herkesi.

Dergiler arasında

Hemen her gün bir dergi geçiyor elimize. Üstte anlattığımız Kemeraltı'nın her sayısını saklıyoruz. Bunların içinde okunacak ne kadar da çok yazı var diyerek bir kısmını dergi olarak saklıyoruz, bir kısmından kupürler kesiyoruz. Son günlerde elimize geçen ve çok beğendiğim iki dergiden söz edeceğim bugün size.

Beyond, EGİAD ve İşletme Kulübü Öğrencileri tarafından hazırlanan ve nitelikli bir editör grubu tarafından özenle hazırlanan bir dergi. Bu sayıyı AB ile olan ilişkilere ayırmışlar. Özellikle Türk Modernleşme Projesi'nde AB ile Müzakere Dönemi, AB -Türkiye Hektor ve Akhilleus ya da masala hikaye ile cevap verme gerekliliği yazıları müthiş.

Bir başka dergi ise AB'ye soyadlarından doğal vurgu yapma olanağı veren 'Abalı' adlı üç aylık kurumsal iletişim dergisi. Arabasının bagajındaki yem ile bugünlere geldiğini anlatan Abalıoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Abalıoğlu ile keyifli bir söyleşi ile başlayan dergide gazeteci dostumuz Ali Ekber Yıldırım ile yapılan 'AB sürecinde tarım, hayvancılık ve beyaz et sektörü' başlıklı yazıyı da kesip sakladım. Önümüzdeki günlerde Anadolu Mutfağı'nda, Muammer Demirok ustadan da bu dergideki tarifleri nedeniyle söz edeceğim. Bu türden dergiler alternatif medya olarak önemli bir işlev üstleniyorlar.

 

 
< Önceki   Sonraki >