Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Mutfak yazıları arrow Afroditin anavatanı Anadolu !
Afroditin anavatanı Anadolu ! Yazdır E-posta
Perşembe, 16 Ağustos 2007

Afrodit dedikse aklınıza gereksiz yere böyle isim almış olan düşkünler çiftliğinin ağası gelmesin. Sözünü ettiğimiz Afrodit, aşk tanrıçası Afrodit….

Bugün Datça’ya ulaşmak pek kolay değil, eskiden de değildi herhalde. Ama antik çağda hemen herkes bugünkü Datça’nın 30 kilometre batısındaki Knidos’a ulaşmak için büyük çabalar harcardı. Çünkü antik çağın en zengin şehirlerinden biri olan Knidos, seksin ve erotizmin de başkentiydi. Knidos'ta yapılan kazılarda ortaya çıkan binlerce yıllık "porno" figürler bunu kanıtlıyor. İtalya’da Pompei ne ise Anadolu’da Knidos o demekti. Knidos’u Knidos yapan da oradaki Afrodit heykelini içinde barındıran  tapınaktı.  Knidos antik çağda en çok Çıplak Aphrodite heykeli ile ünlenmişti. Dünyadaki bütün arkeologların rüyalarını süsleyen Afrodit heykelini bulmak için 1967-77 yılları arasında Amerikalılar sondaj kazıları yaptılar ... Ama bulamadılar, bir iddiaya göre heykelin bir parçası olan eli buldular ve kaçırdılar.


Heykeli antik çağın yazarları anlata anlata bitiremiyor: Antik çağın en ünlü heykeltıraşı Praksiteles beyaz, sert mermerden sanki canlıymış gibi bir heykel ortaya çıkarmıştı. Bu Tanrıça Afrodit'in ilk çıplak heykeliydi. Afrodit, aralık dudaklarından yayılan o kendinden emin ve sıcak gülüşüyle, heykeli görenlerin aklını başından alıyordu. Çıplaktı ve Praxiteles ustanın ellerinde bu çıplaklık mermerden yayılan bir sıcaklığa dönüşüyordu ve seyredenler Tanrıça'nın güzelliği karşısında mest oluyordu.  Sadece Afrodit heykelini seyretmeye gelenler Knidos için, ciddi bir ticarete yol açıyordu. Bir eliyle Havva'nın asma yaprağı misali, kadınlık organını gizleyen Afrodit'i, bugün bile görmek için ne bedeller ödenmezdi ki?

Eh bu da o zamanın tüccarlarının seks pazarı için bulunmaz bir fırsat oldu.
Rönensans’ta Boticelli’nin yaptığı Afrodit tablosu bugün Floransa’ kentindeki en önemli tablolardan biri olarak kabul ediliyor. Boticelli’nin tablosu Afrodit’in doğum yeri olarak kabul edilen KKTC’nin Karpaz bölgesini de resmeder. Ama Afrodit’ten antik çağ boyunca asıl yararlanan Anadolulular olmuş. Knidos’ta büyük bir tapınak, Karia’da da müthiş bir kent kurmuşlar. Karia kenti Afrodisias’a “Koca Karia İlaçları” bölümünde yeniden döneceğiz…

MS 2. yüzyılda yaşamış olan Pseudo ‘Yalancı’  Lukianas, "Erotes" adlı kitabında bir seyahati sırasında arkadaşı Charikles ile Knidos'a uğradığını, arkadaşının Afrodit heykelini görünce şaşkın bir şekilde nasıl hayran kaldığını bakın nasıl anlatıyor:

"Charikles heykele doğru yürüdü ve Tanrıça'yı ıslak dudakları ile öpmeye başladı... Uzun süre Tanrıça'ya sarıldı ve kendinden geçti. Charikles, Tanrıça ile adeta bütünleşmişti..."

Heykeltraş Praxiteles, yaptığı Afrodit heykelinin canlı gibi algılandığını fark edince, heykeli civardaki adalarda yaşayanlara satmak istemişti. Fakat heykel çıplak olduğu için hiç kimse almaya cesaret edememiş. Ama Knidoslular heykeli görür görmez bunun kaçırılmaz bir fırsat olduğunu anlamışlar ve seks pazarında bu heykelin çok işe yarayacağını kavrayarak satın almışlardı. Heykeli Afrodit Tapınağı'nın en güzel yerine koyarak ticari bir zihniyetle ondan yararlandılar.

Son yıllarda Prof. Dr. Ramazan Özgan başkanlığında bir ekip kazı yapıyor.  Son yıllarda erkek üreme organına benzeyen “ "Fallus Kandili" bulunuyor çokça.  Prof. Özgan’ın ekibi tarafından Knidos'ta bulundu. İhtiyar, sakallı ve şişman bir Satyr'in (mitolojik bir yaratık) arkası, başı, sakallarının uçları ve fallus yani erkek cinsel organının ucu. Bu satyr'in neresinden bakarsanız bakın her tarafında fallus başı görülüyor. Bu yüzden de kandile "Fallus Kandili" ismi verildi.

Cinselliğin doruklara çıktığı, insanların fantezilerini özgürce gerçekleştirdikleri bir yer Knidos. Öyle ki, bu cinsellik gizli ama çok da heyecan verici bir şekilde burada yaşanabiliyordu. Bugün bunun izleri Knidos'taki kalıntılardan çok açık görülebiliyor. O çağlarda genelevleri öyle ün yapmıştı ki, uzak diyarlardan gemiciler, Arap tacirler akın akın Knidos'a geldiler. Bu kentin özel bir bölümü vardı ki, tam bir şehvet ortamıydı. Herkesin giremediği, bu yasak bölgede sokakta, yerlerde sevişenler, kadın kılığına girmiş erkekler, ağır makyajlı açık saçık giyinmiş kadınlar, akla hayale gelmeyecek seks çılgınlıkları bir arada ve açıktaydı. Böyle bir "dünya cennetinin" ticaretini yapmak için ortaya çıkan zeki girişimciler de vardı elbette. Knidoslular, gemicilere en güzel kadınları sunup, bir tür hediyelik eşya kategorisinde pornografık resimlerle süslü kandiller, penis şeklinde pipetler satarak, bugünün devasa endüstrisinin ilk ipuçlarını yakalamışlardı.


Bal, balık, badem…

Halikarnas Balıkçısı Datça için  "iklim tam insan boyutundadır. Sıcağı da soğuğu da, insan tahammülünü aşmaz. İklimi paltoyla, sobayla ya da yelpazeyle düzeltmeye gerek yoktur” demişti. Ama elbette Datça’nın mutfağı da etkilidir bu işlerde.

Bugün Datça’ya “Üç B” kenti derler… Bunlar sırasıyla “balık, badem ve bal” dır. Bu üç “B” antik çağda da Knidos’un “bir afrodisiak” kent olmasını da sağlamış. Afrodit heykelini görmeye gelenler, ya da cinselliğin doruklara çıktığı kentte yaşamak isteyenler cinsel güçlerinin doruğuna bu üç “B” ile çıkıyorlardı…

İşte bugün size Antik çağın ünlü yemeklerinden birini sunuyorum. Büyük olasılıkla Knidos’ta da bu yemekten yeniliyordu.

 

 

Ballı bademli balık


Eczacılığın babası ve Bergamalı hemşehrimiz Galenos, “Yiyeceklerin Nitelikleri Üzerine” adlı kitabında, kızartılmış balığın en iyisi ballı bademli sosla gideceğini söylemiş. Biz de bugün antik çağdan kalan ve günümüze uyarlanmış bir tarif sunalım istedik size
Ballı, bademli, balıklı gözleme:

Malzeme: Fileto balık eti, bir bardak un, bir bardak su, 2 çorba kaşığı süzme bal, kızartmak için zeytinyağı, bir kaşık kırılmış ve kavrulmuş badem

Hazırlanışı:  Un su ve bir çorba kaşığı balı karıştırarak hamur haline getirin. Bir tavada iki çorba kaşığı zeytinyağını kızdırın. Fileto balık etini bu karışıma bulayıp yağa bırakın. Katılaşmaya başladığı zaman iki ya da üç kez çevirerek her tarafının aynı renkte olmasını sağlayın. Bu şekilde tüm balık filetolarını pişirin. Artan balı kızarmış balıkların üzerine dökün, en sonunda da kırılmış kavrulmuş bademleri serpin ve sıcak servis yapın.

 


Erotizmi yiyeceklerden ayıramam bir türlü!

Geçen yıl Türkiye’de de çok satan bir kitaptı Afrodit… , Şilili yazar Isabel Allende'nin çok değişik bir çalışmasıydı. Ciddi, edebi eserleri ile tanıdığımız Şili’de darbeciler tarafından katledilen sosyalist lider Salvador Allende’nin yeğeni olan Isabel Allende, bu kitabı, edebi bir amaç gütmeden, yalnızca eğlenmek ve eğlendirmek için hazırladığını söylüyordu. Yazar, Afrodit'in, okuruyla kendisi arasında özel, ironik ve mahrem bir sohbet olduğunu söylüyor ve bu kitabın erotik bir el kitabı, ya da bir yemek kitabı olmadığını, bir ‘duyular kitabı' olduğunu vurguluyor. ‘Erotizmi yiyeceklerden ayıramam bir türlü; bunu yapmak için bir neden de göremiyorum; tam tersine, gücüm ve neşem yettiği sürece her ikisinin de tadını çıkarmayı sürdürmeye niyetliyim. İşte, aşk ile iştahın sınırlarının kimi zaman tümden silinecek kadar bulanıklaştığı duyusal belleğimin çeşitli yörelerinde haritasız bir yolculuk demek olan böyle bir kitap yazma düşüncesi de bundan doğdu’ diyor kitabın başında.

 

 
< Önceki   Sonraki >