Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Etkinlikler arrow Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği
Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği Yazdır E-posta
Salı, 14 Ağustos 2007

Kasım 2005

Bu cumartesi (19 Kasım) başlayacak olan güzel bir etkinliği bildirmek istiyorum. Sevgili arkadaşım Mine Özgür yaptığı harika sabunların sırrını sizlerle paylaşmak için sabun yapım kursu düzenliyor. Bu kursla ilgili bilgiler için www.mineflora.com adresini ziyaret edebilir, adresine yazabilir veya 0216 311 61 86 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Her cumartesi düzenlenecekmiş, bilesiniz!
 
Bazen bir koku bile yaptiginiz yolculuga deger. Tek bir koku. Hele de bu koku asik oldugunuz bir agacin meyvesinin özü, suyu ise ve o suya tazecik bir köy ekmegini banip banip yediyseniz daha da bir güzellesir bu koku. Tat da eklenmistir kokuya. Birlikte sizi alip götürmüslerdir baska diyarlara.

Geçtigimiz haftasonu, Ayvalık Ticaret Odası’nın misafiri olarak Ayvalik’ta, ilk kez düzenlenen Zeytin Hasat Şenliği’ndeydim. Pek çok gazeteci ve yazarın davetli oldugu program Cuma günü Istanbul’dan Izmir’e yaptigimiz uçak yolculugu ile basladi. Izmir’de bizi karsilayan günes, Ayvalik’a dogru gittigimiz otobüs yolculugunda da devam etti. Ta ki hava kararana kadar. Programin düzenlenmesindeki öncelikli amaç, Ayvalık zeytinleri için alınmaya çalisilan ‘coğrafi işaret’. Ayvalıklı üreticiler dior ki, bizim yagimiz bizim için özeldir ve biz bu yaglarimiz için cografi isaret almak istiyor, zeytinyaglarimizi yurt içi ve yurt disinda satarken ‘Ayvalik’ta üretilmistir’ yazabilmek istiyoruz. Bu hakli taleplerini de duyurmak, destek almak istiyorlar.

Bunun için seçilen haftasonu hava, ne mutlu ki günlük güneslik idi. Ayvalik’a varip da otele yerlestikten hemen sonra aksam yemegi için Cunda’da, sahildeki Günay Restoran’a geçtik. Gömeçlinin Yeri olarak da bilinen restoranda sezonu basladigi için sevinç duyulan akkız, sezonu bitmek üzere olan deniz börülcesi (asil lezzetli hali ilkbahardadir, daha sonra tuz orani giderek artar), yine mevsimi yeni baslamis olan turpotu ve hardalotunun disinda Ayvalık’ta ‘karadiken’ adiyla taninan deniz kestanesi, ahtapot, kidonya denen kum midyesi (kasarli), yine Ayvalık’ta ‘çam mantari’ denen çintar, papalina baligi ve arzu edenlere çipura ile devam eden yemek dostlarimizla pek neseli ve elbette ki pek gürültülü geçti. Restorandan erkence ayrilan küçük grubumuza Nedim Atilla’nin sürprizi vardi elbet. Cunda’nin meshur Taş Kahve’sinde nefis bir kabak tatlısı. Tatli komsu bir restorandan, Bay Nihat’tan geldi. Adaçaylari ise tas kahveden.

Ertesi sabah kahvaltidan sonra henüz vakit oldugu için Cunda Pazari’ni gezecek zaman bulabildim. Körpecik otlar, mevsimi geçmekte olan kara Kozak üzümü, sezonun yeni mahsul kirma zeytinleri, bir tezgahta da olsa çintar mantari, otlar, peynirler... Bu küçücük ama lezzeti içinde pazari gezmeyi her zaman sevmisimdir. O mis gibi deniz kokan sessiz sabahta, büyümekte olan enginarlari, dalinda kipkirmizi olmus igdeleri, sakin sakin agini tamir eden balikçilarla tembelce yalanan, temizlenen Cunda kedilerini görmek pek iyi geldi.
 
Hasada gitmek üzere bindik otobüslere. Hedef size burada zaman zaman bahsettigim Kürşat ailesinin zeytinlikleri. Ögle yemegimizi de orada yiyecegiz. Zeynep’imin annesi Fatma Batül Hanim’in elinden çikma nefis yemeklerin nefaseti içine konan taze sıkılmıs zeytinyagiydi elbet. Bahçede kah zeytin topladik, kah toplayan aileleri seyrettik. Bir de yeni getirtilen, agaci bedeninden sarsarak zeytin toplama makinesini izleme, tanima sansimiz oldu. Ispanya’da neredeyse 10 yildir uygulanan bu sistem son yillarda Türkiye’ye gelmeye baslamis. Pahali olsa da bir sezonluk isçilik maliyetiyle neredeyse esit olan bu makine sanirim önümüzdeki yillarda yayginlasacaktir. Özellikle de zeytini tek tek, elle toplatan üreticiler için bu sistemin yararlari büyükmüs, öyle söylediler.
 
Kürsat ailesinin zeytinliginde, bahçeye kurulmus sofralarda geçen yil tadip hayran kaldigim kurutulmus domates, kapari ve zeytinyagi sosu (Istanbul ve Izmir’deki Kürşat mağazalarında satılıyor), Fatma Hanim’in gelistirdigi siyah ve yesil zeytin ezmeleri (aromatik otlarla zenginlestirilmis), zeytinyagli sarma, turpotu, hardalotu, akkiz, radika, fava, kalamar yahni ve ahtapot salatasina mis kokulu köy ekmekleri eslik ediyordu. Kuzu etli marata (arapsaçı) ile kömürde pisirilmis ve Edremit Körfezi’nin bir türü olan sinarit baligindan sonra tatli olarak
 
kalbura basma ve Ayvalık’ın meshur lor tatlısı geldi ve bu senlikli yemekten ayrilip zeytinyağı sıkımını görmek için Özgün Zeytinyağı Fabrikası’na gittik. Elimize verdikleri şık siselere doldurdugumuz zeytinyaglari henüz sıkılmıştı. Düsünebiliyor musunuz, bir kaç dakika önce islemden geçip sıkılmış bir zeytinyagi siselere doldurulup size hediye ediliyor. Nefis bir yagdi. Bunca emek, bunca özen.. Çikan ürünün kötü olmasi düsünülebilir mi? Zaten Ayvalık’tasınız. Güzelsiniz, güzeller.

Sira geldi senligin paneline. Gazeteci-yazar Şahin Alpay’ın yönetimindeki panelde Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer’in açılış konuşmasından sonra
 
Ayvalık’ın ev sahiplerinden en kibarı (Ayvalık’ı Gezerken kitabının yazarı) Ahmet Yorulmaz, Nedim Atilla, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Ali Nedim Güreli, Doç. Dr. Ertan Anlı ve Prof. Dr. Kenan Mortan idi. Konu Ayvalık Zeytinyağı, sorunlar, istekler, amaçlar.. Cunda’da yeni restore edilip açılan kültür merkezindeki panelden hemen önce Ayvalıklı genç fotoğrafçıların çektiği zeytin konulu resimleri görüp daha da mutlandık, umutlandık.

Son aksam yemegimiz Ayvalık Beach Otel’de idi. Oldukça kalabalik ve gürültülü oldugundan erkence kaçip otelimize döndük ve ertesi sabah da kahvaltinin hemen ardindan Izmir’den gelenlerle birlikte Izmir’e dogru yola çiktik. Bir etkinlik daha geçti. Radikal Gazetesi’nde yazabilmek isterdim bu etkinligi. Ne yazik ki bu mümkün degil. Umarim bu site araciligiyla pek çok gönüle ulasir. Elbette TRT İzmir Radyosu’ndaki ufak programcigimda bahsedecek, gruplarda anlatacak, Fly Air’in düzenli yazdigim dergisi FLYER’deki bir sonraki yazimi zeytin, zeytinyagi ve Ayvalık’a ayiracak ve bu güzellikleri anlatmayi sürdürecegim. Saglicakla kalin. Ve evet, bizi agirlayan tüm güzel Ayvalıklılara gönülden tesekkürler!

 

 
< Önceki   Sonraki >