Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Etkinlikler arrow 'Hasansör' 100 yaşında
'Hasansör' 100 yaşında Yazdır E-posta
Salı, 14 Ağustos 2007

 

Anneannem Melek Hanım, nur içinde yatsın, "Hasansör," derdi. Sanıyorum, yüzünü hiç görmediğim Hasan dedemin adından mülhem olsa... Çocukluğumuzda Asansör'e binmek bir ayrıcalıktı, onun mazgallarından İzmir Körfezi'ni seyretmek de... Ayrıca alt ucundaki Konak'tan başlayıp Üçkuyular'a giden, (Bir ara Kennedy, daha sonra da Fahrettin Altay mı oldu?) yalılara paralel deniz dolgusu cadde de henüz trafiğe açılmamıştı. Bu yüzden yan balkonlarından bakınca deniz, sanki Asansör'ün ayak ucundaymış gibi görünürdü.

BEŞ KURUŞA BİLET
Biz, Halilrifatpaşa son durakta otururduk. Konak'a doğru o dar otobüs yolu izlenirse, Halilrifatpaşa son duraktan sonra Mektupçu gelirdi. Mektupçu'dan sonra Kemalreis, ondan sonra da Asansör. Cumhuriyetten Günümüzü Türk Şiiri Antolojisi'ni hazırladığımız, İzmir'den mahalle arkadaşım Abdullah Özkan, Mektupçu ile Kemalreis arasında, şimdilerde Avustralya'da yaşayan şair İzzet Göldeli ise Kemalreis ile Asansör arasında ikâmet eylerdi. Genç yaşta yitirdiğimiz şair Levent Atalay da Asansör civarında oturanlardandı. Asansör, o bilinen aleti dışında, yukarı kısmını çevreleyen semtin de adıydı. Hatırlıyorum, yaz günlerinin süsü akşamüzerleri, Halilrifatpaşa'dan çıkar, Kemalreis'ten Abdullah Özkan'ı alır, onunla İzzet Göldeli'ye uğrar, asansörle Yalı Caddesi'ne inerdik. Asansör, içinde karşılıklı iki sıra olan büyükçe bir odaydı. Alt katın girişinde bir biletçi olurdu. Yukarı çıkarken bu biletçiden bilet alınırdı. Aklımda beş kuruş gibi kalmış. Yukarıdan inenler çıkışta bilet parasını öderdi. Asansör, bizden büyük ağabeylerin efsanevi aşk maceralarının mekanıydı bir de... Ağabeyler, bir değil, 25 kuruşa beş bilet birden alarak sevgilileri ile iner çıkarlardı. Aşk işte, gönül kuşu ruhsat almışsa uçmaya kimi dinler, neyi niye dinler? O yıllar, ninelerin torunları bizler, anneannelerin kardeşlerine 'annebaba' derdik nedense... Onlar da nur içinde yatsın, oğullarının ömrü uzun olsun; anahanım annebabanın oğlu Orhan Zandar ile Gülhanım annebabanın oğulları Yılmaz ve Yıldırım Civan, bir de dayım Zeki Tozan'ın nice böyle asansör maceraları vardır, ki o zamanlar İkinci Karantina ile Hatay'da 'mahalle efsanesi' olarak dilden dile dolaşırdı. Mezun olduğum Karataş Ortaokulu ki arka bahçesi Körfez'le yanak yanağa dururdu, şimdi denizin uzağında. Denize inen sokaklarıyla başta Tarık Dursun K.'nın romanını da yazdığı Rıza Bey Aile Evi olmak üzere, bütün o aile evlerinin sarı zambakları açmıyor artık geçip giden zamanın bahçesinde. Asansör yenilendi, restore edildi, Dario Morena Sokağı'nda hayatını yaşamakta... O, İzmirli güzel şarkıcı Moreno ile hem de..

ASANSÖR VE MORENO
Bu hafta başı, 5 Şubat'ta İzmir Konak Belediyesi'nin düzenlediği bir etkinlikte öğrendim; Asansör, şimdilerde 100. yaşını kutlamakta. Nedim Atilla'nın yönettiği toplantıda Jak Kaya, Ümit Tunçağ ve Erkan Özerman, Asansör ve Dario Moreno'yu konuşmuşlar. Konak'a, dolayısıyla İzmir'e sanatçı kişiliğini yansıtan bir belediye başkanı var: Muzaffer Tunçağ. Kadirşinaslığını kişilere olduğu kadar, zaman ve mekana da aktarmanın bilincinde; ne mutlu Konak'ta yaşayanlara. Asansör, 100 yaşında; bugün hem onun hem de benim doğum günüm. Adını taşıyan sokakta, Moreno'nun 'Mehtap ve deniz'i büyüleyen sesini bir bardak çayla yudumlayarak kutluyorum Asansör'ün doğum gününü... İzmir'in 'mehtap ve denizi'nde yaşadığım gençliğim yeter bana, kimse kutlamasın doğum günümü..

Refik Durbaş

 
< Önceki   Sonraki >