Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Etkinlikler arrow Ege TV Forum: Yaşam kalitesi
Ege TV Forum: Yaşam kalitesi Yazdır E-posta
Salı, 14 Ağustos 2007

 

İzmir'in bugünkü halinden kimi memnun, kim değil? Geçen cuma gecesi Ege TV'de Oktay Balamir'in yönettiği bir forum programında dilimizin döndüğü kadarı ile 1945'ten bu yana ülkemize yüklenen uluslararası rolün gereği olarak büyük kentlerin yaşadığı olumsuz gelişmelerden en az etkilenen kentin İzmir olduğunu anlatmaya çalıştık... Kişisel olarak Türkiye'de yaşanabilecek tek metropolün İzmir olduğuna inandığımızı söyledik.

Yayın sırasında altını çizdiğimiz gibi, elimizde herkesin kolay ulaşabileceği bir ölçüm aracı var: Birleşmiş Milletler Yaşam Kalitesi Endeksi... Bu endeks genel olarak bir kentte yaşayanların sahip oldukları olanakları değerlendiriyor. Düzenli, temiz, yaşanılabilir, rahat, modern, hayat koşulları daha kolay, ulaşım problemini çözmüş, yeşil alanları bol ve diğer büyük şehirlere oranla daha güvenli bir kent olan İzmir'in BM endeksi ölçü kabul edilerek 'yaşanası' bir kent olduğunu rahatça söylüyoruz... Öte yandan bir kentteki bebek ölümlerinden, yaşayanların o kentte doğup doğmadıklarına, yaşama süresinden, konutların konforuna kadar kişisel sonuçları değerlendiren bu endekse sosyologların bazı itiraz ve eklemeleri var.

Çağdaş sosyologlar, BM endeksinin önemli olduğunu ama kentte yaşayanların tavırlarının bundan da önemli olduğunu söylüyorlar. Eğer kentte yaşayanların en az üçte biri kent hakkında somut beklentilere, deyim yerindeyse somut hayallere sahip değilse; kent için düşünmüyor, kent için kaygılanmıyor, kentin geleceğini tasarlamıyor, kente aidiyet hissetmiyor, kenti sahiplenme duygusu ve çabası içinde olmuyor, kentin değerleriyle örtüşme kaygısı içinde olmuyor demektir. Programda da söylediğimiz gibi 2000 yılı sayım sonuçlarına göre İzmir'de yaşayanların yüzde 52'si İzmir doğumlu ve kente aidiyet hissediyorlar. Bu nedenle rahatça söylüyoruz, 'İzmir kendine en çok yakışan adayı Büyükşehir Belediye Başkanı seçecektir' diye...

Başka umutlarımız da var: İzmir'in tarihsel kimliğinin son dönemde olduğu gibi öne çıkarılmasıyla, kente gelecek turist sayısının artırılmasıyla, dünyanın en büyük agorasının gezilebilir hale gelmesiyle, 35 kilometrelik yeşil bir sahil şeridi ile şehrimiz daha da keyifli bir kent olacak. Önümüzdeki yaz İzmir Körfezi'nde yüzeceğiz belki de...

Cahilin biri üzerine...

Bu arada programdan sonra aldığımız bir eleştiriyi de dile getirelim. İzleyen dostlar, sözde bu kentte yaşayanların derneğinin başkanı imiş gibi davranan bir zavallıyı fazla ciddiye aldığımı söylediler ve eklediler, 'Adamı kentin yöneticilerinden hiçbiri ciddiye almıyor, hiçbir yere davet edilmiyor. Çünkü söylediklerinin içi boş. Derneğin adresi neresidir bilen yok. Asansör sokağındaki binadan neden kovuldular bir araştır bakalım neler öğreneceksin. Derneğin kaç üyesi var, gelir kaynakları nedir kimse bilmiyor. Cahilliğinden kentin gururu Uluslararası İzmir Festivali'ni aşağılamaya kalkıştı. Sanattan, kültürden anlamaz. Son kez ne zaman sinemaya, konsere, tiyatroya gitmiş belli değil. Sen de bu adamı ciddiye alıp cevap veriyorsun. Değmez'...

 
< Önceki   Sonraki >