Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Kültür-Sanat arrow İki Ege kitabı...
İki Ege kitabı... Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Ağustos 2007

 

Bugün size başlığında İzmir olan iki kitaptan söz etmek istiyorum... İkisini de keyifle tamamladım... İzmir Postası'nın adamları ve Kalimerhaba İzmir... Mara Meimaridi'nin yazdığı, Şebnem Christakopoulos'un çevirdiği 'İzmir Büyücüleri' elimde, keyifle okuyorum, bitirince sizlerle paylaşacağım... İzmir gibi 'derin' bir kentin bence yazılacak daha çok öyküsü, romanı var... Bugüne kadar yazılanlar, yazılması gerekenlerin yanında hiçbir şey.... İzmir'in bu derinliğinin farkına Türk edebiyatçılarının henüz varamadığını söylemişti Mehmet Coral bir söyleşimizde... Akdeniz Edebiyatçıları Buluşması çerçevesinde

Önce Ahmet Büke'den söz etmeliyim. Kendisi ile bir tarih ve arkeoloji dostu olarak Ege'nin dağlarında epey bir gezmişliğimiz vardır... 1970'de Gördes'te doğmuş, 'Kayıp Dua Kitabı' adlı öyküsü ile birincilik ödülü kazanan Ahmet Büke. 'İzmir Postası'nın Adamları' ilk kitabı... İçinde Ege Bölgesi'nden olduğunu hemen anlayabileceğiniz bilgiler var. İzmir Postası'nın adamları, hayatlarının yönünü değiştirmeye çalışıyorlar, değişmeyeceğini bildikleri halde... Sert hayatlar onların hayatları; görmezden geldiğimiz, gizlediğimiz, gizlendiğini bildiğimiz halde ses etmediğimiz 'pis hayat'lar... Horlandıkları için hoyrat bu adamlar ve kadınlar. Onun için de çıkardıkları ses alabildiğine sert. Ahmet Büke'nin -hiç de ilk gibi durmayan- ilk hikaye kitabı, bu sert sesiyle dikkat çekiyor. 'Güzel İzmir'in arka sokaklarının, adı unutulmuş Ege kasabalarının, atölyelerin, posta trenlerinin, delilerin, kedilerin sesiyle...

Hikayelerin diline ve kurgusuna da sinen bu sert ses, 'pis hayatlar'dan saklanarak, duvarların ardına sığınarak, gözlerimizi yumarak, onları edebiyatın dışına atarak kurtulamayacağımızı bir kez daha hatırlatıyor. İşittiğimize göre, dışında ya da uzağında değiliz. Kitaba adını veren öykü nefis bir Akhisar hikayesi ama ben yine de kitabı okumaya 82. sayfadaki Pişi'den başlamanızı öneririm...

Kalimerhaba İzmir

Önce bu kitap için değerli arkadaşım Nüket Franco'nun notlarını paylaşmak istiyorum:

'Kitabın adını ilk duyduğumda işte iki kültürün nefis özümlemesi demiştim kendi kendime. Kapağı gördüğümdeki güzel duygularım ise düşüncemin ötesindeydi... Ege'nin güzelim mavi denizi üzerinde özgürce salınan kayığın görüntüsü tarifsiz bir ruh hafifliği verdi bana. Kurgulanan öykü denizin iki yakasında defalarca dinlediğim yaşamlardan birini anlatırken, İzmir'in 'Mübadele' sırasında ve öncesinde gölgede kalmış tarihini de ustaca eklemlemiş... Panayiotis'in eşliğinde 1920'li yıllarda İzmir'den alıp başını gitmiş yürekli delikanlının öte yakadaki yaşam macerasını ve gençliğinin izini sürerek doğduğu şehre torunu ile birlikte dönüşünü izledim bu iddiasız yazılmış öykü boyunca... Ve hikaye bittiğinde aklımızda ve yüreğimizde kalan buruk bir hoşluk olur adeta...'

Mimar Can Eryümlü'nün, 'Gri Kıyılarında', 'Ben Zaman Tanrısı', 'Zamanın Bittiği Yer', 'Son Antlaşma' adlı romanlarından sonra 'Kalimerhaba İzmir'le yepyeni bir anlayış karşımıza çıkarmış. Yıllarca aynı coğrafyada dostlukla yaşamış halkların birbirlerine düşman edilişlerinin öyküsü bu. Ardında sevdiklerini, özlemlerini bırakıp giden Panayiotis'in yıllar sonra İzmir'e dönerek Eleni'yi buluşuyla canlanır anılar. Zamana yenik düşmeyen sevgilerini yeniden yaşamaya çalışırlar İzmir'in yenilenmiş atmosferinde.
--------------------------

 
< Önceki   Sonraki >