Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Tarım Köşesi arrow Yarım kalmış bir tarım eğitimi hamlesi: Köy Enstitüleri..
Yarım kalmış bir tarım eğitimi hamlesi: Köy Enstitüleri.. Yazdır E-posta
Salı, 09 Mart 2004



Cumhuriyetin özgün ve en cesur atılımlarından biri kuşkusuz Köy Enstitüleri idi. 1936’da, askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapan 84 köylü genç, kısa bir eğitimden geçirildikten sonra köy eğitmeni olarak görevlendirilir. Uygulama başarılı olur, bunun üzerine bu kursların sayısı artırılır. Köy Enstitülerinin ana talimatı çok kısaydı ve şöyleydi : ‘Eğitmen stepin dimağı, ağaç kalbi, su ise kanı olacaktır. Eğitmenin sınıfındaçocukların yanı sıra büyüklere mahsus kurslar da vardır. Yaşı onüçten yukarı olanlar, ders saatlerinin dışında toplanıp yazma, okuma, yurt bilgisi, tarih, coğrafya, hesap, ziraat, sıhhat bilgileri öğrenirler.

1937’de Eskişehir Çifteler’de ve İzmir Kızılçullu’da, izleyen yıllarda Edirne Karaağaç ve Kastamonu Gölköy’de deneme niteliğinde köy öğretmen okulları açılır. Yaşamını eğitime adayan Hasan Âli Yücel, Aralık 1938’de Maarif Vekili olur. O, Atatürk devrimlerinin eksiksiz ve kesintisiz olarak yaşama geçirilmesini sağlayan aydınlardan biridir.

O günlerde, 17 milyon olan nüfusumuzun yaklaşık 4 milyonu şehirlerdedir, 13 milyonu ise köylerde... Köy çocuklarının ancak yüzde25’i okullara gidebilmektedir; yüzde 75’i ise okulsuzdur. Köy Enstitülerinin çıkış amacı budur. Beyaz renk, okulun badanasıyla; kiremit, okulun çatısıyla; fidan, kitapla birlikte köye girer.

Maarif Vekili Hasan Âli Yücel, Köy Enstitüleri Kanunu görüşülürken bu okulların öğretim programının ipuçlarını verir: "Enstitüde yetişecek öğretmenlere umumî ve meslekî kültür bakımından lüzumlu olan bilgiyi vereceğimiz gibi, bunlara köye gittikleri vakit köy hayatında âmil, prestij sahibi, kendisine fikir sorulabilecek, reyi alınabilecek insan olabilmeleri için amelî bilgiler de verilecektir." (17 Nisan 1940).

Karma eğitim yapılan bu okullarda, "İş İçinde Eğitim" ilkesi benimsenir. Türkçe, matematik, tabiat bilgisi, musiki, kooperatif, tarih, coğrafya gibi derslerin yanı sıra, tarla ziraati, bağcılık, sebzecilik, ağaççılık, hayvan bakımı, arıcılık, tavukçuluk, balıkçılık, yapıcılık, demircilik, marangozluk, dülgerlik, dokumacılık, el sanatları gibi uygulamalı derslere de yer verilir.

‘İklim ve ziraat şartlarına göre yeri belirlenen okullara, köy çocuğu, sırtında torbası, babasının kışlaya gidişi gibi gelir.’

Açık havada, çadırda ders görülür önce. Sonra, taş kırılır, tuğla pişirilir, harç karılır. Her biri, emekle, sevgiyle, alın teriyle birleşir, okul olur... Kitap, toprak, traktör, örs, ağaç, bina, bilgiye susamış insanlardan oluşur bu okullar.

Enstitülere alınan öğrenciler, okulun yapım işlerinde olduğu gibi örnek tarım uygulamalarında da görev alırlar. Öğretmen, öğrenci, el ele, gönül gönüle çalışır.

Yaz günleri, kavuran güneşin altında, geceleri ay ışığında sürer çalışmalar.. Kışınsa dondurucu soğuğa rağmen alın teri döker, öğretmeniyle, öğrencisiyle köy enstitülüler.

Bu okulların mezun vermeye başlamasıyla, uzaklar yakın olur. Köy artık uzakta bir yerde değil; öğretmeni, öğrencisi, orada yaşayan her yaştan insanıyla bizimdir.

Köy Enstitülerini, sağlık, neşe, hayat kaynağı olan bu okulları ziyaret eden dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü gördükleri karşısında hayranlık duyar. Ve o gün şunları söyler:

"Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi ve en sevgilisi sayıyorum. Köy Enstitülerinden yetişen evlâtlarımızın başarılarını ömrüm oldukça yakından, candan takip edeceğim."

Bu okullarda görev yapan, her biri bir meş’ale olan öğretmenler, öğrencilere yemek yemeyi, insanlara sevgi ve saygı göstermeyi, devlet mallarını korumayı, her türlü işi severek yapmayı, iyi kalpli ve çalışkan olmayı öğretirler.

Öğretmenler, öğrencilere, yapacakları işlerin önemini, millet ve memleket hayatı bakımından değerini anlatırlar. İşi sevdirir, severek çalışma alışkanlığı aşılarlar.

Öğrencilerin yarısı kültür derslerine, diğer yarısı ziraatla ve yapıcılıkla ilgili iş alanlarına, işliklere giderler. Okulun günlük ve nöbetle görülecek işlerine ayrılan gruplar da kendilerini bekleyen çeşitli işlerin başına dağılırlar.

 
< Önceki