Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Kültür-Sanat arrow Hayat kısa, fırsat nadir...
Hayat kısa, fırsat nadir... Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Ağustos 2007

 

Bugün yeni bir yılın ilk pazarı... İsterseniz Milli Piyango'dan en büyük ikramiyeyi kazanmış olun, ya da amorti bile çıkmamış olsun, bu yılın ilk gününde antik çağ Roması'ndan kalan bir sözü anımsatmak isterim sizlere: Hayat kısadır, sanat uzundur, fırsat nadirdir... Ya da Cemal Süreya'nın dediği gibi, 'Hayat gerçekten çok kısa ve her ölüm erken ölüm'.

Hayatın kısa olduğunu bir zamanlar savaşsız gün geçmeyen antik Roma'da, 400 yıl süren barış döneminde fark etmeleri üzerine sanata yönelmiş dönemin soyluları. Artlarından da yoksul halk hayatı uzatmanın yolunun sanattan geçtiğini öğrenmiş... Daha sonraki sözcük ise zaman zaman hepimizin karşı karşıya kaldığı hayatın bir hesaplaşmasını anlatıyor sanki... Bazen ne kadar da hayıflanırız kaçırdığımız fırsatlar için, bazen ne kadar da çok üzülürüz, 'keşke öyle yapmasaydım, keşke öyle konuşmasaydım' diye. Bu hayıflanmalar, kaygılanmalar giderek yaşamın daha önemli bir parçasını oluşturur süreç içinde...

Hayatı uzatmanın yolu bomboş duvarlara anlamsız gözlerle bakarak, gerilimlerden uzak durarak, sakin yaşamaktan geçmiyor. Çok, çok uzun yaşamak elbette önemli ama bu yılların içine doğru bir şeyler doldurmak, yaşamı anlamlı kılmak için çabalar harcamak daha mı az önemli... Geçen tatillerden birinde gittiğimiz Doğu Karadeniz'de Kafkasya'nın uzun yaşayan insanlarının bir örneğini Artvin'in Kafkasör Yaylası'nda tanımıştık... Uzun uzun konuşunca anladık ki, yaşı bizim yaşımızın üç katına yakındı ama upuzun hayatında gördükleri bizimkinin dörte biri kadar bile değildi... Kafkasörlü dede mi, daha mı mutluydu yoksa biz mi? Bilmiyoruz. Bildiğimiz bizimkinin biraz daha anlamlı olduğu...

Üretmek ve sevmek...

Çağdaş yaşam, hayatı anlamlı kılmak için iki prensip öneriyor... Birincisi üretmek elbette. Çalışmak sadece para kazanmak için yapılan bir uğraş değil, ayakta kalmanın belki de en önemli nedeni... Baştaki Milli Piyango'nun büyük ikramiyesine gönderme yapışımızın altında bu yatıyor zaten... Geçen hafta boyunca birçok arkadaşımdan duyduğum ortak sözdü, 'Milli Piyango'nun yılbaşı çekilişinde en büyük ikramiye bana çıksın, hiç çalışmayacağım, ölünceye kadar tatil yapacağım' diyordu arkadaşlarım.

İzmir'in en zengin insanlarından birinden duyduğum sözle karşılık vermiştim ben de onlara, 'Allah insanı işsiz, güçsüz bırakmasın...' Gerçekten de çok büyük işletmeleri yönetirken, işyerlerini satıp, parasını bankaya koyduktan sonra gelen müthiş gelire rağmen canı sıkılan, sıkılmaktan da öte depresyona giren az zengin tanımadım ben... Gerçekten de ömür boyu tatil düşlemek sadece bir düş. Azıcık tatiller bile bize, yoğun çalıştığımız için iyi geliyor. Halikarnas Balıkçısı, 'En iyi dinlence uğraş değiştirmektir' sözünü boşuna söylememiş. Çalışmanın, yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamak için biraz hayat dersi almak gerekiyor galiba...

Kuşkusuz yaşamı anlamlı kılan diğer unsur ise sevgi... Sevgisiz kalmak ise işsiz kalmaktan çok daha beter bir durum. Yaşayan bilir bunu... Sevgide de fırsat nadir ve kaçırmanın bedeli çok daha ağır. Baştaki Romalılar'a ait sözü yineleyelim şimdi: 'Hayat kısa, sanat uzun, fırsat nadir'
---------------------------

 
< Önceki   Sonraki >