Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Kültür-Sanat arrow Yolcuyuz hepimiz o meçhule...
Yolcuyuz hepimiz o meçhule... Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Ağustos 2007

 

İzmir'in 'elimizde kalan son yüzleri' bir fotoğraf sergisine dönüştürmeyi planladığımız arkadaşım dün sabah telefonu açtığında 'Abi geç kalıyoruz, baksana Yusuf Nalkesen de gitti' dedi. Gazeteciler kötü haberi hep ilk duyanlar olurlar, iyi haberi önce duymaları daha nadirdir. Belki de, 'iyi haber, haber değildir' mantığıyla büyümüş olmamızdan mı kaynaklanıyor bu durum... Kötü haber yeni yılın ilk saatlerinde ulaştı. Yolculuk sırası ona gelmişti işte. Yusuf Nalkesen, yeni bir yılın ilk gününde geçirdiği kalp krizinden sonra hayata veda etti. Belki de, yeni yılın ilk gününde haber bültenlerinde dillerden düşmeyen şarkıları ile yer alan ünlü bestecimiz ölümünü de bir müzik şölenine dönüştürmek istemişti kim bilir.

İzmirli gazetecilerin iyi bildiği bir isimdi Yusuf Nalkesen... O'nunla daha TRT stajımız sırasında katıldığı bir canlı yayında tanışmış, daha sonra da ünlü şarkılarının öykülerini çalıştığımız gazetede yazı dizisi yapmıştık. ' Avuçlarımda hala sıcaklığın var', ' Hani o bırakıp giderken seni', ' Neden kaçtın uzaklara', 'Yalan değil pek kolay olmayacak unutmak', ' O ağacın altı ', ' Seninle bir sonbahar mevsimiydi tanıştık ', ' Bir gün karşılaşırsak ayrıldığımız yerde' gibi şarkılarının öykülerini anlatmıştık okurlara.

17 ve 18. yüzyılda Avrupa'da fakr-u zaruret içinde yaşamış ama bugün besteleri milyonlarca basan CD'lere dönüşmüş Mozart gibi Bach gibi, büyük yaratıcılığını büyük bir zenginliğe dönüştürememiş bir insandı Yusuf Nalkesen.

Bir 'mübadele' çocuğu idi İzmir ve çevresindeki birçok sanatçı gibi.. Üsküp'ten gelen ailesi onun öğretmen olmasını istemişti. Okul yıllarında başlayan 'şairlik' serüveni, sözlerini ve bestelerini kendisinin yazdığı bir ulu çınara dönüşmüştü.

Ömrünün son 6-7 yılını böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize bağlı olarak sürdüren besteciye parasal kaynak yaratmak için geçen yaz Çeşme'de bir konser düzenlenmişti. Biz de oradaydık. Bülent Ersoy, Ajda Pekkan, Adnan Şenses, Ahmet Özhan, Yalçın Menteş ve Çiğdem Gürdal sahneye çıkmış, 'sazları' dışında kimse para almamıştı. Yerel yöneticilerin tam kadro yer aldığı ve Kültür Bakanlığı Devlet Klasik Türk Müziği Korosu'nun sanatçılara eşlik ettiği konserden elde edilecek gelir, Nalkesen'in tedavisi için kullanılacaktı ama ne yazık ki beklenen ilgi görülmemişti. Yusuf Nalkesen, bu vefasızlığa karşı hasta yatağında Hicaz makamında 'Kalbimle Söyleşi' adlı bir eser bestelemişti.

Kitaplığımızın nadide eserlerinden biridir kendisinin imzasını taşıyan 'Gönül Bahçemdekiler' adlı yapıt. Ölüm haberini alınca oturup şarkıların sözlerini bir kez söylemeye çalıştım, onu seven birçok insan gibi: 'Bülbülün çilesi yanmakmış güle/ ömürler geçiyor ağlaya güle/

Yolcuyuz cümlemiz hep o meçhule / İçelim a dostlar neş'e dolalım / İçelim bu akşam sermest olalım / Kimimiz hasretiz sevdiğimize/ Kimimiz yanarız gençliğimize/ Gelmeden yolculuk sırası bize/ İçelim a dostlar neş'e dolalım / içelim bu akşam sermest olalım
-------------------------

 
< Önceki   Sonraki >