Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Mavi Yol arrow ESKİ BODRUM'U ARAYANLARA...
ESKİ BODRUM'U ARAYANLARA... Yazdır E-posta
Perşembe, 09 Eylül 2004
Eski Bodrum’u arayanlara… Akyarlar…
(Mavi Yolculuk - 2004 Eylül)

“Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin, sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler, akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler" demiş Halikarnas Balıkçısı…

Mavi Sürgün, Bodrum'un antik çağlardaki ismi Halikarnas'ı kendisine imza olarak seçen ünlü yazarımız Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın nasıl 'Halikarnas Balıkçısı' olduğunu anlatan biyografik bir filmdi. Bir öyküsünden dolayı Cevat Şakir'in sürgüne gönderilmesiyle başlayan film, aslında bir yol filmi. Filmde, sürgüne giden yolculuğu boyunca yazarın iç hesaplaşmasına tanıklık ederiz. Ona kendini suçlu hissettiren yazdığı öykü değil geçmişidir. Yolculuğu sırasında gördüğü aktrisi geçmişine dair tek iyi unsur olan annesine benzetir, hatta ona aşık bile olur. Fakat zamanı geldiğinde o da nostalji yumağına karışacaktır. Filmde 'şimdi' ve 'geçmiş' arasındaki gel-git'ler zamanla şimdi ile geçmişin bir karışımına dönüşür. Filmi ilginç kılan nokta da buradadır. Gerek olayların Cevat Şakir'in öznel bakışıyla aktarılması, gerekse film boyunca Cevat Şakir'in ağzından duyulan şiirsel monologlar, onun yoğun bir biçimde yaşadığı nostaljiye izleyiciyi de ortak eder.

 

Filmi başarılı yapan unsurlardan biri de monologlarla yaratılan şiirselliği görüntülerle de yakalayabilmesi. Bodrum'a vardığında geçmişine dair sorgulaması da biten yazarın, geçmişini temizlercesine duvarlara kova kova su çarptığı sahneler filmin en özgün sahnelerindendir. Tutuklu olduğunda bile duygu ve düşüncelerini tutsak etmeyen, hep kendi aklıyla hareket eden yazarın 'aklı' Bodrum'a takılmıştı.

Ama hangi Bodrum’a? Bugünkü ; Bodrumluların deyimi ile söylemek gerekirse ‘bozulupduru’ halindeki Bodrum’a mı? Ya yönetmen ne yapsın? Erden Kıral sinemamızın usta yönetmenlerinden biri ama 1993’te bile Bodrum, Balıkçı’nın geldiği yıllarla karşılaştırıldığında ‘korkunç’ durumda… Bodrum Yarımadası adım adım gezilir ve sonunda karar verilir ki, o eski Bodrum’a benzeyen son yer ‘Akyarlar’ dır. 2004 sonbaharında bu yazıyı kaleme alırken bile Akyarlar, Bodrum’un en bozulmamış yanıdır…

Öte yandan Akyarlar, Yunanistan’ın İstanköy (Kos) Adası’na en yakın noktalardan biridir. Aralarında sadece 1300 metre olan bu iki kara parçasının farklı ülkelere, hem de kısa bir süre öncesine kadar birbirleri ile 'kan davalı' iki ülkeye ait olduğunu söyleyebilmek mümkün mü? Ama gerçek, fotoğraftaki kadar yalın: Bodrum'un Akyarlar Köyü'nün ucunda bulunan aynı adlı burun İstanköy (Yunanlılar kısaca Ko diyorlar. Kos diye yazıyorlar) adasına en yakın yerdir. Aslında eski Akyarlılar, Karaincirliler çok eskiden beri 'Kefaluka' derler bu buruna, Rumcasıyla 'Yarımadanın başı' anlamında... İstanköy'de de aynı ismi taşıyor, fotoğrafın solundaki yerin adı: Kefalonya. Ama buradaki dostlarımız Türkçe ismini de unutmamışlar Bodrumlular gibi: Kumburnu...

İstanköy'ün adı, İstanbul'un adına çok benziyor. İstanbul için 'şehre doğru' anlamında, 'Stanpoli'nin bozulmuş olduğu inancı yaygın, İstanköy için de, 'Köyedoğru: Stanköy' anlamı olduğuna inanılıyor. Koslular'ın 'Kefalonya' demekten pek hoşlanmadıkları buna karşın, eski Türkçe ismiyle 'Kumburnu' dedikleri yerin arası sadece 1300 metre... Bu kadar yakın ve bu kadar uzak olmak, olsa olsa talihsizlik olarak nitelendirilebilir...Gelelim teknik bilgilere… Bodrum merkeze 22 km. uzaklıktaki Akyarlar koyu, Akyarlar burnu ile onun 1 mil doğusundaki Koca Burun arasında uzanır. Dilim dilim beyaz kayalıklardan oluşan Akyarlar burnu yarımadanın güney ucudur. Akyarlar eskiden bir balıkçı ve süngerci köyüydü. Sahile inildiğinde balıkçı barınağı sağda, restoranlar orta bölümde, ay şeklindeki kumsalı da solda kalıyor. Rüzgar sörfü ustalarının da Alaçatı’dan sonra en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Sinema sanatçısı Tarık Akan da bütün yaz tatillerini buradaki evinde geçirip bütün gün sörf yapmaktadır.. Pek yakınlarında Kemer’deki Hüseyin Burnu Feneri 1931 yılında Fransızlar tarafından yaptırılmış. Fenerin altı “Kum Hamamı” diye bilinen kumsal ve plaj yeridir. Halikarnas Balıkçısı’nın ‘şiirsel’ Bodrum’u Akyarlar’da saklıdır aslında…

Akyarlar’ın hemen ötesinde ‘Burası da Aspat değil Halilim, aman Bitez Yalısı’ türküsüne neden olmuş Aspat Kalesi yer alır. Yöre halkının zaman zaman Karya döneminden kalan Aspat isminden vazgeçip ‘Çıfıt’ dedikleri kale Karaincir mevkiinden sonra karşınıza çıkan Aspat mevkiinde Sarp bir dağın tepesinde Çıfıt Kalesi yer yer yıkılmış olmasına rağmen heybetiyle durmaktadır. Kuzey-batı rüzgarlarına kapalı olan bu koy, bir zamanlar Ceneviz korsanlarının sığınağıymış. Kale gözetleme kulesi olarak yapılmış. Dağ ekime elverişli olmadığı için "Aspartos" adı verilmiş. Karya Satrabı Mauselos döneminde Karya’nın küçük yerleşimlerinden Termera burada kurulmuş. Dağın doğu yakasından denize bir kaynak suyunun aktığı,kapta bir yıl bile dursa bozulmadığı söylenir. Kıyıda görülen eski taş yapı Giritli bir Arap ağaya ait olduğu söylenmektedir. Karaincir koyu ise Akyarlar’a karadan ulaşmanın imkansız olduğu dönemlerde denizden ulaşılan bir limandı. Şimdilerde en güzel restoranların bulunduğu yer. Koya adını veren devasa incir ağaçlarının büyük kısmı betonlaşmaya yenik düşmüş. Elbette Tınaztepe Ailesi’nden pek az insan var şimdilerde, Bal Mahmut’un çocukları hala helva yapıyorlar mı bilinmez…

Eski Bodrum’u arıyorsanız bizce tek seçeneğiniz hâlâ Akyarlar… Hele sonbaharda Ekşm sonuna kadar tadına doyulmaz bir yer Akyarlar… Bodrum’dan Bağla koyu üzerinden gidebilirsiniz. Turgutreis’den ise 15 dakikada bir dolmuş kalkar Bodrum’a… Birkaç otel ismi vererek tamamlayalım bu yazıyı… Medis Karaincir Otel (0252-393 6190), Kılavuz Otel (393 6006) Babadan Otel (393 6002) Alibey Otel (393 6025) Tınaztepe Otel (393 6086) Candan Otel (393 6035) Damlapınar Otel (393 6031)