Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow İzmir Yazıları arrow 40 sene önce Fuar zamanı İzmir
40 sene önce Fuar zamanı İzmir Yazdır E-posta
Pazartesi, 11 Haziran 2007

Geride kalan Ağustos ayı Universiade olayları ile anımsanacak kuşkusuz… Bir de ilk kez ‘Enternasyonal’ fuarın düzenlenmediği bir Ağustos… İzmir Enternasyonal Fuarı tarihinde ilk kez Eylül ayına ertelendi. Doğru mudur yanlış mıdır tartışacak değiliz… 

Ama böyle bir ertelemenin fuarın gelenekleri ile örtüşmediğini söyleyelim ve size 1965 yılı Fuarı için hazırlanan özel bir İzmir- Turizm ekinin sayfalarını çağırmaya davet edelim…

İzmir’e gelen turist sayısı giderek azalıyor ama Universiade için İzmir’e ekstradan kaç kişinin geldiğini merak ediyoruz doğrusu… Birileri açıklarsa sevineceğiz…

Tanıttığımız ekin kapağında bugüne kadar bin kez kullanılmış, herhalde on bin kez daha kullanılacak olan Saat Kulemiz var… Saat Kulesi’nin önünde ahşap Konak iskelesi, Üçkuyular ringini tamamlayıp ‘tarla’ya gitmekte olan bir troleybüs… İskelede yanaşmış olan geminin hangisi olduğunu anlayamıyoruz.  Büyük ihtimalle Efes veya Sur… Kıçından bir parça göründüğü için anlaşılamıyor…

İkinci sayfa ki - o zamanlarda da o reklam açısından en pahalı sayfaydı -ofisi Mustafabey karşısında bulunan İsrail Havayolları El-Al ‘ın reklamı var… 1965’lerde Yahudi nüfusun sayısı hala 10 binin altına düşmüş değil ve İzmir’den Tel-Aviv’e haftanın birkaç günü direkt seferler var..

Üçüncü sayfadan başlayarak derginin tamamı Türkçe ve İngilizce metinler yan yana yer alıyor… 3. sayfanın yazısı ‘İzmir’e hoş geldiniz’ başlığını taşıyor… Üstte bir zamanlar Akdeniz’in en güzel kruvaziyeri olan ‘Harra Sevilla’ adlı İspanyol gemisinden inen dönemin şık giysileri içindeki kadın turistler… Hanımefendilerinin ayaklarındaki sandaletler ve yazlık ayakkabılar herhalde İzmir’deki< tüm kadınları kıskandıracak türden… Yazıdan bir cümlenin altını çizelim de günümüzün kültür ve de turizm müdürleri bir okusunlar bakalım: ‘Anadolu’nun bilhassa Ege Bölgesi yani İyonya, üzerinde yaşayanların tarih ve arkeoloji müzesidir. Gideceğiniz ve gezeceğiniz yerlerde atacağınız her adım karşınıza bir tarih çıkaracaktır. İzmir’e gelecek yerli ve yabancı turistler, bu tarih dolu şehri gezerken tabiat ve modernliğin birbirine nasıl karıştığını hiç zorluk çekmeden göreceklerdir’

4. sayfayı açınca derinden bir ‘ahhh’ çektim…  Büyük Efes Oteli tanıtılıyordu bu sayfada… Otelin ilk genel müdürü Max Billig ile Türk Müdürü Fuat Gürün otelin 60 milyon liraya çıktığını belirtiyor, fuar öncesinde otelde 300 yerli ve yabancı gazetecinin ‘misafir’ edileceğini belirtiyor. 5. sayfadan İzmir’in nüfusunun 380 bin kişi olduğunu öğreniyor ve 40 yılda 10 kat artan nüfusla baş etmenin hiçbir yerel yönetimin başarısı olmadığını görüyoruz.

Birgi Ulucamii’nin mimberi ki daha sonra çalınacaktır, Türk-İslam sanatının en önemli eserlerinden biri olarak dikkati çekiyor.  Ödemiş’teki Çakırapğa Konağı ise henüz restore edilmemiş ama yine de pek güzel…

İzmir’e Nasıl Gelinir?’ başlıklı sayfada ise kentin turistik gelişmesi tanımlanıyor: ‘Turistik gelişme İzmir’de Türkiye’nin en modern otellerinin kurulmasına, en güzel eğlence yerlerinin  açılmasına vesile olmuştur. Tabiat ve tarih güzelliklerinin elele verdiği İzmir’de bütün bir yılın sıkıntılarını unutmak mümkündür.

Buradan sonra çeşitli ulaşım alternatifleri sunuluyor. Uçakla, İzmir- İstanbul arasında karşılıklı üç sefer olduğunu öğreniyoruz. Hava yolu otobüsleri kalkıştan bir saat önce yolcuları Belediye’nin karşısındaki terminal binasından alarak alana götürür. Yolculuk 1 saat 15 dakika imiş ve fiyat da 210 liraymış. 

Otobüsle seyahat ise ikinci sırada öneriliyor: Garaj Santral Ege ve Anadolu’yu İzmir’e bağlayan hareketli bir merkezdir. Basmahane Meydanı’nda (şimdiki güçbirliği çukuru) fuar yanında kurulan garaja her gün diğer vilayetlerden 300 araba girer ve 300 araba kalkar. Otobüslerin ücretleri belediyelerce tespit edilmiştir. Hususi otomobil, otobüs ve motosikletler sembolik bir ücret karşılığı garaja bırakılabilir. İstanbul, Ankara ve diğer merkezlerden İzmir’e giren yollar düzgün devlet yoludur. İzmir ile İstanbul arasında Ege Koç, Uludağ ve Adalı otobüsleri muntazam seferler yapmaktadır. Adalı ve Koç otobüsleri jet servisi 35 TL’dir, Uludağ ve Ege otobüsleri 20 TL. Ankara’dan ise yalnızca Ege otobüsleri çalışıyormuş. Ayrıca Ankara’ya Bursa üzerinden aktarma yapılabiliyormuş.

Trende ise seçenek çok… Şimdilerde değil neredeyse 20 yıldır İstanbul-İzmir arasında direkt tren seferi yok.  O zamanlar  Haydarpaşa Garı’ndan İzmir’e her gün saat 10.50’de posta treni kalkıyormuş. Bu posta treni Salı, Cuma ve Pazar günleri Alsancak Garı’na, diğer günler Basmane Garı’na giriyormuş. Ankara İzmir arasında haftada beş gün motorlu tren varmış. Saat 08.30’da kalkan Fiat marka motorlu tren gece 22.30’da hedefine ulaşıyormuş.

Gemi seferleri ise iyice azalmış. Eskiden her gün kalkan İzmir sürat postası Perşembe günü saat 15’de Galata’dan kalkar, Cuma günü saat 11’de yaklaşık 20 saatte İzmir’e girermiş. Lüks kamara fiyatı uçaktan biraz pahalı imiş… 215 lira…

Dönemiz İstanbul’da okuyan öğrencilerinin en sık kullandığı hat ise Bandırma üzerinden tren ve vapurla yapılan sefermiş. İstanbul’dan Bandırma’daki motorlu trene yolcu götüren vapur pazartesi, Çarşamba, Cuma, cumartesi günleri Galata’dan 8.15’te kalkıyor ve saat 12.30’da Bandırma’ya varıyormuş. Bugünlerde Bandırma’dan 13.05’te motorlu tren, 13ç25’te yolcu treni kalkıyor ve İzmir’e 22.05’te ulaşıyormuş.


Dergimizin bizce en ilginç sayfalarını ise ‘İzmir’in Arkeolojik Değeri’ başlıklı bölüm oluşturuyor… Bu bölümde  yer alan fotoğraf ise Amerikalılara saygı gösterildiği İzmir yıllarından kalma… Amerikalı bir başçavuş her ne zannediyorsa İzmir’in iki simge heykeli olan Posedion ve Demeter heykelini ‘dokunarak’ muayene (!) ediyor..


Turizm ve Tanıtma Bakanlığı imiş o sırada bakanlığın adı ve İzmir Bölge Müdürü H. Avni Sezer bir yazı kaleme almış…  Limanda başta sözünü ettiğimiz İspanyol gemisi var ve önünde onlarca taksi. O zamanlar İzmirli  taksicilerin ‘efendiliği’ dillere destanmış. Turist kazıklamak diye bir gelenek henüz başlamamış. Fuar fotoğrafları ise geleneksel, 9 Eylül giriş kapısı, Lozan kapısı girişinde yer alan 27 Mayıs’ın sembollerinden biri olan gençlik heykeli ve parkı, göl ve uzun yıllar Türkiye pavyonu olarak bilinen ve geçen yıl yıkılan Sergi Sarayı yer almış..

İzmir ve Folklor başlıklı yazıyı ise Halk Eğitim Başkanı Hasan Çalış yazmış…. İzmir ve çevresinde yer alan oyunlar arasında Bengi, Harmandalı, Arpazlı, Kozak Zeybeği, Yalabık Zeybeği, Soma Zeybeği, Dağlı Oyunu ve Ağır Zeybek İzmir yöresinin sevilen oyunları imiş.

‘Türkiye’de turizm sahasında yeni ufuklar açıldı’ başlıklı ilanı ise Tusan Grubu vermiş. Kuşadası, Efes, Truva ve Bergama’daki mütevazı otellerin fotoğrafları var. Daha sonra ‘Güneş ve Deniz Şehri: Çeşme’ başlıklı yazı yer alıyor.  Dönemin en önemli tesisi olan ‘Motel Ardıç’ ın reklamı yer alıyor. Meryem Ana, Hıristiyanlık Aleminin Mukaddes Ziyaret yeri ‘Tarihi Efes’ yazıları yer alıyor. 

Turizm ve Fuar ekinin reklamları arasında ise Otel Kısmet, Antaş Havacılık ve Turizm Limited Şirketi, Tariş, Temizocak Sarraf ve Kuyumculuk Koll. Şti, Ercan Avize, Mulson Telefon, Ufa Margarini, Oto Delta, Sunal Kokteyl, Minik Konfeksiyon, Fuar Pastanesi, Hayal Kremi, Oral Halıcılık, Gırgır Süpürgeleri, Doktoroğlu Turizm,  Bonjour Restoran,  Gusto Konfeksiyon, İmbat Restoran, Ziraat Bakması, Durmuş Yaşar ve Oğulları Boyaları yer alıyordu. Ve de koleksiyonumuzda yer alan İhap Hulusi’nn nefis Sümerbank çalışması… ‘Kalkınmak Sanayileşmekle Mümkündür… Sümerbank, Küçük tasarruflarınızı bu uğurda kullanacak tek bankadır’   …

Ve bir de S. Ferit Eczacıbaşı Kremini ve Altın damlası Kolonyasını yalnız Şifa Eczanesinde bulabilirsiniz diyen reklam… Arka kapak için Osman Sezik halıları için bir reklam hazırlanmış…

Bu eki karıştırırken 40 sene öncesinin İzmir’inde bir seyahat şansı doğuyor doğal olarak... Sizinle paylaştığımız fotoğraf ve reklamlar da bu görüntüleri yansıtıyor zaten…
 

 
< Önceki   Sonraki >