Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow İzmir Yazıları arrow KADİFEKALE
KADİFEKALE Yazdır E-posta
Pazartesi, 11 Haziran 2007

Burada yaşayanlar
İki kez mutlu olacak

İzmir, turizm kenti olmayı hedefliyor… 36 sanayi dalını direkt ya da dolaylı yoldan ilgilendiren turizmin İzmir’in de kurtuluşunun yolu olduğu konusunda herkes hem fikir. Kent güzelleşirken, modernleşirken tarihsel değerlerini de korumaya çalışıyor.

 

Kentin tarihsel kimliğini koruyabileceği yerlerin başında gelen Kadifekale İzmir’in Bayraklı’dan sonra ikinci kez kurulduğu yer… Büyük İskender’in Anadolu’ya çıkışı ve Pers egemenliğine son vermesi üzerine Ege Bölgesi’nde Helenistik dönem başlar. (M.Ö. 334-133) Böylece bir şehrin eski İzmir’de kurulması hem konum ile hem de alanın küçüklüğü nedeniyle imkânsızdı. Bunun üzerine İskender, bugün Kadifekale olarak bilinen Pagos tepesi ve eteklerine yeni şehri kurmayı düşünür. Efsaneye göre; İzmir’e gelen Büyük İskender, o zaman ormanla kaplı “ Pagos Tepesi “ denilen Kadifekale’de Nemesis Kutsal alanında (İzmirliler çifte Nemesisi yani ikili su perisini kutsal sayarlardı) avlanırken bir ara ulu bir çınarın altında uykuya dalar, rüyasında gördüğü iki Nemesis, İskender’den yeni İzmir kentini uyuduğu tepenin eteklerinde kurmasını ister, uykusundan uyanan İskender, Klaros’un Apollon kahinine gördüğü rüyayı anlatarak fikrini sorar, kahin rüyayı tek bir cümlede yorumlar :
“ Kutsal Melez Çayı kenarındaki Pagos Tepesi eteklerinde yerleşecek İzmirliler, eskisinden dört kez daha mutlu olacaklardır. “

 İzmir de,  Efes, Bergama, Rodos, İskenderiye gibi zamanın ticarette ve liman işletmesinde ileri gitmiş şehirleri ile boy ölçüşebilecek bir şehir haline bu dönemde gelmeye başlar.  
Bu yeni İzmir’in kuruluşunda İskender’in Pagos Tepesinde gördüğü rüyanın yorumuna dayanmak yerine, dönemin deniz ve karada gelişen ticari potansiyelinin gelişmesinin dayattığı zorunluluk nedeniyle burada kurulmuş olduğuna inanmak, günümüz için çok daha bilimsel bir yaklaşımdır. Nihayet, rakibi General Antiganos’u M.Ö.302’de öldüren Lysimachos yeni İzmir’in kuruluşunu gerçekleştirir. Şehri Pagos tepesi ile İç Limana bakan yamaçlarda kurmaya başlar. Böylece 400 yıl önce Lidyalıların istilası ile yurtlarından edilen Meles Çayı etrafında küçük köysel yerleşimlerde yaşayan Homeros’un hemşehrisi İzmirliler, İzmir’e gelip yerleştiler.

O dönemlerde kentin sürekli saldırılara ve savaşlara maruz kalması yüzünden güvenli surlarla çevrilmeye ihtiyacı vardı. Bunun üzerine bugün Kadifekale’deki Akropol’den itibaren birisi Basmane (Sart Yolu), diğeri Eşrefpaşa (Efes Yolu) üzerinden denize inen iki sur yapılmıştır.
Deniz seviyesinden 186 m. yükseklikteki Pagos Tepesi, körfezin ve şehrin hemen her yerinden gözükebilmektedir. İlk yapıldığından beri İzmir savunma tesislerinin kilit noktasını oluşturan kale; 620 m. uzunluğunda, 200 m. kadar genişliğindedir.
 
Kadifekale aynı zamanda kentin iç kalesi konumundaydı. Ancak elbette kale, günümüze ilk yapıldığı dönemdeki özellikleriyle ulaşamamıştır. Kale Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde de kullanıldığı için bu dönemlerde geçirdiği tamirlerin izlerini taşımaktadır. 18. yüzyıldan sonra Kadifekale’de; camiler, sarnıç, yollar ve Osmanlı karakterli yapılaşmalar görülmüştür. Kentin kuruluş hikayesinde yer alan bir unsur olduğundan dolayı, İzmir için son derece önemli bir anıt belgedir. Kalenin kuzey yamacında bulunmakta olan Tiyatro ile batıdaki Stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır.

 
< Önceki   Sonraki >