Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow Gezi Notları arrow Birbirine çok yakın iki sevda köyü
Birbirine çok yakın iki sevda köyü Yazdır E-posta
Cumartesi, 09 Haziran 2007

Livissi (Kaya) ve Pınara (Minare)

Hisarönü Köyü’nü geçip  çamlar arasından 2 km. daha ilerlerseniz bir "hayal-köy" göreceksiniz. Buranın adı Kayaköy. .Yamaca doğru biri diğerinin önünü kapatmayacak şekilde saygıyla dizilmiş 3500’e yakın evden oluşan bu köy eski bir Rum yerleşimiydi. Anadolu Rumları iyi tarımcı olduklarından ekilir dikilir araziye ev kurmazlardı.

Evler çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurulurdu. Kayaköy de bu anlayışa uygun kurulmuş. Köyde 1922’ye kadar 25 bin kişi yaşıyordu. İstiklal Savaşı’ndan sonra "Mübadele"de köyün sakinleri Yunanistan’a göçtüler. Köyde 13. yy'dan beri hıristiyan toplumun yaşadığı biliniyor. Buraya da Batı Trakya’dan göçenler yerleştirildi. Kayaköy’ün önündeki düzlüğe evler kurdular.  Şimdi düzlükte 2000 kişilik bir yerleşik nüfus var, eski evler de kapısız, penceresiz bir yalnızlık içinde bekliyor. Evler bütünüyle koruma altına alındı ama bu işin epeyce geç yapıldığını siz de göreceksiniz. Eski adı Livissi olan köyde iki kilise, 14 şapel ( küçük kilise ) vardı.. Taksiyarhis ve Katopanayi kiliseleri çok harap durumda. İkincisinin ahşap kapısı Fethiye Müzesi'nde. Panagia Pirgiotis Kilisesi ise iyi durumda.  Ruslar’ın Girit’i işgali sırasında yapılmış, taşları Kafkasya’dan getirildi.

Bu köye sevda köyü denmesinin nedeni bir efsane…. Efsaneyi anlatalım: Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış.  Köyün denize uzaklığının nedeni de kıyıya sadece su almak için çıkanlar değil; çok sayıda korsanın saldırısından korunma amacı..
Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel köyün sakinlerinden bir kızı görmüş. Görür görmez de birbirlerine aşık olmuşlar. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundaymış. Gemi uzaklaşıp gitmiş. kız hep kıyıya bakmış, sevgilisinin yolunu gözlemiş. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir, görüşürlermiş. Bir gün buradan geçerken fırtına patlamış. Delikanlı, babasına burada korunaklı bir koy olduğunu söylemiş. Babası ise delikanlının sevgilisini görmek için gemiyi parçalamayı göze aldığını düşünmüş. Fırtınayla birlikte kavga da büyümüş baba-oğul arasında. Gemi tam kayalara çarpacakken baba bir kürek darbesiyle oğlunu denize atmış ve dümene yapışmış. Ve tam o sırada durumu kavramış. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmekteymiş. Oğlan orada ölmüş. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen kız da kayalara atlayıp ölmüş.
1990'da Rodos'lu papaz ile Fethiye'li imam Ali;  Meryem Ana Kilisesi'nde barış ve dostluk için dua etmişlerdi. Mimarlar Odası ve mimarlık öğrencilerinin oluşturduğu Galata Gurubu köyde önemli çalışmalar yaptı.

Mübadele ile gelen müslüman mübadiller burayı pek sevememişler, çoğu başka yerlere göçmüş. Buradan Yunanistan'a gidenler de Atina yakınlarında bir yabanıl yere iskan edilmişler.


Bir başka sevda ve mübadele köyü ise Pinara, yeni ismiyle Minare

Pinara antik kenti Fethiye'ye 45 km. mesafede….  Minare Köyü .. Likçede Pinale veya Pınara "yuvarlak" anlamına gelmektedir. Mitolojiye göre Xanthos'un nüfusu çok artınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak Kragos Dağı'nın eteklerinde yuvarlak bir tepe üzerinde Pınara Kenti'ni kurmuşlardır. Kentten günümüze ancak kaya mezarı ve lahit mezarlar ile sur duvarları, hamam, tiyatro, agora, odeon gibi yapıların kalıntıları ulaşmıştır. Birkaç büyük deprem geçirmiş kent M.S. 8.yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiştir. Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak biliniyor ve tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmış. Tapınak nedeniyle köye “sevda köyü” deniliyor… Çünkü tapınaktaki tüm sütunlar “kalp” biçiminde….  Yüzlerce "güvercin yuvası" biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis'ini benzersiz kılıyor.

 

 
< Önceki   Sonraki >