Nedim Atilla nın Food in Live Dergisindeki yazılarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
nedim atilla
Anasayfa arrow sonsoz arrow Harper Lee ve Irkçılık&
Harper Lee ve Irkçılık& Yazdır E-posta
Cuma, 01 Nisan 2016
Umberto Eco ile Harper Lee’yi aynı gün (20 Şubat 2016) kaybettik. İkisi de 90’larına yaklaşıyordu. Eco’nun mesleğimiz gazetecilik ile ilgili düşüncelerini pek yakınlarda bir yazıda paylaşmıştım. Eco’ya yeniden döneceğim…  Ama bugün Amerika’da “ırkçılığı” ve “muhafazakârlığı” sorgulayan en önemli kimliklerden biri olan Harper Lee teyzemizden söz etmeliyim.

 

“To Kill a Mockingbird”  Harper Lee'nin 'Bülbülü Öldürmek' adıyla çevrilmiş romanıdır. Zaten ömrü hayatında iki roman yazmış; ilkiyle ikincisinin arası tam 55 yıl… Bu roman 1970’lerde Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarından çıkmış ve neredeyse liselerde zorunlu kılınmıştı ve kimbilir kaç kuşağın çocukluğunu isyanla vicdan arasındaki gerilimle zenginleştirmişti… Bizim kuşaklar Amerika’daki ırkçılığın sıradan âdetlerinden biri olduğunu ondan öğrenmişti…

Bülbülü Öldürmek, ABD'nin güneyinde Maycomb adlı kurgusal bir kasabasında geçer. Jean Louse "Scout" Finch adında küçük bir kızın bakış açısından kaleme alınmış olan eser, bugüne dek dünyada en çok satan romanlar arasında yer almıştı. Scout'a eşlik eden Jem, her ikisinin en yakın arkadaşı Dill ve bir avukat olan babaları Atticus Finch'in başlarından geçeni konu alan roman, ABD'de asılsız bir iddiayla yargılanan bir zenciyi savunmakla görevlendirilen, bu yüzden kasabanın geri kalanıyla ters düşen Atticus Finch'in etrafında şekilleniyordu. Alabama’da hayali kasaba  Maycomb’da geçen ve olayları küçük  kız çocuğu Scout’un gözünden anlatan ‘Bülbülü Öldürmek’in merkezinde bir ırkçılık davası bulunuyor. Beyaz bir kadına tecavüz ettiği iddia edilen siyahi bir adamın yargılandığı davada siyahi adamın avukatlığını Scout’un babası Atticus Finch üstleniyor. Kasabanın büyük tepkisi ve toplumsal statüsünün yerle bir edilmesine rağmen siyahi adamı savunan Finch, 10 yıllardır gündemde kalan modern bir Amerikan kahramanı. Etkisi o kadar geniş ki, hukuk fakültelerine Finch’i örnek aldıkları için giden öğrenciler azımsanacak bir sayı değildi.

Irkçılık karşıtlığının sembolü bir filmdi, Gregory Peck’in baş rolünü oynadığı aynı adlı film, aktörün yanı sıra “en iyi özgün senaryo” Oscar’ına da sahipti…

Benim çocukluğumun İzmir’inde Dikilisinde zenciler vardı ve onlar da bizim gibi insanlardı. Harper Lee’yi okuduktan sonra “bizde böyle şeyler olmaz” diyerek övünmüştüm. Ancak büyüdükten sonra ırkçıların yakın tarihin her sayfasını kirlettiklerini öğrendik. Zorunlu mübadele en masumu, tehcirler, sürgünler, kıyımlar ile dolu bir tarihimiz olduğunu öğrendikten sonra Harper Lee’yi daha iyi anlamıştım…

Ahmet İnsel, on yıl kadar önce Birikim Dergisi’ne “Irkçılık sadece Türkiye topraklarına özgü bir olgu değildir. Ne de en yaygın ve en sistemli örnekleri bu topraklarda görülür. Ama ırkçılığın milliyetçilik, hassasiyet, gençlik heyecanı, cehalet, tahrikler, dış mihrakların oyunları gibi nedenler arkasına sürekli saklanmasının, inkar edilmesinin en iyi örneklerinden biridir Türkiye. En iyi durumda Ermeniyi, Rumu, Yahudiyi hoşgören ama kendinden görmeyen bir zihniyet, ırkçılığın besleneceği verimli topraktır” yazmıştı…

Bugün parlamentoda temsil edilen tüm partilerin üyeleri arasında “ırkçıların” varlığını biliyoruz. Hepsinde; HDP ve CHP’de de ırkçılar var… “Toplumun tümü hiçbir yerde ırkçı, faşist, milliyetçi, demokrat, devrimci, vs... olmaz. Her zaman toplumun üyelerinin bir bölümüdür söz konusu olan. Ama o toplumun davranış, düşünme ve değerlendirme reflekslerine yön veren bir ağırlık noktası vardır. Türkiye’de bu ağırlık noktası, milliyetçilik olageldi. Bu milliyetçiliğin popüler, sokak, lümpen, aydın, siyasal versiyonlarının içinde, farklı dozlarda ırkçılık hep vardı” der İnsel..

Pulitzer ödüllü yazar Harper Lee’nin öldüğünü duyunca “ırkçılık” üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Bu memleketin en büyük dertlerinden birinin gizli-açık ırkçılık olduğunu düşünüyorum..

  • Türkçeye Püren Özgören’in çevirdiği, Tespih Ağacının Gölgesinde adıyla Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan romanı da öneririm.

 

 
< Önceki   Sonraki >